Akşamdan kalan 2 dilim pizza

Dün yine "o"nunla birlikteydik. Nikahtan önce son bir kez daha buluşalım, konuşalım istedik. Onun bu sakin ve sanki mutluymuş gibi olan tavırları canımı sıkıyor. Sen neden mutlusun bu kadar diye sorduğumda mutlu görünmeye çalıştığını söylüyor. Etrafın ne diyeceğinden dem vuruyor; bense 40 yaşında bekar bir profesörün daha karizmatik görüneceğini ısrarla savunuyorum.

Nikah davetiyesini verdi bana, hatta şu anda masamın üzerinde, karşımda duruyor. Baktıkça canım acıyor. Nasıl kaybettik biz birbirimizi; veya nasıl hiç bir araya gelemedik, bunu düşünüyorum. İtiraf da ettim ona, aklımdan çeşit çeşit büyüler geçiyor. Vudusunundan karasına kadar, bişiyler yapayım artık diyorum.

Benim ayakkabı zevkimi çok taktir eder kendisi; damatlık ayakkabısını birlikte alabilir miydik diye bir konu vardı aramızda. Kesinlikle olmaz diye geçiriyordum içimden. Yemeğe çıkmadan önce Ankara'nın potansiyeli hakkında konuşup Yüksel'de turlarken benim kahverengi bir ayakkabı alacağım tuttu; ve birlikte mağazalara bakarken damatlık ayakkabısını da alıverdik. Beğenmem senin nikahına dair hiç birşey derken yine ûlvi fikirlerim doğrultusunda şık bir ayakkabı alındı kendisine. İtiraf ediyorum ki yeni ayakkabıları içinde 40 yaşında bir adamdan çok bayramlık ayakkabısını giymiş 7 yaşında bir çocuk gibi sevimliydi. Onu orada yatırıp dudaklarına yapışmayı istediğimi itiraf edemem size.

RestOut'ta iki kocaman pizza söyledik, birisini birlikte yedik, ben ikincisini eve götürdüm. Kardeşim filan da yedi. İki dilim kalmış...

Bana Sodom ve Gomore'yi hediye etti hatta arasına bir de kalem sıkıştırdı. Adeti oldu artık. Geri çevirmedim. Onu böyle hatırlamaya çalışıyorum.


Zuhal Olcay'ın Küçük Bir Öykü Bu'su "o"nunla özdeştir. Otobüse binince bayağıdır dinlemediğimi farkettim. Hatta bir mesaj yolladım.

Tanıştığımız yerde ayrıldık gibi birşey oldu. Memnun oldum seni tanıdığıma dedim; o da tekrarladı. İlk tanıştığımız gün geldi aklıma. Heyecanla Kızılay'daki Dost'un önünde buluşmuştuk. Hiç görmemiştim onu internette, cesaretin büyüğüydü benim için. İşte böyle...

Eve gidince uzun uzun seyrettim fotoğrafını. Tanıştığımızdan bu yana saçları bir hayli dökülmüş. Şakakları beyazlamış. Keşke hala birbirimizin olsaydık. Gözlerimden bir kaç damla yaş yuvarlandı.

Sabah kalktığımda geceyi hatırlayarak iki dilim pizzayı da yedim. Sanırım artık dostları (gerçek olanlardan bahsediyorum) dinleyip onunla yavaş yavaş iletişimimi kesmenin zamanı.

Yepyeni rüzgarlar arıyorum.

2 yorum:

  1. çok etkileyici olmuş.
    bi an kendimi koydum yerine ve sevdiğim adamın evlendiğini düşündüm. acı, sadece acı.

    YanıtlaSil
  2. Uzun zamandır okuduğum en yoğun yazın olmuş coach. Ayrılığı iyi bilirim, o olduğu yerde kalakalmayı, anılarla mücadele etmeyi. Senin gibi yemeği seven bir insana bile o iki dilim pizza ne ağır gelmiştir...

    YanıtlaSil