Afiyetle kaktüs yedik.

Tatilin en keyifli anlarından birisi, sevgili eşimin evinin arkasında türemek sureti ile meyvelenen kaktüslerden malzeme çalmaktı.

İlk olarak yıllar önce ilk kez gittiğim Çeşme'de merak edip 'nasıl birşey' olduğuna baktığım bu kaktüs meyvesi ile yıllar sonra Mersin'de karşılaşmıştım. Sıradan bir tatlı gibi her iş çıkışında plastik tabaklarla eve götürülen bu meyve, her birisi profesyonel birer soyucu haline gelmiş yerel halk için gerçekten kazançlı bir sezonluk meyve.

Turuncu kılıfının etrafını saran ince ve küçük dikenler, dikkat etmeyenler için oldukça tehlikeli. Kaktüsün bu dikenleri fırlatma yeteneği de varmış (bir şehir efsanesine göre) ve fark edilmediklerinden yanlışlıkla üstüne baskı uygulanırsa derinin içine girip kırılıyorlar.

Neyse. Her birisini profesyonel bir soyucu edası ile temizlediğim kaktüs meyveleri, göründüğü kadar kolay yenebilen birşey değil. Neredeyse 90% oranında sert çekirdekler barındırıyor ve bu çekirdeklerin insan bünyesindeki sindirimi bir hayli zor olduğundan sindirim sisteminin çalışmasına katkı sağlıyor.



Çocuklar arasında bunu alkol ile deneyenler oldu fakat ben buzlukta soğutup öyle yemeyi seviyorum. Yerken dikkat edilmesi gerekenler ise, ayıklarken dikenlerin meyve üzerinde kalmamış olması ve yumuşak sanarak koca ve iştahlı bir ısırık almamak :)

Üst ege, Ege ve Akdeniz'de mevsimsel olarak sıklıkla rastlayabilirsiniz bunlara. Mersin'de tanesi 1TL'den satılıyordu mesela.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.