Mekanın görsel sorumlusu

Ok, ne iş yaptığımıza dönünce kime sorsan hepsi bir çok şeyi yapıp başarmış sayar kendisini. Hayatınca içine giremeyeceği çuvalların içine girmiş gibi gösterir kendisini.
Sohbet ilerliyor; birbirimizi tanımak için (ne gereksiz) mesleklerimiz hakkında sohbete başladığımızda başlıyor en ünlü gay yalanları listesi.

Bir kere, mutlaka bilgisayar sektöründe çalışıyordur karşımdaki. Ne hikmetse evinde bir bilgisayarı olmayan, internet kafelerden mIrc’e takılıp ankara29p, ank34olg_p gibi rumuzlara sahip ve koli düşürmeye çalışan, yazı yazarken i yerine ı, ü yerine u ve v yerine w yazan herkes bilgisayar mühendisi kesiliverir. Daha iyi bir ihtimalle yarım yamalak format atmayı becerebilenler oluyor bana birer sistem uzmanı. Unutmadan; birde mySql tablolarını export-import edebilenlerse sistem mühendisi. Halbuki her şey hazır. 1.derece HTML kodlarını ordan-burdan eksik-gedik copy-paste edebilenler, sağ klik – save as image fonksiyonunu kıvrak bilek hareketleri ile kullanabilenler ise yazılımcı veya web tasarımcı…

Yalan dizileri otuzlu yaşlarındaki ve hayatında hiç başarılı olamamış erkeklerde kendisini orta düzey yöneticiye, banka müdürlüğüne (ve belki yardımcılığına) ve hatta çok uluslu bir şirketin genel müdürlüğüne bırakıverir. Benimse tanıştığımız o zamana dek bırak çok ulusluluğu, tek uluslu bir şirketin bir genel müdürüyle karşılıklı oturmuşluğun var mı diye sormak geçer içimden. Koskoca şehrin herhangi bir yol-iz geçmeyen köşesinde, 10.000TL sermayeli bir bakkaliyesinin bile bir genel müdürü var, ben öyle söyleyeyim size.

Ne olduğunuz, nereden gelip nereye gittiğiniz konuşmanızdan, yazarken kullandığınız Türkçe’nin akıcılığından ve anlaşılmasının kolay olmasından (ki tanrı kraliçeyi korusun, bir çoğunuz muhteşem yazıyorsunuz), harf seçimizinden (bkz. 2.paragrafın bir yerleri) çok iyi anlaşılıyor. Kendinizi olmadığınız kalıplardan çıkarmaya çalışırken o kalıp size yetmiyor biliyor musunuz, karşınızda olan insan da aptal değil, anlıyor yani; hadi yetirdiniz, o kalıptan çıkmadığınız bir şekilde belli ediyor kendisini.

Pek meraklıyız zaten eşcinseller olarak kendimizi pohpohlamaya ve popomuzu Empire State’i tepeden görecek şekilde konumlandırmaya. Egomuz biraz şişiyor öyle değil mi; patlamaya daha müsait oluyor. Patlatınca da puf! Sil + engelle. Çünkü uğraşmaya vaktiniz yok karşınızdakinin zırvalarıyla(meali: yalanınız yakalandı; tabanlar yağlama zamanı).

Mesela, mIrc’de tanışıp MSN’de cam. (lol) açan iki kişi birisinin garson olarak çalıştığı kafede karşılaştıklarında büyük çoğunlukla garson çocuğumuz birden o kafenin görsel sorumlusu olup çıkıvermektedir. Garson olmak bir gay için son derece küçültücü bir meslektir ve bu hanım kızımız bu mesleği daha janjanlı (lol) olan bir başka meslekle kamufle etmeyi uygun görmektedir. Halbuki garson olsa ne olur?

Siz birde orta düzey yöneticiyim diyenlere bakmayın; onlar herhangi bir yerde sürekli zılgıt yiyen lise mezunu, evli, çocuklu ama hayatlarından memnun olmayan, yeni arayışlar içinde olan, tamamen aktif takılan (ahahahayt!) ama yatağa girince arkalarını dönüp “hadi, sıra sende” diyen tiplerdir. Yönetim ve yönetim kabiliyeti konusunda uzaktan yakından fikirleri yoktur. Sadece amirlerine ve otoritelerine hayrandırlar. Gerçekten yaşadıkları hayatta o amirlerinin yerine geçemeyecekleri için internette geçmelerinin bir sakıncası yoktur; hem zaten kim, nasıl, nereden bilecektir…

Genel müdür olanlarımızın bir çoğunun, açılan büyük alışveriş merkezlerinin bütün müşterilerini çaldığı ve mahalle aralarında sinek avlayan ucuz, kalitesiz ve neredeyse tek giyimlik konfeksiyonların sahipleri veya orada çalışan tezgahtarlar oldukları tecrübe ile sabitlenmiştir. Görselcilerimiz ise (kesinlikle görselciler) görsel tasarlamak konusunda en ufak fikri olmayan ve çalıştıkları mekanların ayak işlerini yapan komi gibi birşeyleri olduğunu iddia ediyorum.

Ankara’da yaşayan gaylarımızın çoğunun ikamet adresi Çankaya’dır mesela ya da Ümitköy. İstanbul’da ise bu güzide bireyimiz mutlaka Beşiktaş, Ortaköy, Taksim, Maslak veya Tünel’de oturmak zorundadır. Çünkü Ankara’da Eryaman, Sincan, Fatih, Keçiören vs, İstanbul’da ise Sefaköy, Avcılar, Maltepe, Pendik, Kartal, Hadımköy vs. semtlerde gaylar yaşayamazlar. Yaşasalar bile mutlaka belirtilen yer Ankara için Cinnah; İstanbul için en iyi ihtimalle Bakırköy popülasyonun yoğun olduğu mekanlardır. O da sadece isimleri kulağa hoş geldiği için. Bu durumda ortaya çıkan manzarada Cinnah veya Bakırköy’de karşılaştığımız her erkeğin homoseksüel olması beklenir.

Unutmadan; “nerede yaşıyorsun” sorusuna verilen yanıt genellikle İstanbul’dur; Sivas’ta olsa, Hatay’da olsa, Adana’da olsa Trabzon’da olsa. Çünkü Sabiha Gökçen Havalimanı’nın açılmasıyla edinilen kombine biletlerle İstanbul’a çok sık seyahat edilebilmekte ve şehir garsoniyer moda kullanılabilmektedir. Bok vardır çünkü İstanbul’da. Bıraksan bir hafta, açlıktan topukları popolarına vura vura memleketlerine dönerler.

Ortalığa atılan yalanlar ve bu yalanların stratosferde yer alıyor olması sebebiyle insanlar gerçeklere inanmamaya başlıyor bu sefer. Hep yalan-dolan, hep Cinnah-Beşiktaş, hep yönetici-mühendis derken ortada yapılacak başka iş kalmıyor. Yaptığınız işe saygınız olsun baylar ve bay görünümünde olup içinde bir bayan saklayanlar. Yaşadığınız semti / şehri ve yaptığınız işi beğenmiyor olabilirsiniz fakat bunun içinden çıkmak yine sizin elinizde olan bir şey. Oradan – buradan tanıştığınız insanlara olmadığınız birisi gibi görünürken ne geçiyor elinize? Yaratıcı yönetmen olsan ne olur, genel müdür olsan ne; hiç birisini olamadıktan sonra? Sizin gibi patlak şamyenler yüzünden insanlar birbirlerine olan güvenlerini kaybediyorlar ve bir avuç insan daha fazla içine kapanıyor. Ne olursanız olun, önce bir bok olun. Böylece yalan söylemeye ve üzerinize başka çuvallar geçirmeye gereğinizi kalmasın. Böylece çıkın ortaya göğsünüzü gere gere gerçekleri söyleyin. Ne karşınızdakinin kafasında kara nokta kalmasın hem de vicdani olarak rahatsızlık duymayın (aa? Ne vicdanı ayol? Kim de?).

7 yorum:

  1. kim kızdırdı yine seni? nerelerdeydiniz bayım?

    YanıtlaSil
  2. kimse kızdırmadı :) eski bi yazım aslında bu, başka bi mecradaydı.
    tatile gittiydik :)))

    YanıtlaSil
  3. daha önce nerde okumuştum ben bunu?

    YanıtlaSil
  4. içimdekiayı ya vermiştim. şimdi alıcam ama giriş yapamıyorum :D

    YanıtlaSil
  5. çok acikli bir hikaye. (:

    YanıtlaSil