Ossuruklarım #3: Doksandan ve Şuhi Sertab

Tribute albümler konusundaki fikirlerimi az çok bilirsiniz. Türkiye'de yapılanları genelde çok da başarılı bulmam, kaldı ki sesi olmayan, bet sesli yada tırmıklı tenörlerle dolu bir sektör haline gelen tribute piyasasını Volga Tamöz'ün Doksandan'ına kadar takip bile etmiyordum.

Sanırım TRT Müzik kanalıydı, Volga'nın albümünden bir video kolajı yapmışlardı ve belki de ilgimi çeken şey şarkılarının tamamının doksanlarda benim bile dinlediğim başarılı şarkılardan oluşmasıydı. Mesela beste fabrikatörünün Karabiberim'i, Sibel Alaş'ın Fem'i, yada unutulup giden Tayfun'un saksafonla video klip çektiği şarkı. Hatta Metin Arolat'ın sevdiğim tek şarkısı bile bu albümde.

Melih Kibar'ın Yadigar albümü ile başlamıştır Türkiye'deki tribute furyası ve sonunda başarılı sayılabilecek çok az üretim vardır ama Volga Tamöz'ün kendi sesini katmadan şarkılara yaptığı başarılı düzenlemeler (her birisi bir remix olarak bile kabul edilebilir) beni kesinlikle kendisine hayran bıraktı. Tebrikler. (Ay benden tebrik geldiyse kesin bu albümü dinliyosunuz) Fakat kapağı ve görsel tasarımı berbat. Parçaların yorumcularıyla birlikte poz vermek güzel bir fikir olmuş.

Sertab Erener...

Eurovision birincisi, Türkiye'de single-albüm-single düzeni kuran ilk sanatçılardan. İngilizce albüm çalışmaları, elektronik altyapılar ile best of albümü...
Ey Şuhi Sertab ise yeni albümü. Bu sefer TSM ile folk müziğin birlikteliğini yorumladığı bir albüm yapmış. Şarkıların içinde en beğendiğim öğe, kesinlikle elektronik hiç bir unsurun yer almıyor oluşu. Eksikleri var mı, var. Parçalardan hazzettim mi, etmedim. Ama ilk kez bir yeniden-yorumlama albümünü kesintisiz başından sonuna kadar dinleyebildim.

Fotoğraflar ve görsel tasarımı güzel olsa da albümün sunuş biçimini beğenmedim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.