Hepimiz pipimiz için.

Kontroversiyel Kezbahn'ın eline geçirse yolmaktan geri kalmayacağı Marjinal Kezban'ın yazısından yola çıkan Bi'gay, son günlerde sönmeye başlayan mim furyasını yeniden canlandırmak adına bir çabaaya girmiş ve ucu bana elit O Gay, ben de... (lan şu blog ismini biraz kısalt lan) vasıtası ile dokunan bir mim dalgasını yaratmış.

Bu mimin yayın şartlarından birisi yaratıcısı olduğu Marjinal Kezban'a teşekkür etmek. İrdeleme ve konuların üzerinden geçmek için güzel tespitleri için kendisine ve mim haline getirene teşekkürler...

İşte yanıtlanması ve yorumlanması beklenen sorular...

  • Hangimiz tanışıp hoşlandığı insanı hemen çıplak hayal etmiyo? Karşı tarafla ''pokemonlar'' konusunu konuşsanız bile o an çoktan içimizden ''seni seçtim sikaçu oyş'' diyip,türlü fantezilere dalıp gidiyosun. Kimse bana ''ayy kezban uydurma'' falan demesin!



Konusunun içinden seksin geçtiği ve ne yazık ki bizim gibi toplumlarda bir kişiyle yalnızca bir kere yaşanan birşeyin etrafında karşımızdaki insanları çıplak düşünmekten başka bir gerekçemiz zaten yok. Çünkü aslında karşımızdakinin ne hayatını, ne yaşantısını ne de günlük hayatındaki detayları merak ediyoruz. İlgilendiğimiz şey onun bedeni, vücudu, kutsal halkası ve pipisinin büyüklüğü. Kezban uydurmuyor. Sadece toplumdaki bir gerçeği sesli bir hale getiriyor, gerçek olanı bir kez de sesli olarak düşünmemizi sağlıyor.
  • Hangimiz biriyle buluşmaya giderken en sevdiği veya yeni aldığı kıyafeti giymiyo? Evet evet daha etiketini bile sökmeye kıyamadığın şeyi o an ''amaaan senelerdir var bu bende'' yüzsüzlüğüyle giyiyosun. Halbuki evde klorak lekeli pijamanla oturuyosun.
Beğenilmek, herhangi bir seviyede egoya sahip olan her insanın ortak ihtiyaçlarından birisidir aslında. Toplum içindeki bir birey olmanın gereklerinden birisidir beğenmek, beğenilmek ve ilgi çekmek. Bu durum yeni tanışacağımız insanlar için de böyle. Karşımızdakine kendimizi olduğumuzdan daha farklı göstermek, tanışmanın ve yatağa gitmenin sürecini, biçimini ve yatakta içine girilecek rolleri bile belirliyor.
  • Hangimiz sevgilisinin evinde titizlikten ölücekmiş gibi davranmıyo? Normalde evde taşaklarını avuçlayıp sonra bişey olmamış gibi mouseu tutan insan. Sevgilisinin evinde veya otelde her nerdeyse... hemen bi Ayşe Teyze'ye bağlıyo. Yok sürekli koltuk altını kontrol etmeler, tuvalete gidip dişlerinin arasında bişey var mı diye bakmalar. Ohooooo.
Beğenilmek ve aslında kendini olduğundan farklı göstermeye çalışmakla ilgili. Belki biraz 'farklı' olabileceğinin de kanıtı. Tek sorun karşınızdaki insandan beklediğiniz temizliği ve hijyenin o anda kendinizde de var olduğuna inanmak istemeniz.


  • Hangimiz dışarda yemek yerken içinden hesabı düşünmüyo? Bi kere zaten ''kim ödeyecek?'' kısmına girmiyorum bile. Ama şu hesap olayları çok rezil bişey. Hadi bunu ilk tanıştığın kişiye göre yorma. Mesela uzun ilişkilerde de çok tehlikeli bi konu bu. Ya bi taraf daha çok öder, ya ikisi ortak öder veya bi taraf hiç ödemez. Bunu cinsellikte oynadığı role bağlayanlar da var.''Ben ödeyemem o ödesin,sonuçta aktif o''diyenlere az çok şahit oldum. ''Eee sen karın tokluğuna mı sikişiyosun tatlum :D:D?'' diye sorduğumda da çok terbiyeli cevaplar alamamışlığım var.
Gelir düzeyi alt sınırda olan ama kendisine bile itiraf edemediği bir 'farkılık' çabası içinde olmanın doğal bir sonucu bu. Kişisel fikrim yediğiniz şeyi kendinizin ödemesi. İlk kez buluştuğunuz bir insanın yediklerini ödemek size zor geliyorsa yada ekonomik olarak dokunacaksa kendi hesabınızı kendiniz ödeyeceğini ifade etmenin bir sakıncası yok. İlişkinin gidişatına göre aranızdaki ilişki nasılsa ödeme biçimini de ona göre belirleyebilirsiniz. Tamamen aranızdaki iletişimin odağına bağlı.


  • Hangimiz zaman zaman Yıldız Tilbe dinlemedik ki? Müzik konusuna baktığımızda herkes Yann Tiersen'in 2.şubesi nerdeyse. Öyle kaliteli,öyle süper marjinal kişilikleriz ki sıçtığımız boklar bile biblo gibi. Hay allahım ben bi kere çok darlanmışım, canım sıkkın. Msnde de ne dinlediğimiz gözüküyo haliyle. Açmışım bi tane Gülden Karaböcek dertlenmişim. Hemen birisi aşağıdan ''Ya şaka mı:)?'' diye bana yazmış. O sıkıntıyla ben bunu görünce 2-3 aydır konuşup anlaşmama rağmen azına yüzüne sıçıp yollamışım. Geçen hatırlattı,tanıttı kendini yinee artık arabeskçi olmuş ehehehe.. Neyse.

Dinlediğim müziğin eleştirilmesi konusunda biraz sınırlarım var. Sonuçta kendim için dinliyorum onları. Bir de olayın kendini Türkçe'den başka dilde üretilmiş müziklere kaptıranlar popülasyonu var. İngilizce anlamlarını irdelediğinde bok attıkları Türkçe şarkılardan daha vasat hallerine aldırmadan 'sürekli' dinliyorlar.

  • Hangimiz evde annemizle saç baş kavga ederken bi anda çalan telefona ''Alo ifindiiim ivit napiiim ivdi oturuyorum işte'' diye sakin sakin cevaplar vermedik ki? Aslında bunu da çok yapıyoruz. Ailemizde olan sorunları kesinlikle kimseye anlatmıyoruz. Özellikle sevgilimize daha bi anlatmıyoruz. O bizim ailemizi pür neşe, sevimlilik şelalesi, neşe zoptiriği, şirinler köyü olarak gördükçe kendi ailesinin bokluğundan bahsetmek istemiyo. Eee al işte sana karşılıklı ayakta sikmece. Bilmiyorum ya bence insan ''ben dün anneme kafa attım biliyo musun?'' demeli. (ehehehe yani kafa atmamalı tabi) Bazı şeyler biraz daha samimi olmalı...
Samimiyet kazanılan bir olgu aslında. Daha yönelimlere yönelik karmaşalarımız bitmemiş yada dürüstlüğün d'sine sahip değilken hangi ailenin dışa vurumundan bahsediyoruz ki? İnsanlar, kendilerine bile dürüst değilken  partnerlere mi dürüst olacaklar?



  • Hangimiz daha sevgili olmadığımız halde o kişiye ''BENİMSİN'' tavrıyla yaklaşmamıştır ki? Aslında en yarak gibi olanı bu bence. Aranda daha ne olup bittiğini bilmiyosun o kişiyle ve gidip trip atıyosun. Bence birini kıskanmaya hakkın olmadığını düşündüğün an kapı kolundan bi farkın kalmıyo. O çok göt bi durum... çok çok hem de.. Sevgili desen değilsin, arkadaş desen hiç değil, nesin amk sen? Kuzen misin enişte misin la bioksin beyinli!!!
Ailt olma ve sahip olma hassasiyeti ile ilgili. Ta aileden başlayan bir alışkanlık. Ailesinden yeteri kadar alamayan insanların tanıştıkları hemen hemen herkesi sahiplenerek onların etrafında gözle görülmeyen bir ağ örme çabası bu. İlişkilerde göz ardı ettiğimiz şey ise çifti oluşturan bireylerin de kendilerine ait özel bir yaşamlarının olduğu ve kendileri için zaman ayırma haklarının var olduğu. Bayan Marjinal'in anlatığı, ilişkinin ileri safhalarında yaşanabilecek durumlara örnek. İlişkinin başını yaşamadan bitirenleri tarif ediyor aslında; bir zamanlar ben de böyleydim.


  • Veee hangimiz özlediğimiz kişiyi düşünürken bir başkası tarafından da biz özlenmedik ki? Bu çok doğru kordineli gidiyo maalesef bu hayatta. Senin özlediğin başkasını özlüyo, başkası da başkasını özlüyo, sonra o en başkası gelip seni özlüyo... Belki bilmeden bi elazığ burma bilezik halkası yaratıyoruz bazen ama hayatta böyle nevrotik.
Empati kurabilmek harika bir olgu. Yine sahip ve ait olmak ile ilgili bir duygu bu. İnsan sahip olamadığını özlüyor, sahip olduğunu ise gözü görmüyor. Kötü bir siklus ama toplumun bize dayattıkları ve bu dayatmaların insanlardaki algısı maalesef bu şekilde.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.