Cızbız Göbek

Yaklaşık 7 senemi deniz kenarındaki bir şehirde geçirdim, yılın yaklaşık 250 günü güneş ile direk olarak münasebet halindeydik, bu güneşli günlerin ortalama 150'sinde denize girip güneşlenmişliğim bile vardır ama şimdiye kadar hiç bu sefer yandığım kadar yanmadım. Geçen sefer İstanbul'dan satın aldığım kalın çelik kolyemin bıraktığı izden itibaren tüm vücudum iki gündür kıppkırmızı ve kızarıklıklara dokunulunca hayatımda hiç tatmadığım zevkler tattırılıyor, ama kim tattırıyor ve ben ne zamandan beri acıdan zevk alır oldum, bilmiyorum. Günde buz gibi sularla alınan duş sayısı 8'e, balkonda yatılan gün sayısı da haftada 4'e çıkarıldı. Kısaca şu anda tavada yapılmış bir cız-bız köfte gibiyim. Bok mu vardı bu kadar yanacak; az kalaydın güneşin altında; için çıksın, biz denizin d'sini unuttuk, kafan kopsun dediğinizi duyar gibiyim (Zaten sizin o kem gözleriniz yüzünden göbeğimin katları yanmamış, koltuk altlarım ise bembeyaz). Hatta size bir de fotoğraf.

Bu senenin Kızkalesi-Atakent-Susanoğlu plaj modasında yine tight-boxer; dar kesim mayolar ve onların içinde de S-L ebadında ince pipilerle dolgun popolar moda (ki ıslanınca bir fok balığı gibi parlayan hafif kıllı sırtları ile dişime göre olduklarını savunduğum aile babalarının tarifini yapmıyorum bile size. 1.5 gündür her an, uygun olmayan bir ortamda orgazm olma tehlikesi ile yaşıyorum). Geçen gün aynada baktım da, benim popom çok dümdüz gibi ya :( Ankara'ya dönünce nasıl olsa spora başlayacağım, biraz popo çalışsam iyi olacak. Müzik olayına bakacak olursak da Hande Yener ile Demet Akalın arasında gidip gelen bir ucuzluk söz konusu. Ya hamiş: Demet Akalın ne zamandan beri ses sanatkarları arasında sayılmaya başlandı?

Konuyu benim muhteşem ve iç gıcıklayıcı vücut kısımlarımdan gerçek hayata çevirmemiz gerekirse kariyer.net, secretcv ve yenibiris'e bıraktığım olağanüstü CV'ye dün bir yanıt geldi ve pazartesi günü bir iş görüşmesine gidiyorum. Heyecanlıyım...

Annem ve babam + kardeşim ile bugün Ankara'ya götürülecek olan cezerye stoğunu tamamlamak üzere çarşıya indik. İnmişken alışveriş merkezlerinin birisine de gittik ve bana bir tane takım elbise aldık (beni öyle görünce siz ayı-severlerin dibi düşecek) filan. Dönüşte çarşıya uğradık, benim her zamanki gibi midem durmadı ve simit yedim iki tane. Simidimi ısırır; sappsarı saçlarımla bir turist havası ile şehirde dolaşırken gözgöze geldiğimiz iri kıyım ama gözleri ela adamın gözlerine bakarak ne yaptım, tahmin eder misiniz? Bilemediniz, tabii ki tek bir öpücükle koca tırı yoldan çıkarmama benzer birşey olmadı. Simidi can havliyle, önümden çekiyorlarmış gibi ısırdım. Kesin beni açın teki sandı. Keşke ayının teki sansaydı.

öyle.

10 yorum:

  1. adres bilgisi tarafıma iletilsin.;)

    YanıtlaSil
  2. aa depresuf cezerye yapmayı bilmiyon mu yoksam :P coach yollama şu ayuya kendi yapsun yesün :D

    YanıtlaSil
  3. cezerye yapmayı biliyorum tabi (sonuçta sadece havuç ve şeker, o kadar :) ama bakır tenceremi ödünç vermiştim geri gelmedi. Çelik tencerede yapmak istemiyorum şimdi kem küm :D

    YanıtlaSil
  4. afrodizyak olarak bana lütfen sadece havuç ile idare ettiğini söyleme depresif. çeşit çeşit bahağrat atılıyor benim bildiğim birde içine.
    ayrıca çok geç kaldın ki facebook durumumu incelersen eğer; mersin'de yarın ayrılıyorum :)
    öptüm seni; :)

    YanıtlaSil
  5. ben onu esprik yapmıştım coach, teşekkür ediyorum sana tatlı şey. feysbukta gördüm tabi ki, artık temmuzda gelirken getirirsin bişeyler. ama memleketinin de meşhur hiç bi haltı yok ki :) afrodizyak konusuna gelirsek, öyle şeylere ihtiyacım olmadığını bilmelisin öhöm öhöm :P sana iyi yolculuklar.....

    YanıtlaSil
  6. ankara keçisi veya kedisi olmaz mı???
    yarınki iş görüşmesine bağlandı temmuz gezisi, eğer okey verirler de başlarsam başka bahara dicez :/

    YanıtlaSil
  7. ankaranın balı ve armutu da vardır... o yüzden bu kadar çok ayı var :)

    YanıtlaSil
  8. ikisine de bayılırım :D

    YanıtlaSil