Gelelim yeni Blogger sansürüne

Türkiye'de parayı bastıranın istediği herşeyi yaptırabildiği gerçeği var. Dijitürk'te tüm internet alemine bunu yaptırdı. Parası vardı, imkanı vardı ve yasağı çıkarabileceği en uygun yerden yasağı çıkarttı ve derhal uygulattı.

Buraya kadar herşey yolunda.

Dijitürk aynı zamanda insanların para vererek ve uzun süreli kontratlarla satın aldıkları (dikkat edin; satın aldıkları) kanalları müşterilerinin izni dahilinde olmadan ya yayın listesinden çıkardı ya sıradan frekanslara kaydırdı ya da upgrade edilerek sahip olunabilecek paketlere dahil etti. Hemde bu kanallara yurtdışında hiçbir ekstra ücret ödenmez ve her evde neredeyse HD kalitesinde izlenebilirken. Anlayacağınız Dijitürk elde olan birşeyi dijital platform adı altında paketleyip geri sattı. En ufak bir yağmurda da hata verdi, günlerce hizmet alınamadı, ama parasını söke söke aldı. Filan.

Aslında bizlerin ilk önce dünyadan havadisleri almamız engellendi. Manevi değerler öne sürülerek yıllarca Youtube gibi sayfalara erişemedik. Sonra birileri çıkıp belirtilen videoları kaldırdı, sonra sessiz sedasız geri geldi...

Bir süre göremedik.

Hala; fizy yasağı sürüyor. Gün içinde milyonlarca kişinin müzik dinlediği platform da gereksiz ve neredeyse geçersiz bir sebep yüzünden kapatıldı. Tanrıdan Turkcell aldı da yeniden açılacak herhalde.

Bir süre de duyamadık.

Daha önce blogger'a sansür konulduğunda ayaklananlar arasına ben yok sayılırdım. Blog tutmak benim hayatımın çokta önemli bir kısmını oluşturmuyordu. Bağımlılık yapıp bazen bazı düşüncelerimi yazarak aktardığım bu mecranın kapatılması aklımda sadece şöyle bir yanıt olarak biçimleniyor:

Bir süre konuşamayacağız.

Bloglarımıza erişim kapatılırken bizler aslında susturulmak istenilen bir kesim olarak ortak bir paydada birleşiyoruz. Burada aslında servis sağlayıcımız Google'a da çok büyük iş düşüyor: illegal içerik barındıran web günlüklerini kapatmalı. İnternet özgür ve sonu olmayan bir mecra olarak düşünülebilir; ama çoğunluğun yararı için azınlığın durumları göz ardı edilebilmelidir.

Hep söyledim yine söyleyeceğim. Özgürlük kavramımızın içine girecek olanlara fazlasıyla dikkat etmemiz gerekiyor. Nasıl birisine küfür etmek, sokakta yere tükürmek, bir bayanı elle veya en basitinden gözle taciz etmek özgürlük kavramımızın içinde değilse kurallarla ve sözleşmelerle belirlenen sınırları da fazlasıyla ihlal etmememiz gerektiğini düşünüyorum.

Elbette ki konuşacağız. Belki bir süre imkan yakalayabildiğimiz her zaman diliminde birbirimize konuk olamayacağız ama imkanlar yaratılıp bloglar yazılacak ve okunmaya devam edilmeye çalışılacak.

Twitter üzerinde başlatılan #blogumadokunma hareketini de sonuna kadar destekliyorum. Sosyal medyanın gücünü kullanmalıyız ve hakkımız olanın güçlü tarafından gasp edilmesine mani olmalıyız.

Hep birlikte.

Şimdilik Google OpenDNS 8.8.8.8 ve .8.8.4.4 çalışıyor ama önümüzdeki günlerde ne olur bilemiyorum.

Kendimi savaşın ortasında kalmış ve iletişim içine girmek için binbir zorluk çeken bir sivil gibi hissediyorum.

Konuşmaya devam edeceğiz. İhtiyacımız olan tek şey birlik olmak ve sosyal medyanın gücünü kullanmak.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.