Elit kızın karşısındaki Hülya Koçyiğit ezikliği

Devam ettiğim kursta bir kadın var; gerçi pek çoğu 'evde oturmak yerine memur olayım bari' diyen tipler ya neyse, aklımın hayalimin almadığı sınavları, giriş bilgilerini filan takip ediyor. Bu kızdan faydalanmaya karar verdim.


Geçtiğimiz haftalar malumdu, Ankara karlarla kaplandı, yolda yürürken ince topuklu terlikler yerine kalın kar botları, asker postalları filan tercih ettik. Bol bol karda oynadık, yuvarlandık, karda yattık hatta tişörtler ile 'bir kez daha mı görücez lan. ehiehehi' formatındaki iğrenç kendi kendimizi kandırma ruh halleri ile güreştik filan. Tabii sonrasında ateş 40'ı buldu, battaniyeler ve yorganlar en önemli arkadaşlarımız oldu. Kursun da tatil olması sebebiyle 1 hafta yatıldı...

Haftanın sonunda iyi olundu, kurs başladı, yeni sınavlar, arkamızı meşgul eden yepyeni matematik konuları ve bir o kadar ahmak çözüm yolları derken tamam, herşeye yeniden hazırdım. Haftasonu en elit markanın kocaman ıslak mendik paketlerinden 10 tane stok etmeyi unutmamıştım elbette ki, hafta içi yolda-belde öksürür tıskırırsam en şuh halime çantamdan çıkarır etrafımdaki insanları ne kadar umursadığımı gösterircesine silinir sonra çöpe atarım diyordum, kaldı ki hiç birisi aslında umrumda bile değildi.

Pazartesi yola çıktığımda kendisini gösteren aksiliklerin ilki otobüste baş dönmesi oldu. Hastalığımın tamamen geçtiğini sanıyordum. Belki psikolojikti... Kafamı cama dayayıp acınası bir yüz şeklini suratıma verdikten sonra uyuya uyuya Kızılay'a vardım. Hemen McDonalds'tan kahve alındı, Belko'dan potakal ve nar suları; derse girildi.

Yazının ilk satırlarında bahsettiğim kızda gelmişti. Bakalım bu hafta ne gibi sınavlar ile başbaşayız diye sorup kızdan yanıtları beklerken derin bir öksürük geldi, ağzımı kapattım; kahrolası mendiller yanımda olmadığından tabii, elimi çekerken gördüm ki bir haftadır boğazımda biriken balgam tüm yapışkanlığı ile olduğu gibi elimde. Elimi ağzıma Hülya Koçyiğit'in yumruğunu bastırdığı gibi bastırıp tuvaletin yolunu tuttum.

Elit kızın karşısındaki iğrenç kişi oluyordum bir anda. İyi ki görmedi. Yoksa bana bir daha sınav-mınav söylemezdi...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.