Söyleyecek bir sözüm var

Siyasi otoriteler, hastanelere yaklaşık elli arabalık konvoylarla gidip hastane önünde terör mağdurlarının ve şehitlerin üzerinden demeç verip bu işi bir siyaset malzemesi haline getirmesinler, kendilerini terörü nasıl bitirebileceklerine dair çalışma yaparken görmek istiyorum.

İzliyorum da, iktidar da, muhalefette terörü bitirmek konusunda hem fikir; sürekli "terörü bitireceğiz" naraları atılıyor da terörün nasıl bitirilebileceğine yönelik bir çözümü şu ana kadar kimseden görebilmiş değiliz. Gözümüzü boyadığınızın farkındayız. Recep Bey sürekli bir açılımdan söz ederken kutu her seferinde daha fazla kapanıyor ve karmaşık hale geliyor. Her gün, bitirilmek istenmeyen bir savaş için en az üç şehit veriyoruz, şehit haberleri Dorothy U. ile Akşam Haberleri'nin vazgeçilmez son dakika gelişmesi halinde sunuluyor, arkasından halen "Vatan Sağolsun" denilerek gün bitiriliyor. Sadece burada doğduğum için benim olmayan bir savaşta piyon gibi ölüyorum, doğru, vatan sağolsun. Nedense bu savaşta hiç komutan kaybetmiyoruz, hep erlerimiz gidiyor. Nerede bu ülkenin o "vatansever" askerleri?

Bu olay artık Türk ordusunu yıpratma çalışmasından sabrını deneme aşamasına geldi ve ben bu sabrın ne zaman taşacağı konusunda büyük bir merak içindeyim. Karakola saldıran teröristleri abluka altına alıp arkasından ateşi kesme emri verenlere karşı elbet emir-komuta zincirine direnci yüksek bir asker karşı koymalı. Ortada vatanın bütünlüğünü tehdit eden bir durum var ve bu kanunsuz emir çerçevesinde değerlendirilebilir. Çekilme emri dinlenmeyip tehlike ortadan kaldırılmalıdır.

Birilerinin karıları, birilerinin kızları ve başkalarının da yakınları ölmeye devam ettikçe bireysel hareketlerin başlaması için daha çok fazla zaman geçmeyecek, ben size söyleyeyim. Yumurta kapıya dayandığında bu ülkenin insanlarını kimse yerinde tutamayacak ve bu terör nefretinden nasibini alacak olanlar arasında terörü içimize sokanlar ve halkı birbirine kırdıranlar da olacak. O günü sabırsızlıkla bekliyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder