Çocukların taciz edilmesi ve çocuk tecavüzleri ile ilgili

Uzun zamandır tacize, cinsel tacize; özellikle de küçük çocuklara yönelik uygulanan tacizlere yönelik bir yazı yazma düşüncesindeydim. Yakışıklı Öküzcüğüm'ün blogunda bir kaç gün önce yer verdiği ve 'yeniden' gün yüzüne çıkardığı bir web sitesinden sonra artık bu konuda oturup yazmam gerektiğine karar verdim.

Öncelikli olarak taciz, tehdit edici, rahatsızlık verici ve toplum tarafından tasvip edilmeyen davranışların tümünü temsil eden bir kelime (Wikipedia'ya göre) olsa da kişilere gösterilen ve kişi tarafından hoş karşılanmayan davranışlar olarak basitleştirilebilir.

Türkiye'deki tacizin durumu ise son derece içler acısı bir hal almaya başladı. İstanbul'da toplu taşıma araçları olan Metrobüs'lerde meydana gelen ve Twitter başta olmak üzere pek çok sosyal medya aracında yankı bulan ama en temel şehir yönetim birimleri olan belediyelerden bile herhangi bir tepki gelmeyen taciz, okullardaki öğretmenler, camiilerdeki imamlar yada en basit hali ile sokaktaki herhangi bir erkeğin kadına olan sarkıntılığı şeklinde kendisini gösterebiliyor.

Metrobüstekileri, iş yerinde yaşananları yada kendisini savunma kabiliyeti olan yetişkin kadınların başına gelen tacizleri bir nebze olsa bir kenara bırakabiliyorum, kaldı ki bunu meşrulaştırma derdinde değilim fakat işin daha kötü, iğrenç, basit ve mide bulandırıcı tarafı ile yüz yüze kaldığımda maalesef demekten geri duramıyorum.

Küçük çocuklara yapılan tacizler, özellikle cinsel tacizler beni fena halde rahatsız ediyor.

Yaşı henüz 10'a bile varmamış, cinsellikle tanışmasına daha yıllar olan ve cinsel ilişkinin 'C'sinden haberdar olmayan, kaldı ki olmaması beklenen bedenlerin onlara nispeten daha bilinçli olan insanlar tarafından istismar edilmesini ve bu edilmeye devlet eliyle göz yumulmasına itirazım var.

En basit haliyle anlamadığım şey büyük insanların yaşça küçük olan, reşit bile sayılamayan bu küçük bireylerin bedenlerinde ne gibi hayaller yaşatarak onların geleceklerine yönelik bambaşka bir rota çizme cüretini nasıl gösterdikleri?

Açıkça hedef göstermekten kaçınırım ama geçtiğimiz dönemlerde Türkiye'nin doğusundan batısına kadar pek çok ilinde ortaya çıkan taciz ve tecavüz olaylarının çoğunda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri ile camiilerde görevli olan imamların da işin içinde olduğunu gördük. Türkiye gibi çoğunluğunu Müslümanlık inancı ile kendisini tanımlayan bireylerin yer aldığı bir ülkede genç bireyleri yetiştirmek görevini üstlenen yada topluma örnek olarak onları yönlendirme becerisine ve yeteneğine sahip insanlar bu gibi davranışlar sergilerse diğer insanlar ne yapsınlar; kendilerinde tacizi ve tecavüzü hak mı görsünler?

En çok tüylerimin ürperdiği nokta, defalarca tecavüze uğrayan küçük kızların devlet tarafından yapılan araştırma ve soruşturmalarının sonuçları oluyor. Verilen raporlarda ve açıklanan sonuçlarda küçük kızların akli dengelerinin yerinde olmadığına, ailevi sorunlarının olduğuna veya her evde yaşanabilecek benzer sorunlardan dolayı rızaları dahilinde cinsel ilişkiye girdiklerinin belirlendiğine dair ibarelerinin yer alıyor olması.

Küçük yaştaki bireyleri cinsel birer obje olarak görüp onlarla kopasıca penislerini tatmin eden iğrenç insanları  bir kenara bıraktım hadi; bu kararları veren insanların hiç mi çocukları yok; hiç bir eşlerinde-dostlarında yada akrabalarında benzer yaşlarda çocuk yok? Daha 10 yaşına yeni girme dönemindeki bir çocuğun nasıl olurda kendisinden yaş ve boyutça kat kat büyük bir erkekle cinsel ilişkiye girme rızası olur?

Hiç mi kitap okumadı bu insanlar hukuk öğrenimleri boyunca? Tuğla gibi kitaplardan hiç bir çocuk tacizine yönelik 'herhangi birşey' kapamadılar? Kendi rızası ile cinsel ilişkiye girmiş de ne demek? Kaldı ki 18 yaşına girene kadar kendi rızası diye birşey de yok! Ne yaparsa aslında sorumlu olan kişi ailesinde onun velisi olarak görünen bireyler!

Aslında basın vasıtası ile duyduklarımız duymadıklarımızın yanında çok küçük bir örneği temsil ediyor. Doğu taraflarında yaygın olan gelenekler, genç yaştaki bireylerin yanlış zamanda yaşadıkları cinsellik sebebiyle hayatlarının geri kalan döneminde cinsel zorluklarla karşılaştıklarını gözler önüne seriyor. Devletinse bu duruma 'dur' demek için en azından küçük çocuklara karşı uygulanan cinsel taciz ile başlanabilir; çok ama çok çalışması gerekiyor.

Devletin kendi başına çalışması da aslında yeterli sonuca ulaşabilir mi, bilmiyorum. Taciz ve tecavüzcülerin içinde şehirlerde yaşayan ve yüksek mertebelerde bulunan devlet görevlilerinin de var olduğu ve henüz o bireylerin herhangi bir ceza ile başbaşa kalmadıklarını göz önünde bulundurur; bunun üzerine Pozantı Cezaevi'nde yaşananların bir kısmını Yıldırım Türker'in Radikal Gazetesi'nde yayınlanan Binlerce Pozantı yazısından yola çıkarak değerlendirirsek taciz ve tecavüzün önlenmesi konusunda güvenilmesi gereken mercinin aslında devlet olmadığı sonucuna da varabiliriz. Bu olaylar devletin üniformasını taşıyan askerler ve polisler tarafından da başarılı bir şekilde gerçekleştirilip örtbas edilebilirken kimi kime şikayet etmemiz ve sonuç beklememiz gerektiğini düşünmeden edemiyorum.

Öküzcüğümün linklediği ama uzun zamandır güncellenmeyen bir web sitesi, çocuk tacizlerine yönelik bilgilerin yer aldığı ve cinsel istismara uğrayan çocuğun davranış biçimlerine örnek veriler taşıyor.

Kendimizden küçük olan bireyleri korkudan, şiddetten ve tacizden korumak biz büyüklerin görevleri arasında. Onları dünyaya getirmeyi biliyorsak onları kendi ayakları üstlerinde durana kadar korumak da bizim  sorumluluğumuzdadır!

Çocuk taciz ve tecavüzlerine yönelik hazırlanan web sitesini incelemek için www.benikoruyun.com web sitesini ziyaret edebilir ve sitedeki görselleri web sitenize / blogunuza ekleyerek bu durumu görmezden gelmeye yardımcı olabilirsiniz.

Yorumlar

  1. Bu nasıl bir şehvet tiryakiliğidir. Ahlâksızlığın, edepsizliğin, pisliğin bu kadarı nasıl bir arada taşınabilir.

    Minicik bir öğrencimin; "ben babaları sevmiyorum" diyerek kucağımda saatlerce ağladığı gün geldi hatırıma.

    "insan olmak, olabilmek" başlı başına bir erdem aslında. Din ile, diyanet ile ilişkilendirmemek gerek belki de.

    Pek güzel anlatmışsın yüreğine dolanları:)

    YanıtlaSil
  2. Bu hali, aslında defalarca sansürden geçmiş, içindeki sosyal ve kültürel işaretlerinden arındırılmış hali.

    şu dünyada, eğer varsa kabul edemeyeceğim tek şey çocuk tacizidir. bu bana belki cinayet bile işletebilir fakat dilin kemiği yok işte, yazıda da sabırlı olmaya çalışıyorum.

    xoxo

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.