KPSS sınıfından ilk izlenimler - 1

 - Sınıfta bir sürü 'anne' var. Hepsi çocuklarıyla zaman geçirirken aynı zamanda ev temizliği yapmaktan şikayet ediyor. KPSS sınıflarının ortak derdi bu sanırım. Teneffüslerde haftasonu kaç posta temizlik yaptıklarından yada kaç sefer çamaşır makinası çalıştırdığı anlatıyorlar. Çoğunun önümüzdeki hafta sonu ya kaynanası yada başka bir arkadaşı gelecek. Ders çalışmak yerine kurabiye pişirmek zorundalar yada poaça yapmalılar. Kursa  - ne yazık ki - aslında yalnızca vakit öldürmek için geliyorlar. Tercih yapıp atansalar da, kocaları Ankara'da olduğu için pek gidebilecek gibi görünmüyorlar. Bahaneleri çocuk. Kadroları işgal etme potansiyelleri var, ikna edilip tercih yapmaları engellenmeli.

 - Tıpkı lise birinci sınıf yada üniversitenin ilk yıllarındaki gibi hocanın ağzına girmek için yada pantolonundan fışkıran lezzetli görünümlü balcını doyasıya seyretmek ve o organla ilgili çirkin hayallere dalmak için en ön sıralara kurulan tiki görünümlü, kalın çerçeveli, kısa boylu ve kahverengi - siyah saçlı, sürekli aynı kot pantolonu giyen ve sürekli ellerinde notlarla görülen kızlar var. Hocanın ağzından çıkan her kelimeyi yutarcasına not eden bu kızlar, onlardan not isteme ihtimalinizi şimdiden bertaraf edercesine mesafeliler. Sohbet ediyorlar ama sanki şeftali kokulu kukularına muhtaçmışız gibi davranıyorlar. Kursiyer arkadaşları da olmak üzere bütün erkeklerin onları için potansiyel birer seks makinası gibi gördüğünü sanıyorlar. Herhangi birşey sorduğunuzda iffetlerine dil uzatmışçasına yada *** (düzeltme: ilk kez, kendi yazdığım birşeyden resmi olarak tiksindim) savunma moduna girip gözlerini patlatıyor birisi mesela. İstatistik mezunuymuş öküz. Sormadan üniversiteyi kazanma sürecini eşsiz bir serüvenmişçesine anlattı. Tercihlerini filan. Benim okulda aldığım istatistik dersini küçümser gibi oldu, yoldum kaltağı ilk günden. Yüksek bir puan alıp 4001'den bi yerlere atanır gibi görünüyorlar.

 - Arka sıraları işgal eden tavşan boku formatındaki gençlerimizin bir kaç tanesi bizim sınıfta.  Ne akıyorlar ne kokuyorlar. Daha önceden tuttuğum notlara göz attı birisi, olmazsa benden alabilirmiş. Oldu dedim, tabii. Bu grubu genel olarak kibarcıksılar grubu olarak niteleyebiliriz. Çünkü kibarlaşmaya çalışmaları onların üzerinde yapay ve sonradan edinilmiş haklar gibi duruyor. Hayır, miras yoluyla filan da geçmiyor ki bütün bunlar. Hani Şahin'e xenon far takarsınız ya, tam öyle. Onlardan birisi o kocaman Mamak'lı ağzını açtığında duymayı beklediğin şey, o yayvan ve Angaralı şivesiyle küfür etmesi yada bel altı bir espiriyi patlatığını sanıp bu durumu yalnızca kendinin komik bulması ve genizden gelen gerizekalı kahkalar atarak etrafı rahatsız etmesi.

Bu seneki sınıfıma ısınmadım işin aslı. İşin ticaretinin yapıldığı bir kursa gidiyorum bu sefer ve hocalar bile garip. Alışılageldiği şekilde samimi gelmiyor ortam bu yüzden. 2 sene önceki iğrenç ekibi ve kursu aramıyor değilim. Dar pantolonlar giyen ve balcını korkusuzca sergileyen etine dolgun, iyi ayakkabılar giyen bir matematikçimiz vardı mesela. Sonra tarihçi efsaneydi. Şimdi ise kara-kuru, top sakallı ve küçük pipili bir matematikçiden ders alıyorum. Neyse.  Biraz test çözme zamanı gamlarımız notaya dönüşürken atonal alışkanlıklarımızda.

not: Ben neden fotoğraftaki gibi yakışıklı bir erkek değilim? :( Şu yaşımdan sonra kendime küsesim var.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.