Cevapsız Sorular - 3 Faşizm, kalite, zümre

Ayakkabıları çok güzelmiş bu arada.
Bir mim furyası haline gelen Yufka Yürekli Kel Göbekli'nin Cevapsız Sorular'ının sonuncusunu yazma vakti geldi de çattı.

Mimin diğer iki sorularına ve verdiğim yüksek kalitedeki yanıtlarına buradan (1) ve şuradan (2) ulaşabilirsiniz.

Kaliteyi para ile ölçmek nedir?
Genellikle, belirli bir ürün için ne kadar çok para harcarsak o kadar kaliteli birşeye sahip olduğumuza dair yanlış bir yanılgı vardır ya. O olabilir.

Faşizm nedir? Sadece sağ görüş mü yoksa baskı ile kısıtlamamı?
Otoritenin hakim olduğu coğrafyanın tamamına yada bir kısmına gereğinden fazla baskı kurmaya çalışması olarak tanımlayabilirim kişisel olarak. Bugün, bence yalnızca bir görüş olmaktan çok daha ötesi ve korkutucu olanı, otoritenin değil güçlü olanın güçsüz olan üzerindeki otoritasyon çabası haline geliyor olması.

Az ile yetinmek, çok ile yetinmek, kanaat etmek nedir? Yetinmek nedir? Ölçütü nedir?
Az ile yetinmeni söyleyenlerin geçtikleri yolları iyi gözlemlemek yada tarafsız bir gözden izlenimleri dinlemek önemli. Eğer sana birisi azla yetinmen gerektiğini vurgularken deneyimsel bir yaklaşımla sana bunları söylemiyorsa orada sorun var. Bunun en güzel örneği ise günüzümdeki din tüccarları. Tam tersine, eğer sıkıntılı günlerden geçip gelmiş insanlardan bunu duyuyorsanız orada durup düşünmeniz gereken çok şey var.

Kanaat etmekle yetinmeyi benzer tanımlamalarla niteleyebilirim. Çünkü her ikisinde de geleceği düşünme, geleceğe yatırım yapma ve gelecekte karşımıza çıkabilecek olan durumlara karşı hazırlıklı olma çabası ve telaşı var. Kriterleri ise neye ne kadar sahip olabildiğinizle alakalı. Azsa yalnızca tadımlık yaşayacağınız hisler olabilir, çoksa doyumluk gibi.

Herhangi bir zümreye ait olmak nedir? Zümre nedir? Kendinden olmayanı kabul etmemek?
Belirli bir özelliği taşıyan insanların toplumun bir kesimi içinde oluşturdukları alt topluluk olarak tanımlarım ben hatta belirli bir öğeye bağlı olarak gruplaşma bile diyebilirim. Bu zümreye / gruba ait olmak için alt toplumun talep ettiği bir özelliğe yada şeye sahip olmayı gerektiriyor olmalı. Hassas bir dengesi var. Ekonomilere, gelirlere, psikolojik davranışlara yada sosyal sınıflara bağlı olarak geliştirilen alt toplulukların tanımını zümre olarak yapmamak gerekir. Belki onlara komün diyebiliriz. Bir çeşit ortaklık olarak da düşünebileceğim zümrenin kendinden olmayanı kabul etmemek olduğunu düşünmüyorum.

Kendinden olmak nedir? Olmak?
Kişinin kendine fiziksel yada ruhsal olarak daha çok benzettiği insanlar için yaptığı tanım.

Kendin kim?
İnsanların kendilerine, kişisel alanlarına ve düşüncelerine saygı duyan, doğru bildiklerini değiştirmek için gereksiz çaba sarf etmeyen, elinden geldiğince dürüst olan, anlamaya çalışan...

Alkol tüketmek, uyuşturucu tüketmek, tüketmek, tükenmek...
Alkol, bana uyuşturucuya göre daha masum bir tüketim alışkanlığıymış gibi geliyor. Hani bize kötüymüş gibi gösterilen şeyler vardır ya, uyuşuturucu da benim için öyle. Kötü, uzak durulması gereken, kullananlardan kaçılması gereken...

Kıyafet. Giyinmek. Hep aynı, hep farklı. Farkı ne?
Burada biraz, kendimizi yaşadığımız toplumun içinden soyutlama, farklı olduğumuzu, paramız olduğunu ve belki de içinde olduğumuzu sandığımız sosyal sınıfa vurgu yapma çabamız var. Hepsi bizi dış dünyadan korumaya çalışan şeyler fakat tabii ki sosyal bir statü unsuru haline getirilmiş önemli metalar.

Sevmek. Vücudu sevmek, ruhu sevmek, olmayanı sevmek...
Ruhu seven kişinin, elbette ki o ruha sahip olan kişinin vücudu da olduğu gibi sevebileceğini düşünüyorum.

Çift olmak, o çiftten tek yaratmak, kişiliği indirgemek.
Çift olmak, dünyanın en güzel şeylerinden birisi olsa gerek, bununla birlikte çiftlerin durumu kesinlikle tekilliğe dönüşmemeli. Kişisel fikrim, çiftleri oluşturan insanların kişiliklerini teke indirmenin değil farklılıkların daima korunmaya çalışılmasıdır. İki farklı insanın sevdikleri, sevmedikleri, hoşlandıkları yada hoşlanmadıkları, iyi buldukları, kötü gördükleri, güzel koktuğunu düşündükleri yada çirkin buldukları müzikleri arasında daima farklılıklar barındırması gerektine inanıyorum. İlişkileri diri tutan ve devamını sağlayan şey bence bu anlamsal algı çeşitleridir.

Hayvan yemek, kanatlı, büyük baş, küçük baş...
Bir taraftan, aslında dünya üzerinde kabul görmüş bir besin piramidinin en tepesinde bir yerlerde var olmanın gereği olarak hayvanları yemenin gerektiğini düşünüyorum fakat öteki taraftan da acaba onların bize yemek olmaktan başka amaçları var mı diye sormadan edemiyorum kendi kendime. Bu sefer de ya bitkiler? sorusu aklıma geliyor. Karmaşık ve henüz çözemediğim bir konu.

Yorumlar

  1. Vuhuuu çok havalı sorular bunlar :D
    Ve yine her zamanki gibi düşündürücü ve zorlayıcı :)
    En kısa zamanda ;)
    Tişkür ederim :))

    YanıtlaSil
  2. http://mutlulugundibi.blogspot.com.tr/2014/07/cevapsz-sorular-mimi-2.html

    Tımamdır :) Ayrıca ben 1i de yapıcam ya banane :D

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.