O geceyi anlatıyorum.


O geceye dair hatırladığım tek şey, otomobille eve doğru giderken yanımda duran beyaz bir Clio ve içinde gözü dönmüş halde saldırmaya hazır bir adam.

Herşey artık adını hiç bir şekilde anmak istemediğim bir arkadaşımın beni gecenin bir saatinde arayarak sürekli kapısına dayanan adamın yeniden orada olduğunu söylemesiyle başladı. Benim tek derdimse yalnızca iyi gün dostu olmadığımı göstermekti, atladım gittim.

Ben gidene kadar adam çoktan evi terk etmişti. Arkadaşın arabasının lastiklerini patlatmış ve oralarda bir yerlerde evden çıkmasını bekliyormuş. Biz balkondan yola bakarken bir kaç sefer hızla geçti sitenin önünden ama ...

Jandarmalar geldi, tutanaklar tutuldu fakat arkadaş saldırından şikayetçi olmadı. Evi darp edildi, gece gece huzuru kaçırıldı fakat...

Eve gidiyordum dediğim gibi... Arkadaş başka bir arkadaşına doğru yola koyuldu.

Fakat belasını arayan kişi benim arabamı takip etmişti.
Kaçmaya çalıştım evet. Bizim evin orada biraz hızlandım ama kaçamadım. Zaten daha önce kaza yapmıştım ve gıcır gıcır arabayla yeniden yapmak istemedim. Arabasıyla bana yetişti ve önümü kesti. Yanında 'karım' dediği bir kadın, elinde bira şişesi, gözler şişmiş ve gözü dönmüş...

Benim arabama bindi. Bir iki defa da yumruk attı. Korktum evet. O insanla merhabamız vardı, görünce selamlaşıyorduk fakat bana saldırabileceği hiç aklıma gelmedi. Biraz önce evinden çıktığım arkadaşı arıyordu ve onu bulmak adına beni kaçırmaya karar verdi.

Babamın arabasına birşey olmasın diye onu eve park ettim ve eve çıktım. Aşağıda olduklarını biliyordum. Aynı rezaleti bizimkilerin de yaşamasını istemediğim için tekrar aşağı indim ve arabasına bindim. Bu arada cep telefonumun bataryasını da almıştı, kimseye haber veremedim. Evden 2. telefonumu aldım ve bindim...

Neden bindim, niçin bindim sorma. Bilmiyorum. Bindim işte. Polisi arayabilirdim, herşeye rağmen aileme haber verebilirdim. Vermedim. Sebebini de BİLMİYORUM.

Sarhoş bir adamın son sürat kullandığı bir otomobille şimdi hatırlayamadığım bir yere gittik. Özür dileyeceğini söylüyordu durmadan. Ben de inandım fakat arabadan inince bagajdan kocaman bir döner bıçağını çıkardı, o arkadaşı keseceğini söyledi. Korktum evet. Hem de çok. Çünkü o gece ölebilirdim. En kötüsü, yaralanırsam eğer beni kimse bulamayabilirdi.

Kaçmaya başladım. Arkamdan yetişiyordu. Filmlerden gördüğüm bir replik geldi aklıma; İMDAT! Fakat kimse ne oluyor diye kafasını çıkarmadı. Orada defalarca tekme yedim, bıçakla tehdit edildim. Bacaklarımda bıçakla vurulmaya karşı darp oluştu, kafatasımda çürükler...

Tanrıdan ki kaçmaya devam ederken polis çıktı önüme. Kıl payı kaçırdılar ellerinden. Darp edildiğimi söyledim ve ambulans çağırdılar.

Bana en çok koyan şey de neydi aslında biliyor musun, ben 'İmdat!' çığlıkları atarken bahsi geçen arkadaş arasının bozuk olduğu diğer bir arkadaşla konuşup kendisini rahatlatıyor oluşuydu. Defalarca görüşmek istemediğini belirttiği halde hala ... Odak meselesi sanırım. Neyse. Kendi sorunları. 

Ambulansla devlet hastanesine gittik. Dikiş attılar elime. Eve yolladılar fakar gözü dönmüş caninin eve gidip aileme zarar vermesinden korktuğumdan onları da çağırdım. Biraz kızdılar ama sonra polisler yatıştırdı. İfadem alındı, saldırıya uğradığım yerde kırılan cep telefonum bulundu ve şikayetçi oldum. Mahkemeye çıkarılacak ilgili kişi.

Ve hataları için ölebileceğim arkadaşım bütün bunlardan sonra kapısına dayanan kişiden, tüm başımdan geçenlere rağmen şikayetçi olmadı.

İçime dokunan da bu. İlk önceleri bir süre görüşmemeyi planlıyordum ama son tavırları, davranışları ve içine girdiği ruh hali beni kendisinden oldukça soğuttu.

Gelelim sonrasına.
Artık araba kullanamıyorum. Yola bakmaya bile nefesim yetmiyor. Her önüme kıran beni öldürmeye çalışan potansiyel katilmiş gibi geliyor. Toplu taşıma araçlarında seyahat edemiyorum, çünkü bir elimi kesildiği için tam olarak kullanamıyorum. Kalabalık içinde afakanlar basıyor, daralıyorum ve nefesim kesiliyor. Eskiden çok sevdiğim filmleri artık izleyemiyorum. Ağlama, inilti veya acıma duygusu oluşturabilecek herşey; ama herşey bende duygusal çöküntüye sebep oluyor ve gözlerim doluyor. Titremeye başlıyorum. Her an her yerde ağlama krizine girme tehlikesi ile yaşıyorum ben.

Kaos'tan psikolojik yardım istedim fakat sonrası gelmedi. Sevgilimle tatilden döndükten sonra bu konuyu araştıracağız. En azından araba kullanabilmem gerekiyor.

Şimdi bile gözlerim dolu dolu oluyor. Otoparka ne zaman bir araba girse 'acaba' diyorum, ne zaman birileri yürüyor olsa gidip bizim arabaya zarar vereceklerini düşünüp uykularımı kaçırıyorum.

En kötüsü de aslında dost bildiklerimin sadece çıkarları doğrultusunda dostlarım olduğu gerçeği ile böyle bir olay sayesinde yüzleşmiş olmam. Kezbahn ablanızdan şimdiye dek öğrendiğim en güzel şeylerden birisi tanıdığım birisi hakkında kulaktan dolma bilgilere inanmamam gerektiğiydi fakat bu durumda biraz olsun inanmamda ve bu ilişkiyi daha önceden mesafeli bir hale getirmemde fayda varmış. Üzerimde olan onca işe rağmen birşeye ihtiyacım olup olmadığını bile sormadı. Canı sağolsun.

Kapanışta...
Bu gece Ankara'dan biraz olsun uzaklaşmak istiyorum. Çok sevdiğim şehre gideceğim yaklaşık 2 haftalığına. Sonrasında da bayrama kadar İzmir; bayramda da sevgilimin yanına. Yani uzunca bir süre yokum. Yazar mıyım yazmaz mıyım hiç bir fikrim yok. Yaşadığım bu olaylar beni bir hayli yordu ve bitkin kıldı. Yeniden görüşüp görüşemeyeceğimiz konusunda emin değilim fakat eskisi kadar sık olacağını sanmıyorum. Bazılarınızda olan 7 ile başlayan ve 5 ile biten numaram uzunca bir süre kapalı kalacak. Belki onu da değiştireceğim.

Hepinize bu sıcak günlerde bol bol sabır, serin ve keyifli günler...

xC.

Yorumlar

  1. xCoach'ciğim, büyük geçmiş olsun. Vallahi ağzım açık okudum. Bence Kaos'u bekleme ve psikolojik destek al. Hepimizin bazen ihtiyacı oluyor ve bu çok normal bir şey. Tekrar geçmiş olsun.

    YanıtlaSil
  2. öncelikle büyük geçmiş olsun! kabak senin başına patladı yani!

    takip ettiğim bloglarda en son can bonomo postun kalmış; ben de "niye bu yazmayı bıraktı? herhalde kpss'ye çalışıyor harıl harıl..." diyordum... kimbilir kaç kez blogsayfanın template'ini değiştirdin ve ben göremedim :(

    diğer ikisi arasındaki husumet sanırım tahmin edeceğimiz şey olsa mı gerek?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.