Anti Zenne The Movie grubuna aydınlanma mesajıdır.

Facebook'taki özgürlüklerimiz arasında elbette ki gruplar kurmak ve o gruplarda aklımıza hayalimize gelebilecek her türlü şeyin propagandasını yapmak, benimsediğimizi sandığımız fikirleri insanlara empoze etmek ve bu fikirler doğrultusunda topluma 'doğru birşeyler' kazandırdığımızı sanmak da var.

Bunlardan birisi, zaman tünelimde az önce paylaşılan bir grup ile ilgiliydi. Anti Zenne The Movie. Mehmet Binay ile Caner Alper'in Türkiye'nin bir gerçeğini su yüzüne çıkardıkları film. Facebook'ta kurulan ve Anti Zenne The Movie ismini taşıyan grup, homoseksüalite ile ilgili nefret içeren, kin kusan ve aşağılayıcı nitelikteki söylemleri ile eşcinselleri açıkça işaret etmektedir.

Grubun tanıtım metnini olduğu gibi alıp buraya yapıştırdım ve altına da metindeki yanlışlıkları yazacağım ve olmaması gereken bakış açılarının doğrularını açıklayacağım.

Toplum hayatının bir gerçeği olduğunu , normal olduğunu , bize kabul ettirmeye çalışanlara HAYIR diyoruz ! Homoseksüellere hayır

Son zamanlarda artarak propogandası yapılan kavramlardan biri de eşcinselliktir. Yapılan propogandalar sonucunda eşcinsellik, Batı toplumlarında oldukça yaygınlaşmıştır. Bu yaygınlaşma, eşcinsel başbakanların,bakanların hatta papazların ortaya çıkması derecesine varmıştır. Batı ile kaynaşma ve yakınlaşma siyaseti sonucunda,bizim toplulumuzda da bu yaşam tarzının yaygınlaştığını görmekteyiz.Bu sapkınlığın yaygınlaştığı toplumların çöküşe geçtiği tarihsel bir gerçekliktir. Bu nedenledir ki bütün Milletler, bu sapkınlığın toplum içerisinde gelişmesine karşı mücadele etmelidir.

Eşcinselliği ilahi bütün dinler yasaklamıştır. İncil’deki Sodom ve Gomore, Kuran’da belirtildiği üzere Lut Kavmi, bu sapkınlık nedeniyle cezalandırılmıştır.

Eşcinsellik ve cinsel sapıklıklar; genel olarak Türk Milleti tarafından tarihin her döneminde kabul görmemiş ve dışlanmış kavramlardır. Öyle ki bu olguları ifade eden kavramların terimleri genelde başka dillerden dilimize geçmiştir. Bilimsel bir gerçekliktir ki, bir dil kendi toplumunda olmayan bir sözü genelde diğer bir dilden ithal eder. Gey,ibne,lezbiyen,fuhuş,zina,fahişe, kahpe,sübyan,kerhane.... gibi bu sapkınlıkları anlatan sözcükler yabancı kökenlidir. Tunç,demir,altın,gümüş,kaşık,kılıç,bıçak çatal,bardak,... gibi uygarlığın kanıtı olan kavramların öztürkçe karşılığı varken, sapkın kavramları anlatan terimlerin dilimize başka dillerden alınması, Türk uygarlığına bu kavramların daha sonradan girdiğini gösterir. Bu kaçınılmaz ama olumsuz bir etkileşimin sonucudur.

eşcinsellik propogandasının yapılmasındaki asıl sebep,şüphesiz ki aileyi yıkmaktır. Aile yıkıldığı zaman bireyler; daha kolay yönetilebilir,daha çabuk köleleştirilirler.Akrabalık bağları ve ahlaki değerleri güçlü olan milletlerin dış ve iç tehditlere karşı direncini kırmanın zor olduğunu bilen küresel odaklar, ülkeleri gerek iktisadi gerekse somut olarak işgaledebilmek için aileyi yoketmeyi amaçlarlar. Boşanma,eşcinsellik,anaya ataya dikbaşlılık, bu küresel güçlerin yayın kurumları tarafından özendirilir hatta çağdaşlıkmış gibi sunulur.

Özellikle Amerikan yapımı dizilerde, tanıtımlarda(reklam), sabah izlencelerinde,filimlerde eşcinsellik, aykırılıklar düzenli olarak sunulmaktadır. Bu Amerikan yayınları, Avrupa kanallarında, kısmen de Türk kanallarında yayınlanmaktadır. Batı Avrupa ülkelerinde çekilen yayınlar da genelde bu yöndedir. Bu yayınlar ve hukuk destekli tasarılar sayesinde Batı toplumlarında evlilik oranı düşmüş, gayrı meşru çocuk sayısı artmış, eşcinsellik yaygınlaşmıştır.
Homoseksüalite, toplum hayatının bir gerçeği gibi gösterilmez, toplum hayatının bir gerçeğidir ve aslında her toplumda baskı gören bir 'gerçek'tir. Bunun topluma nasıl servis edildiğidir asıl sorun, maalesef ki heteroseksüel yaşamın gerçekleri kadar adil bir şekilde servis edilmez.

Homoseksüalite, yasaklanacak, engellenecek yada önüne set çekilecek birşey olsaydı, dünyadaki tüm homoseksüeller, yaşamlarının ilk evresinde zaten 'neden böyleyim' diye kendilerini sorguladıklarında toplum tarafından fazlaca baskın halde tutulan heteroseksüaliteye geçiş yaparlardı. Kısaca 'homoseksüaliteye hayır!' demekle iş bitmiyor Bitemez de.

Eşcinselliğin maddi olarak propagandası yapılamaz. Nasıl homoseksüalite 'tercih edilen' yada 'seçilen' bir yönelim değilse heteroseksüalite de değildir. Heteroseksüellerin yada homoseksüellerin farklı roller biçilen ilişkilerin tarafları oldukları doğrudur fakat bunun propaganda yapılması ile ilgisi yoktur. Eğer homoseksüalitenin propagandasının yapıldığı ve buna bağlı olarak toplumda sayılarının arttığı kabul ediliyorsa bu yukarıdaki metin de heteroseksüalite propagandasının en ala daniskasıdır, ne yapalım yani, kınayalım mı?

Tekrar söylüyorum, yeniden defalarca söyleyeceğim. Eşcinseller toplumun her yerinde, her kesiminde, her mevkiisinde bulunan insanlardır. Batı toplumlarında bu durum sadece 'daha fazla görünür olmak' ile alakalı birşeydir. Bizim mecliste, hükümet kanadında, memuriyet kesiminde de onlarca eşcinsel olmadığını mı sanıyorsunuz? Çöküşlerin tek sebebi eşcinsellere bağlanamaz. Günümüz Türkiye'sindeki gibi yanlış yönetim politikaları, dikte rejimlerinden hallice yönetim stratejileri, cahil yöneticiler, diktatör kılıklı başbakanlar ülkelerin gidişatını çok muhteşem mi etkiliyor ki Tanrı tarafından ülkelerin sonu getirilsin? Eşcinselleri de tanrı yarattı, onlarla inandıkları şey arasında girmenize de asla izin yok.

Eşcinsellik, Türk uygarlığı dediğiniz karma yapıya çok da yeni girmedi. Ta Orta Asya zamanlarından bu yana, Osmanlı Devleti'de dahil, eşcinsellik ve eşcinsel ilişkiler vardı. Bunun en iyi örneği Fatih'in Bursa'ya ve İstanbul'a kurdurduğu ocakları verebiliriz. Bursa çocuğu'nun nereden geldiğini sanıyordunuz ki? Fatih'in haremine kadınlar kadar sıklıkla giren genç erkekler, yürüyüş ve gösterilerde yeniçeriler kadar itibar ve saygı görürdü. Yine Osmanlı zamanında neredeyse her erkeğin bir oğlanı vardı ve onunla cinsel ilişkiye girerdi. Bunları ben söylemiyorum, tarih yazıyor. Eşcinsellik mücadele ile sonuçlanabilecek birşey değildir. Kaldı ki hastalık olmayan birşey ile mücadele de edilmez. Farz edin ki edilecek, yöntemleri merak ediyorum.


Bilimsel gerçeklikleri şöyle bir kenara bırakalım. İşinize geldiğini kabul edip işinize gelmediğini kabul etmemek gibi bir lüksünüz yok. Evet, eşcinsellik ile ilgili argo veya regular terimler bize Avrupa lokasyonundaki ülkelerin dillerden geçmiştir fakat bunun Türkçe'de anlaşılır ve toplum tarafından kabul edilebilir bir biçimi henüz olmadığından bu böyledir. Ne yani, 'oğlancı' mı denseymiş, yada 'sevici' mi?

'Bu sefer de çocukları s*ikiyorlar, kızları bozuyorlar!' diye cihat ilan ederdiniz. Gerçi bu söylediklerimi çoğunlukla heteroseksüeller de yapıyorlar ya. Neyse. Çocuk tecavüzlerini ve cezaevlerindeki işkenceden beter manzaraları basın ortaya çıkarabildikçe görüyoruz.

Zina ise bu grubu açan insanların hiç yapmadığı birşey mi, fahişe yatmadıkları kadın mı yada kerhane gitmedikler bir yer mi? Hiç bir kadın fahişe olmak için doğmaz. Onu fahişelik yapmaya iten yine egemen erkek egosunun gerçekleridir. Erkekler tarafından işsiz ve aşsız bırakıldıkları için yine erkeklerin temel ihtiyaçlarına hizmet ederler. Buyurun muhteşem bilimsel gerçeklikler sayesinde Türkçe tanımlarını yapın, önerilerinize her daim açık TDK. Toplumsal arası etkileşimler zaman içinde her zaman olan gerçeklerdir. Bunların olmaması, bir toplumun içine kapanması anlamına gelir ki bu da kullandığınız iPhone'ların filan Türkiye'de yeniden satılamayacağı anlamına gelir.


Hangi aile yapısından bahsediyoruz? İktidarsız erkeklerin kadınlarını öldürdükleri, kendilerin yaşça küçük çocuklara defalarca tecavüz ettikleri detaylarla süslü aile yapısı mı bu? Türkiye'de 'gerçek' aile yapısını sergileyen çok az bir kesim kaldı. Onlar zaten 'aile kavramı' denilen şeyin ne olduğunun farkında. Eşcinsellik aile kavramını bozmaz, üstüne daha bilinçli, saygılı ve kendini geliştirmiş bir düzenin içinde, şiddetten uzak bir neslin yetişmesine katkı sağlar. Yani iktidarsız erkeklerin kendilerinden güççe daha zayıf kadınları ezdiği bir dünyadan daha farklı bir bakış açısı çizer. Yalnızlaşmak, köleleşmek yada benzeri sonuçlar ile baş başa kalmak için aile yapısının yıkılmasına gerek yok. Zaten günümüzdeki politikalar insanları daha asosyal bireyler haline getirip yalnızlaştırıyor, günden güne dışa bağımlı hale getirerek köleleştiriyor. Bunların farkında değilsiniz gibi görünüyor.

Yapılan reklam ve yayınların eşcinselliği arttırması gibi bir durum sözkonusu değildir. Eşcinsellik için farklı teoriler olsa da, benim kişisel fikrim doğuştan gelen bir gerçeklik olgusu olduğudur. Bahsedilen bu reklam ve yayınlar eşcinselliğin görünürlüğünü arttırmaktadır. Bu durum, toplumda var olan bireylerin ortaya çıkmasını tetikledi, hepsi bu. Yani merak etmeyin; bulaşıcı değil :))).

Son olarak, Zenne'yi aracı ederek eşcinselliği yargılamaya, kötülemeye ve karalamaya kalkmayın. Her erkek bir erkekle sevişmenin nasıl birşey olduğunu merak eder. Bugün yada yarın bir erkekle muhakkak sevişeceksiniz, belki dün seviştiniz bile. Toplum içindeki gerçeklerin tümüyle başa çıkamazsınız, yeri gelir İstanbul'da on bin ibne toplanır yine gereken cevabı veririz. Baş edemeyeceğiniz şeyle birlikte yaşamayı öğrenmeniz gerekiyor. Bunun için de en azından ilkokulda biraz ders dinleyip lisede filan da felsefe derslerinde empati yapmayı öğrenmiş olmak gerekiyor. Yoksa da yoktur diye birşey yok, öğrenmenin yaşı yoktur.

Bizimle yaşamayı öğ-re-ne-cek-si-niz.

0 yorum:

Yorum Gönder