xcoach mim: baya röportaj oldu lan

Ciddi ciddi bir röportaja dönüşen yepyeni ve taze mimi okumak ve ûlvi fikirlerimi öğrenmek için bu yazının devamını okumalısınız.

Dindarsınız ya da değilsiniz, inancınız var ya yok , dinlerini yaşadığını söyleyen insanlarda en çok sizi iten şeyler ne ve neden?
Yaşadıkları şeyleri empoze etmeye kalkmıyorlar mı; işte ona gıcık oluyorum. Bak sevaptır; yapmazsan günah olur ifadeleri ile başlayan cümleleri sevmedim, sevmiyorum. Yaşadıklarım veya yaşamadıklarım, sevaplarım veya günahlarım tamamen kendi bünyemde ve inandığım tanrı ile aramada kalmalı. Birileri çıkıp bunu sorgulamamalı. Yapmıyorsam kendim için yapmıyorum yapıyorsam da yine kendim için yapıyor olmalıyım.
Sizi siz yapan özelliklerinizden en belirgin olanı ne?
Takip ettiğim insanların bakış açıları ile hayata karşı duruşlarından çok şey aldığımı kendim de fark ediyorum. Üniversite'nin ilk zamanlarında aşırı ısrarcı bir tiptim. İki ortak arkadaşım bir plan yaptığında aa, bak beni çağırmadılar triplerine bile girerdim. Sonrasında karşımdakilerin de birer birey olduğunu, yaşamayı istedikleri hayatların içinde benim olmamı tercih etmeyebileceklerini kabul ettim. Sonrasında da insanlara birer birey olarak saygı duymam gerektiği gerçeği ile yüzleştim. Zor oldu ama başardım sayılır.
Etrafınızdaki kişilere saygılı mısınız? Neyiniz insanlardan farklı ve ne konuda daha çok saygı bekliyorsunuz?
Saygı kavramım bir yere kadar. İnsanların bana olan davranışlarını, iletişim biçimlerini, yaklaşımlarını ve tavırlarını inceledikten sonra saygı duyup duymaya karar veriyorum. Herşeyden önce ben bir bireyim ve insanlara elimden geldiği kadar 'bireymiş' gibi davranıyorum. İnsanların birer birey olduklarını bilmek ve ona göre davranış sergilemek bile başlı başına bir saygı gerekçesi.
"İnsanın" sizdeki tanımı ne? Karşınızdaki kişi de olmazsa olmaz dediğiniz özellikler neler ve neden sizin için önemli bunlar?
Benim için insan = birey. Herhangi bir aşamada veya konumda; ortamda karşımdaki insanın bana dürüst olmasını bekliyorum. Çünkü ben öyle davranmayı tercih ediyorum. Ona vereceğim değer, göstereceğim saygı ve duyacağım sempati için son derece önemli bir gerekçe bu. Yaşanılan çevre ve geçmiş ile de alakalı aslında.
Hayata bakışınızı paylaşır mısınız? Sürekli bir şeyler için hayatı suçluyor musunuz yoksa hayatta olması gerekenler bunlar ve olması gerekenler yaşanıyor mu diyorsunuz?
2007 Ağustos'tan beri blog tutuyorum. Az veya çok, açık veya kapalı hayata dair çeşitli konularda neler düşündüğümü yazdım. Hayataı suçlamak psikolojik olarak yalnızlıkla geçen bir evrede çok mantıklı bir çıkış noktası gibi görünmüştü ama büyümeye başlayıp daha farklı ortamlarda farklı insanlar ve farklı hayatları görünce hayatın bu işte hiç bir suçunun olmadığının farkına vardım. Hayatta olması gerekenler bence elbette ki böyle değil. Küçük çıkış noktalarının var olduğuna inanıyorum gittiğimiz bu yolun. Onların hayatı değiştirebilecek küçük detaylar içerdiğini ve hayatın onlar vasıtası ile yeni bir boyut kazanabileceğini düşünüyorum.
Savaşların asıl nedeni ne sizce? İnsanoğlu kendinde neyi yok etti ki zulüm denen illet yakasını bırakmıyor dünyanın?
Herşeyden önce paylaşabileceğimiz kadar çok olan şeyleri paylaşmaktan yana değil insanın doğası. Savaşları mahalle arası kavgalarının daha büyük ve profesyonel olan versiyonları olarak görüyorum. Gücü olan, güçsüzün üzerine elindekini almak üzere yürüyor, bazen alıyor bazen de alamıyor. Düşünme, azla yetinme ve planlama yeteneğimizi kaybettiğimize inanıyorum, o yüzden pek çok basit şey için bu kadar çok çaba sarf edip güzel geçebilecek günleri kendi kendimize karartıyoruz.
Sizi en çok huzursuz eden eksikliğiniz ne ? Şunu da düzeltseydim daha huzurlu olurdum dediğiniz, gerçeğiniz, boşvermişliğiniz, gamsızlığınız?
İçinde bulunduğumuz zaman gereği bana çok da birşey katamayacak olan herhangi birşey haricince pek bir şeyi boşvermişliğim yoktur aslında. Evet,gamsız sayılırım; bazı şeylerin çok kafama takılmasına müsaade ederek kendimi yıpratmaktan yana değilim. Aralarında liderlik vasfı, ciddi organizasyon yeteneği gibi kavramların eksikliğini de çekmiyor değilim.
Kalbinizin sesi mi mantığınızın sesi mi? Neden ?
İnsanlarla olan beşeri ilişkilerde kalbimin sesi; buna gün içinde tanıştığım herhangi birisi hakkında kafamda oluşan ilk fikir de dahil, seks yapmak için buluşabileceğim bir kişinin ilk görüşteki imajı da. Kalbimin sesini dinledim ve şimdiye kadar hiç pişman olmadım. Ama olay iş yönünde veya kalbimin sesiyle hareket ettiğim bir ilişkinin maddi boyutunda elbette kim mantığımın sesi de çok önemli.
Biri size bir kötülük yaptı ve biliyorsunuz ki yapılan şey bilinçliydi, tepkiniz nasıl olurdu? Susar mısınız yoksa aynı anda yüzüne vurur musunuz yapılanları? Kişilere davranışlarınızı neye göre belirliyorsunuz ?
Aslında kişiye göre değişken bir davranış biçimi sergilediğimi fark ettim. Kötyülük yapan kişi ile herhangi bir bağlantım yoksa direk olarak yüzüne karşı bana yaptığı şeyi söyleyip etrafımdan uzaklaştırmayı tercih ederim. Geleceğe yönelik bir bağlantı varsa susmayı, yavaşça iletişimi azaltmayı ve sonunda da bağlantıyı kesmeyi tercih ederim. Kişisel davranış biçimim de karşımdakinin duruşuna, davranışına, yaklaşımına ve belki o an içindebulunduğum ruh durumuna bağlı.
Sizce, sabretmek nedir ve üzerinizde otorite kurmaya çalışan, sizin hakkınızı yiyen insanlara sabretmeli miyiz yoksa karşılık vermeli miyiz? Tepkimiz nasıl olmalı?
Sabretmek = emek vermek. Beklemek de bir emektir çünkü. Ben ilahi adalet denilen kavrama inanıyorum. Eninde sonunda gelip yerini buluyor.
Bir konuşmada geçti,ben böyle bir cümle kurdum:"Karşımdaki insan benim için değerli değilse söylediği cümlelerde değerli değildir, isterse hakkımda zanlarla kötü konuşsun hiç farketmez." Bunu söylememin nedeni de şu; biliyorum ki bu dünyada en zor şeylerden biri sizi anlamaya kapalı insanlara kendinizi ifade etmeye çalışmak ve birilerini memnun etmeye çalışmak..Peki siz nasıl düşünüyorsunuz bu konuda?
Bence söz ile düşünce birbirine uymuyor. Çok değer vermediğim insanlardan değerli cümleler çıktığına şahit oldum ben. Aslında çok önemli bir konu değil insanların birbirleri hakkına ne düşündükleri veya düşünmedikleri. Beni anlamayan veya anlamak istemeyen insanlara kendimi anlatmak gibi bir derdim yok benim yaklaşık beş senedir. Buna çok takılmamak gerekli. Özellikle ergenlik dönemlerimizi yaşadığımız lisede ve bazen de üniversite sıralarının ilk zamanlarında karşımıza çıkıyor. Sosyal statümüzün geleceği ile alakalı bir durummuş gibi algılıyoruz bunu. Kendi çabalarımızla başarılarımızın sonuçlarını değerlendirmeyi başarabilmeliyiz.
Hangi söz sizi rahatsız eder ve neden?
Gün içinde pek çok söz beni rahatsız edebilir.
Başkasında kınayıp da sonra sizinde yaptığınız bir şey var mı?
Çok eşlilik, uzak mesafeli ilişkiler ve dedikodu :P


Serhat, karakedi, baysekşıl.
top sizde.

2 yorum:

  1. niye yoruyorsun beni?

    Neyse bloga ilk yazı yazdığımda buna da cevap veririm. Artık nezamana kısmet olursa.

    xoxo...

    YanıtlaSil
  2. bence bir an önce yazmaya başlasan iyi olur.

    YanıtlaSil