İşçi lokantasındaki lolinez queen

100 gram eti 40 TL'ye satan lüks ve bir o kadar da avam restoranlar içindeki kaparili makarnanın üzerinde eklenen fesleğenin miktarının derdine düşenleri çok iyi anlarım, hatta onlara destek olurum da, adı üzerinde 3. Sınıf Lokanta olan ve bir personel grubuna hizmet veren işçi lokantasındaki Queen'leri anlayamam...
Bilmeyenler için söylüyorum, yoksa acımasız bir kategorizasyon açıklamıyorum; lokantalar hizmetlerine, yemek çeşitlerine ve sunuşlarına göre filan bir kaç sınıfa ayrılıyorlar.

Nasıl olduysa babam bugün bizi yemeğe çıkarmaya karar verdi, biz dediysem kardeşim gelmedi, anneyle ara zaten bozuk; çıktık çalıştığı yerdeki lokantaya gittik. Severiz ailecek aslında, hoş yer sayılır.

Orman kebaplarımızı söyledik, yanında pilav istedik, yağsız ve limonsuz salatayı ekledik ve üzerine keşkül söyledim. Pek severim oranın keşkülünü. Daha kimse yapamadı öylesini filan.

Elit elit yemeğimizi yer; çatal bıçaklarımızı görmüş geçirmiş bir tavırla kullanırken giydiği dar kesimli siyah kumaş pantolonu poposunun arasını yumuşacık saran ve yaklaşık 33% oranında ayıran, balcının bütün kıvrımlarını (galiba düz başlı ve kalın, yumurtaları da iri; en sevdiğimden) bütün gerçekliğiyle ortaya koyan göbekli esmer delikanlıya yükselen bir sese dönme gereği hissettik.

"Eksiksiz olsun, bozuşuruz!"

Lolinez queenin teki bizim rimming manyağı edilesi garsona bir takım siparişler vermiş ve bunların eksiksiz olmasını talep ediyordu ciyak ciyak, herkesin duyabileceği şekilde.

Pardon da, adisyon ile sipariş verilen bir lokantanın garson kadrosundaki arkadaşın herhangi birisinin yemeğinden aşıracağını yedi mahallenin dilberi bile düşünmez. Hem bozuşunca ne olacak? O kadar adamla kadının; kaldı ki çoğu da iş arkadaşı, içince tırnaklarınla adamın yüzünü mü çizeceksin?

Yahu nedir sizin bu işçi lokantalarında filan takındığınız elit ve yüzeysel ifade? Konumunuz en fazla 'şef' statüsündeyken garsonları veya aynı yerde yemek yediğiniz diğer insanlara göt atmak da neyin nesi? Anlarım hadi Kavaklıdere'de, Filistin Caddesi'nde yada Arjantin Caddesi'ndeki mekanların birisinde olsanız da, işçi lokantasındasınız lan. Alacağın zaten 4 parça yemek, pek kimsenin kimsenin yemeğinde de gözü olmaz böyle yerlerde.

Bir zahmet en yakın psikologa gidip kendinize bir baktırın, olmadı sizi bir psikyatra göndermesini rica edin ve Xanax tedavisine başlayın en acilinden.

Yorumlar

  1. O işçi lokantasında koca bir tabak keşkül yemek, boş tabağı adamın suratına fırlatmak istedim:)Kendini fazla ciddiye alan, baştan aşağı kibir akan, kibir kokan insanlar gözüme it gibi görünüyor.

    YanıtlaSil
  2. adam diildi o.
    kadındı.

    yüzünü gözünü yeni sürdüğüm kırmızı ojeleri parmaklarımla tırmalamak, a*ını g*tünü bir etmek istedim!


    :D

    YanıtlaSil
  3. Kadın mı? Sağ kolunu yan sandalyeye uzatmış, kel, kaba saba bi adamdı o benim için.

    Delisin sen:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.