Aynı şehir & Yabancı Coach


Coach, yaşadığı şehri biryabancı gibi dolaşmaya devam ediyor.

Ben, üniversiteyi kazanıpta "doğduğum" şehirden "olduğum" şehre varana kadar sadece yılın belli zaman dilimini kapsayan kısa süreler boyunca deniz kenarında yaşama imkanı yakaladım. Denizin veya "su kenarı"nın şu anda yaşadığım süreç dahilindeki hayatımda önemli olmasının ve kafamda ayrı bir yere koymamın asıl nedenlerinden bir tanesi suya sıklıkla ulaşamıyor olmamdı.

Üniversite için yaşadığım şehirden ayrılma fikri,  ilk başlarda yepyeni bir şehirde yaşamak, hemde tek başıma, bir seferde ortaya çıktığında herkes gibi bende korktum. Liseye kadar kendi evimizde yaşamıştım, hiç sene tekrarı yapmadan üniversiteye girmeyi hedeflerken sağlık problemleri yaşayarak bir hayli zorla da olsa bir üniversiteye girebildim. Şimdi sorsanız eğer memnun musun diye, bilinenin ve genelde verilen yanıtların aksine ben son derece memnun olduğumu söylerim.

Yaptığım tercihlerde gitmeyi istediğim yerlerde denizin olup olmadığı konusundaki ayrıntıya hiç dikkat etmemiştim. İşin içine biraz Ankara'dan kaçma derdi, birazda gitme cesaretini gösteremeyip yeni bir şans için çalışmak girme ihtimali vardı. Benim ise yeni ve sıkıcı bir döneme hiç ihtiyacım yoktu. Daha farkına varmadığım şeyleri sakin kafa ile düşünmek, yalnız kalmak ve kısa süreliğine de olsa hayatın beni nereye sürükleyeceğini görme ihtiyacım vardı. Hiç farkına varmadan Türkiye'nin en doğusunu bile yazdım ki belki yaptığım en büyük hatalardan birisi olabilirmiş, hiç farkında değildim.

Yeniden, son kez şehirden ayrılmadan önce, yaşadığım yeri bir kezde yabancı gözü ile seyretmeye karar verdim. Daha önce hiç dinlemediğim sesleri dinlemeyi ve insanların hayatları içinden geçmeye karar verdim.


Ne kadar değişmiş gözümün içinde suyun değeri. Eskiden içinden çıkmak bilmediğim; en yakın dostum olarak gördüğüm deniz, birden ikinci plana atıverdiğim ikinci sınıf bir arkadaşım olmuş. Oysaki herşeyin içinde su vardı. Rüyalarımda ve güzel zaman geçirmeyi istediğim yerlerin yanında hep deniz vardı. Bakalım, önümüzdeki haziranda bir kez daha ne zaman ve nerede karşılaşacağımızı bilmediğim denizin kenarından ayrılan son bir otobüsn koltuğuna oturduğumda ne hissedeceğim? Eminim yalvarırım beni affetmesi için; yeniden bir şans vermesi için.

İkinci bir şans verilmesinden yana değilim insanlara; kendimde dahil. Yakaladığım veya verdiğim ilk şansın değeri bilinmiyorsa ikincisininkinin bilineceği ne malum? Şimdiye kadar iki insana bir seferden fazla şans verdim. Birisi konusunda pişmanım, diğeri konusunda arada.

Şimdi, bu satırları yazarken deniz, yeniden sana koşacağım yeni yılın ilk gününü sabırsızlıkla bekliyorum. Seninle konuşacağımız, beraber dertleşeceğimiz çok şey birikti ve şimdiye kadar beni senden başka hiç kimse anlamadı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.