Biseksüel işkenceler 3: Eksi kocanın yeni kocanın telefonunu ele geçirmesi ve dert yanmaya başlaması

İki seferdir bayram harçlığımı göndermeyen biseksüel'in yolundaymış gibi giden ama ne yazık ki hala 5000 promil alkollü sarhoş bir gizli pasifin ruh halinden çok da farklı olmayan blogu üzerinden intikamımı almaya ve yapıştırdığım linkler ile ziyaretçileri kendi bloguma çekmeye karar verdim. Bu sayede Google reklamları vasıtası ile o harçlıkları kat kat çıkartmayı hedefliyorum.

Gelelim asıl konumuza. Yani eski kocanın eski kocasının yeni kocayı; yani bizim Alican'ı aramasına...
Çok ama çok derinmiş gibi yaşanan ama aslında MSC Magnifica'nın okyanus yüzeyinde ilerlerken battığı derinlik kadar; anlayacağınız dilden konuşuyorum: 2 kilometre derinlikteki bir okyanusun üstünde sadece ortalama 6 metre batmış bir transpasifik düşünün- bir sığlığa sahip ilişkilerin ardından sıklıkla yaşanan bir durumdur 'eski kocanın eski kocasının yeni kocayı' araması.
Ay hala anlamadıysanız aq hepinizin;
bi de çizdim. hıh.

Bu tür ucuz davranışlar genelde ilişkinin yaşanıp bitmesinden ki bu muhteşem derin ilişkilerinizi yaklaşık 3 saatte yaşayıp bitirdiğinizi varsayarsak acınacak kadar uzun bir süre yaklaşık bir yada iki hafta sonra kendisini gösterir.

Eski kocası ile dertleşmeye başlayan ex; eski kocasının başını öylesine ağrıtır, öylesine ağrıtır ki, adamcağız koli kesemez çarka çıkamaz olur ve bir caprice queen tüylü bamya olarak evini işgal eden asalaktan kurtulmak adına ex'inin telefonunu karıştırmaktan ve yeni sevgilisinin telefonunu bulmaktan başka hiç bir işi gücü kendine yediremez; ne yapar ne eder ex'ini tongaya düşürür, ya o banyoda histerik çığlıklar atıp kendisini diş ipiyle boğmayı ya da küvetin içini buz gibi suyla doldurup dolapta duran elektrikli saç kurutma makinasını ahmakça küvetin üst tarafına kazılmış bir deliğin içine tepiştirilen prize sokup küvetin içindeyken suyun içine düşürmeyi planlarken cep telefonunun numarasını sinsice alır ve yeni kocasını arar.

Klasik olarak karşımıza çıkan bu durumun birinci şartı ve teması genelde yeni kocaya ex'inin ne kadar kötü durumda olduğunun anlatılmasıyla başlar. Günlerdir yemek yemediğinden, sırım gibi süzüldüğünden, gözünün yaşının kurumadığından filan bahsedilir detaylıca. Arada tabii unutulmazsa acımasız bir kaç analiz, görüş, düşünce ve öneri Tanrı Parçacığı'nı bulmuş CERN Astrofizikokimyacısı gibi şuh ve gizemli bir ses ile aktarılır. Burada temel durum kendisini eski kocasına feda etmiş yalnız, acınacak halde, psikolojik destek versen git geri demeyecek kadar yıpranmış, harap ve kendisini toplumdan soyutlamış bir 'eski sevgili' değil sadece 'eski dostunun' mutluluğunu isteyen bir dostluk anlayışıdır. Ha; unutmadan, hatırlatın bir arada muhteşem dostluk anlayışınıza tüküreceğim.

İlk aşamanın ardından sıra ex'in yeni kocasını ne kadar çok özlediği, onsuz yapamadığı hatta zaman zaman intiharı düşündüğünün çıtlatılmasına gelmiştir. Bunlar biraz önceki CERN mühendisi kifayetinden çığlık kıyamet uzaklaşılarak sanki Kudüs'teki Ağlama Duvarı'nın önündeki Yahudi hacılara doğru yolun ne olduğunu gösterecekmiş ama önce kendisinin öğrenmesi gerekiyormuş gibi bakan takkeli çakma Müslümanlar gibi soğuk, mesafeli ve kıskançvari bir ses tonu ile zaman zaman buğulandırılmış sessiz harfler ile hıçkırıkların arasına sıkışan boğuk sesli harflerle anlatılır. Temel amaç burada yeni kocanın hemen ex'ini arayarak onunla görüşmek istemesini sağlamaktır. Çünkü evdeki tüm bıçakların yerine konması, küvetteki suyun boşaltılması ve yeni diş iplerinin alınması gerekmektedir ve ay sonu geldiğinden bunların aslında ekonomik kullanılması gereken şeyler olduğu gerçeğidir.

Lafım Biseksüel'in blogundan dışarı, son ve en etkili aşama ex'in kocasının kapısına dayanma sürecidir. Zamanlı zamansız, anlı ansız, koli keserken yada kesmezken, 31 çekerken veya c2c yaptığını düşünmeden kocanın evine yapılan ziyaretler arada küllenmeye başlayan aşkın yeniden alevlenebileceğini düşündüren temel unsurlardır ve malesef bazı saf homoseksüel homo sapienlerimiz bu oyunlara bir bir gelmektedir!

Ayh. Sıkıldım. Yeter.
By.

0 yorum:

Yorum Gönder