Getto'daki turkuaz mavisi espadril

Bugün, kardeşime baktığımız tabletin ardından annanemin ikamet ettiği türban gettosunda, yani Sincan'daydık...

Kimine göre doğal bir ihtiyaçtan daha öte olmayan birşey toplumun bazı kesimlerine göre son derece kabul edilemez ve rahatsızlık verici olabiliyor; örneğin şortum ve turkuaz rengi Toms'larım.

Daha otobüse bindiğim an insanların bakışlarını üstünüzde hissedebilirsiniz 510'da, gettonun vazgeçilmezdir çünkü bu. Farklılıklara, alışılagelenin dışındakilere yer yoktur orada.

Renkler ve dikkat çekmek sadece kadınlara özgü bir gelenektir.
Otobüsten indiğimiz anayol ile annanemin evi arasında yaklaşık 2 kilometre mesafe var ve bi yolun her iki tarafında aklımın henüz alamadığı kadar çok beyaz eşyacı var. Gören de sanır ki bu mahalledeki insanlar habire eşya değiştiriyor...

Kaldı ki değiştirenler var.
O iki kilometrelik yol, bana Mersin'deki Çilek mahallesinde yaptığım catwalktan daha baskıcı bir ruh hali sundu. Sürekli bakılan kıllı bacaklarıı ilk kez insanlardan saklama ihtiyacı yada ayağımdaki ayakkabıları çıkartıp atma ihtiyacı hissettim bir an için; tanridan ki sadece bir anla sınırlı kaldı.

Mahalle baskısı ve insanların birbirlerinin ev yaşamını merak etme süreçleri hanelerin içinde de devam ediyor. Sürekli gözlemlenen komşular, balkondaki şortlu ben'e tasvip edilmediğimi ima eden bakışlar...

Lan gettolar yaşadığımızın farkında mıyız?

Neyin bekçiliği bu? Kendi namusumuza mı zeval geliyor, yada koca götlü sarkık memeli kızlarınıza cinselliği mi çağrıştırıyorum?

Içimden aslında kapı önünde oturan ve habire bakış atan iffet ile namus timsali kadınları birbirine düşürme hevesi vardı. Yapmak gereken tek şey yakındakinin onun için ileri geri konuştuğunu duyduğum imasını yapmaktı yada sadece yediğim eriğin çekirdeğini yanındaki atmış gibi kafasına çalmaktı. Sonrasında görmek istediklerim ise yırtılan basma etekler, havada uçuşan türbanlar ve ağız dolusu edilen küfürler ve gözü dönmüş kenar mahalle kadınları.

Hiç bir mahalle kavgası gettolardakı kadar ateşli, kıvrak ve doyurucu olamaz. Çünkü oralar itilmişliğin, hiçe sayılmışlığın, kullanılmışlığın ve hayal kırıklığının hüküm sürdüğü yerlerdir. Insanlar nefretleri kusarken aslında televizyonlarda izledikleri şeylere erişemiyor oluşlarının çaresizliğini yada umarsızca doğurdukları ve sokak serserisinden başka hiç bir şey olmayacak olan 6 çocuğun karnını nasıl duyuracaklarını düşünüyorlardır.

Velhasılkelam, farklılıklar, aykırılıklar ve değişimler onların kapalı dünyaları için birer tehdit yada alışılagelmişin dışındaki bir algı gibi görünebilir. Bunları başlarından defetmek içinse karşılarındaki insanı bakış ve tavırlarıyla rahatsız etmekten geri durmazlar.

Kıssadan hisse, eğer benim gibi arsız bir kevaşe değilseniz gettolara yapacağınız ziyaret esnasında siyahtan başka birşey giymeyin. Yoksa mahallenin koca götlü kızlarını koruma timleri bakışlarıyla sizi ağlarabilir yada intihara sürükleyebilir :)

Turkuaz rengi bir espadrilden nerelere geldik.

0 yorum:

Yorum Gönder