Çilekli Frambuaz

Sesi böyle nasıl desem; çilekli, frambuazlı, üzerine böğürtlen sosu dökülmüş Burger King dondurması gibi. İnsanın yavaş yavaş, tadını çıkararak yiyesi; sürekli kulağına fısıldattırası hatta iki kadeh şarap alıp loş bir ışıkta biraz argo konuşturası geliyor. R harflerini söylerken biraz peltekleşiyor dili. Böyle bir zamanda sesinin rengi kesinlikle pastel bir pembe. Bazen öyle bir erkek hayal ediyorum ki kafamda, sevmekten uslanmayan, hep seven, sadece seven, sevdiğine herşeyini verebilecek. Bazen muzip, espirili ama çekingen. Efendi bir adam olduğu ise su götürmez.

Genelde çok samimi, hayatın her alanından birşeyler paylaşabiliyoruz, fikir alışverişlerimiz havada kalmıyor. Çok nazik, düşünceli ve kibar. Kızdığı zaman sesinden buram buram testesteron akıyor. Sesinin rengi koyu bir kırmızıya dönüyor. İşte o zaman nerde olduğumuzu düşünmeden beni kollarına alsın; dudaklarımdan öpsün istiyorum (tabii bir eliyle de belimi kavrasın).

Yahu tanrım, çok şey istemiyorum farkındasındır. Dorothy 5'in attığı e-tokatlar sayesinde Beargi'ye kapak-mapak olmaktan da vazgeçtim. Onun arkadaşlığını kaybedersem bi yanım eksik kalır benim. Yılların arkadaşı; bir bildiği vardır elbet konuyla ilgili. Gerçi bir bildiğin vardır senin, karşıma hiç ummadığım anda çıkaracağın birisi vardır. Bak, işimi elime almaya hazırlanıyorum. Evimin erkeği olacağım, gelmedi mi zamanım daha?

0 yorum:

Yorum Gönder