Protestolar ve halk bilinci

Günlerdir üniversite öğrencilerinin protesto ettikleri hükümet üyeleri ve onların verdikleri komik ve anlamsız yanıtları basından takip edip duruyoruz. Kimileri atılan yumurtalara karşılık olarak takım elbisesinin kirlenmesini bahane ederek öğrencileri hapsettiriyor, kimileri nüfuzunu kullanarak öğrencilere sosyal baskı uyguluyor. Peki hayatın diğer yönü ne olacak? Gelecekleri karartılan, imkanları ellerinden alınan hatta yeni imkan verilmeyen gençler bu durumun hesabını kime sormalılar?

Bu ülkedeki kanunlar bakanlar ve nüfuza sahip olan kişiler için nasıl işletiliyorsa sıradan vatandaşlar için işletilmelidir. Polislerin göz göre göre döverek tanınmaz hale getirdikleri insanlar haklarını ararlarken onlara orantısız biçimde şiddet kullanan polislerin de yargı karşısına çıkarak adalete hesap vermeleri beklenmektedir.

Durumun bir de başka bir tarafına bakalım.
Hakkını arayan ve protesto eden öğrencilerin dışında acaba kaçımız önümüzden alınanların ve zorla koyulanların farkındayız? Bir televizyon kanalı, İstiklal Caddesi'ne elinde popüler dizilerin oyuncuları ile Egemen Bağış'ın fotoğrafının olduğu bir fiziki görsel malzeme ile röportaj yapıyordu. Elbette ki negatif yönde bir seçilim yapılmış olma olasılığı olmakla birlikte fotoğraftaki kişilerin isimleri sorulduğunda bir çok insan dizi oyuncularının isimlerini ve canlandırdıkları karakterleri bilirlerken Egemen Bağış'ın ismini ve makamını bilemediler. Bu çok ama çok büyük bir ayıp. Protesto ederken, şikayetçi olurken ve hakkımız ararken bunları kime karşı kullandığımızı bilmememiz bizi sadece göstermelik kuru bir kalabalığın içindeki herhangi birisinden farklı yapmaz.

Buradan iki sonuç çıkardım: 
1. Diziler üzerinden yürütülen uyutma politikası başarılı olmuştur.
2.Halk öylesine bir sosyal bunalımdadır ki televizyonlarda izledikleri oyuncuları gerçek yaşama adapte ederek onlarla birlikte yaşamakta ve etraflarında olup bitenleri görememektedir.

Acil şekilde uyanmamız ve gitgide kaybettiğimiz özlüğümüzü geri kazanmamız gerektiğini savunuyorum.

Yorumlar

  1. bilinçli bir yazı olmuş
    tebrikler:))
    bayılıyorum senin bu hassasiyetine

    YanıtlaSil
  2. Tebrikler. Daha cok okuyucuya ulaşmanın bi yolu olmalı.kopyalayıp e-posta olarak paylasalım mı???

    YanıtlaSil
  3. 30 yıldır söylenen tek şarkı (aslında 30dan da uzun ama şimdi yaşımı ortaya çıkarmayayım):
    "e bebeğim eee eeee"

    YanıtlaSil
  4. -keyfine bak adsız, linklediğin sürece istediğin -gibi kullanabilirsin.
    -hemera; :)
    -438; ah ne güzel ninniymiş bu cehalet, herkes dalıp uyumuş nihayet, top atsan uyanmazmış ne rehavet , e bebeğime ee. :)

    YanıtlaSil
  5. Sevgili hükümetimiz kendilerine karanfil atılması yalakalığını bu kadar doğal bulurken yumurta atılmasını nasıl böyle bir tepki nefretle karşılıyorlar anlayamıyorum..

    Oysa tarım bakanımız ülkemizdeki kişi başına düşen yumurta tüketimi sayısının azlığından yakınmıyor muydu?

    Acaba bu tepkilerin sebebi, atılan yumurtaların 'pastörize' olmamasından kaynaklanıyor olabilir mi?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.