Camilere günah çıkarma hücresi eklensin.

Bu bayram, gerek dedeyi kırmamak için gerekse babanın gönlü olsun diye sabahın köründe kalkıp camiye bayram namazına gittim. Bizde standart olan şey, 8'e bilmem kaç kala kılınacak olan namaz için 7'yi az geçe camide olmamızdır. Yer kapmak içinmiş. Sanki sonra gelen yer bulamıyor...

Geçtik içeri; dinine münasır her müslüman gibi hocanın vaazını dinliyoruz. Kocatepe'den yayın yapılıyor uzun süredir diğer imamlara fazla mesai ödememek için. Hoca konuşuyor da konuşuyor; şöyle yaparsanız Allah sever, böyle yapmazsanız sevmez; paranız var da kurban kesmiyorsanız Hz. Muhammed onun ibadethanesine gelmeyin demiş; birisi peygambere erkek çocukları ölünce 'soyu kesik' demiş de Allah'ta söyleyenin soyunu kesmiş...

Böyle bir ruhbancılık oyunu, bir Allah ile kul arasına girmecilik, bir 'hoş görü dini' kisvesi altında zorla ibadete çağrıcılık, bir Allah'a adam kayırtmacılık..

Oldu olacak mihrabın altınadaki boşluğu günah çıkarma hücersine çevirin. Pek meraklı gördüm bizim din adamlarını bu konuda. Psikolog masrafından kurtulsun millet.

Abi var mı böyle birşey; birisi bana diyecek ki 'soyu kesik', Allah'ta beni kayırmak için onun soyunu kesecek. Ağız vermiş bana, akıl vermiş, fikir vermiş en son ihtimal de yumruk filan vermiş. Buna anca kim inanır biliyor musunuz, Kadir inanır...

En çok güldüğüm şey ise kurban kesmek için gerekli olan vecibeler kısmıydı. Müslüman olunacakmış, aklı başında birisi olacakmış (elhamdürüllah hepimiz öyleymişiz), esir olmayacakmışız (şükürmüş ki yokmuş öyle birşeyimiz), misafir olmayacakmışız bla bla bla.

Abi hadi ben müslümanlığın işime gelen kısımlarını alıyor ve geri kalanını koyveriyorsam? Hadi ben yarım akli dengesi bozuğun tekiysem? Şizofrensem ne olacak? İstavroz çıkarmamak için zor tuttum cami köşelerinde. Hepsinin gözleri bi yuvalarından çıksaydı...

Ergenlik çağına girmeyenlere kurban şart değilmiş, ölülere kurban kesmeye mükellef değilmişiz ama on yıl önce filan ölen annemiz babamız için kurban kesebilirmişiz mesela. Bir tutarsızlık, bir iki dakka önce söylediklerini unutmacılık...

Abi bu komedi nedir allahaşkına dedim içimden. Yok dünyada artık böyle bir ibadet biçimi.

Bir diğer konu, saf tutma sorunsalı. Sen namazın kılınmasına bilmem kaç dakika kala koştura koştura gel, sonra ben sırtımı zar zor yasladığım kolondan kalkıp sana yer verecem ha. Zaten ince tabanlı ve sivri burunlu ruganları giymekten ayaklarım burkula burkula bir hal olmuş, senin o güzel götün yer görsün diye şişmiş bileklerimin üstünde keyfini bekleyeceğim. Yok din kardeşlerimiz dışarda kalmışmış da, soğukmuş da, dışarda kılmasınlarmış da. Camide yer kapmaya gelince din kardeşi, dışarda birbirini tanıma, selam dahi verme. Yok öyle bişey. Yerimden kimse kıpırdamaz beni, nitekim de kıpırdatamadı. Gelip de direktifleri ile ortamda soğuk rüzgarlar estiren macho_p, yerimden kıpırdamadığımı görünce bir süre gözlerimi diktim baktım gözlerine. Resmen iman ateşiyle yanıyorlardı. Artık ne kadarı gerçek ne kadarı kurgu, adamdan korktum desem yeridir, ama çenem yukarıda, gözlerim ilerde; bir kraliçe edasıyla istifimi dahi bozmadım.

Her dinciden korkacak olsaydık... oldu. gözlerim doldu.

1 yorum:

  1. Ülkemiz de büyük bir vaaz sorunsalı var.. Kesinlikle katılıyorum, bir insanları azarlar gibi bağıra bağıra konuşma tarzı, bir ben sana bilgi veriyorum yüzüme bak edası, bir de anlattığı hiçbir şeye inanası gelmeyen insanlar.. Çünkü tutarsızlıklar denizinde kulaç atmalar.. Camiden soğutuyorlar insanı..

    YanıtlaSil