:canım İstanbul'a geldiğinde mutlaka görüşelim: mıçmıçmıç!

Ankara'da filan yaşadığım için çoğunlukla İstanbul'daki arkadaşlar (!) ile internet üzerinden haberleşiyoruz. Bu süreç, kendisini mutlaka İstanbul'a geldiğinde mutttttttlaka ara, görüşelim şudur budur şeklindeki diyaloglarla sürdürür (tabi bir taraftan da gözler şiddetle devrilir) ama ne hikmetse İstanbul'a gelindiğinde beklenmedik şekilde çıkan işler nedeniyle görüşülemez. Hem de istisnasız şekilde her seferinde.

Mesela pride haftasıdır, dünyanın neredeyse her şehrinden yaklaşık 6 milyar 4 harfli İstanbul'da olacaktır; planını programını buna göre yapmaz mısın?

Karşınızdakini ne yerine koymayı hayal ediyorsunuz onu gerçekten bilmiyorum ama başlı başına koyamadığınız tek şey aptal.



Ne yani, gerçekten son dakikada çıkan işlerinizdeki 'gerçek üstü' rastlantılara inanmamı mı bekliyorsunuz? Atarken biraz daha destekli atmanızı, kurgularınızı daha gerçekçi temellere dayandırmanızı ve herşeye rağmen dürüst olmanızı bekliyorum bir yerde.

Yüce İsa kutsasın ki ortaya çıkan doğrular, kurgulamaya gayret ettiğiniz dünyaların içinde o kadar eğri duruyor ki, bir başkası olsa belki yer ama ben değil.

İşin aslı birimizi görmesek, tanımasak yada en basit hali ile bir diğerimizi bilmesek de olur, ama bilirsek, birlikte iyi vakit geçirip ortak bir şeyler yakalayabilirsek daha mutlu, güçlü ve keyifli oluruz. Bu yüzden başka şehirlerden kalkıp gelip de tam buluşacağımız zamanlarında vazgeçilmezmiş gibi görünen sosyal davranış bozuklukları yaşamaya gerek yok.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.