Naciye: dünyanın en önemli sırrını mı saklıyor ve eğer saklıyorsa bu sırrı Tarsus'un kenar köylerinde yaşarken ona kim vermiş olabilir?

Yurtta kaldığım zaman kızlar tarafında biri yaşıyordu, Naciye. O zamanki en yakın arkadaşlarımla bir süre aynı odada kalıp ne kadar uhrevi ve mistik şey varsa ilgileniyordu kız: tarot bakmak, fal kapatmak, saçına maşa yapmak ve belki de biraz daha fazlası.

Yurdun kantininde 'görüyoooğruuuğğm' falan diyordu hatta. Bir sefer sanırım ben de fal baktırdım kaltağa. Sonra tabii okulu uzatacağını filan göremediği ortaya çıktığında havası söndü. Neyse.

Dan Brown 'ın içinde illuminati konusunu geçirdiği Melekler ve Şeytanlar kitabının çıkıp filminin çekildiği aralarda hepimiz gayri ihtiyari yeni yetme ergenler gibi konu hakkında fikir beyan edip Hristiyanlık dininin bizimkinden sözde nasıl da daha karmaşık ve derinlemesine detaylar içerdiğinden dem vuruyorduk. İşte böyle yağmurlu ve bol esintili ıslak günlerin birinde Naciye devreye girdi.

Bizim Naciye, Tarsus'un arka taraflarındaki bir köyden (muhtemelen otobanın üst tarafına düşenlerden) belki de hayatında ilk kez şehre inmiş, hayatının o zamana kadarki tüm evrelerinde close bir yaşam siklusu içinde geçirmiş entersan bir kızdı. Tepesinde topladığı saçlarını maşa ile kıvır eder sonra da tonlarca jöle kullanarak ıslanmıș yada yeni duştan çıkmış gibi yapardı. İnce merserizenin (Hastane Caddesi'ndeki mağazaların birisinden alel acele edinilmiş) içine katılmış likralı çingene pembesi bluzunun üstüne giydiği siyah yeleği ve her biri bardak dibi gibi olan gözlükleri ile aslında neye benzediği konusunda hepimizin bir fikri mutlaka vardı. Elbette Naciye'nin bu betimlemesini esmer bir tenle tamamlamak gerekir, klasik bir Güney Doğu Anadolulu ile Akdenizli kırması olarak.

Kahve falı ve belki tarot konusunda hak verebilirim. Çünkü bazen şansın gerçekten iyi gider ve attığın pek çok şey tutar (yapıyorum, oradan biliyorum) fakat Naciye işi biraz daha abartmaya karar vermiş olacak (ilgi çekmeye çalışma çabaları dahilinde) ki bir gün kızların aralarındaki Dan Brown, ilgi çeken kitapları ve içinde geçen illuminati konusundaki muhabbete 'illuminati hakkında ne biliyorsunuz ki?' şeklinde katılmış gözleri buğulanıp uzaklara dalarken, bardak dibi gibi gözlük camlarının ardından.

Hani böyle bir şeyi biliyor da bilginin erdemini kendine saklıyor gibi görünen tipler olur ya, sanki dünyanın en önemli sırrını saklıyor da söylerse yer yerinden oynayacak. 

Karşısındakiler de sormamıș tabii 'illuminati hakkında sen ne zaman ve nerede erdin bu kadar' diye,  Tarsus'un arka köylerinde illuminati çiftliği var da biz mi bilmiyoruz? Hele bir de müslüman motifli imgelerle yıkanan lokasyonlarda? Ülkenin içler acısı hali ortada; her mahalleye belki bir okul düşmezken dindar müslümanlar sayesinde en az beş tane camii düşüyor ezanın okunduğu her yer müslüman egemenliğindedir style.

Acaba hayatında daha önce müslümanlıktan başka bir dinin varlığını duymuş muydu Naciye üniversiteye başlayana kadar?

Muhtemelen hala tezek yakıp mahallenin çeşmesinde akranları ile koca bakıyordu Naciye üniversiteye yollanmadan önce (tamam, burası fazla acımasız oldu).

Vardır ya böyle insanlar etrafımızda,  ilgi çekmek için sürekli çaba sarf ederler filan. (Bu arada, bu cümlenin başındaki vardır ya böyle insanlar'ı bir kaç sefer daha kullanacağım ilerde)

Komiktirler en az 'eğlencelik ibne'ler kadar. Fakat onlarınki cehalete bağlı bir şaklabanlıktır ve belki de içinde bulunduğumuz durumda, en çok düşünmemiz gereken onlardır. Çünkü kendileri de inanmış haldedirler ve uyandıramazsınız; korkmanız ve yanlarından acilen uzaklaşmanız gerekir, fakat bazen eliniz kolunuz bağlıdır...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.