Plaza ağzındaki samimiyetsizlik ve kurmaya çalıştığımız üstünlük

İnsanların kendilerini her gün, bir öncekinden daha özel, ulaşılmaz ve bir o kadar da önemli hissettikleri gerçeği beni gerçekten yoruyor.

Belki de benim önemli, yoğun, meşgul yada ona benzer adaptasyonlara yönelik tanımım farklıdır. Benim için önemli demek, yaşadığı topluma gerçekten büyük miktarlarda (göreceli olarak) değer katmış işleri yapan birisinin takındığı tavırdır. Yoğunluk da öyle tanımladığım bir insanın bir gününün içinde, kademeli olarak daha az önemli birisine yada bir şeye vakit ayıramıyor oluşu olabilir.

Örneğin, gününün büyük bir kısmını Facebook'ta tarla ekerek geçiren ortalama bir insanın yada çalıştığı yerde işsizlikten sıkılarak dedikoduya saran bir memurun yoğunluğunu ciddiye bile alasım gelmiyor çoğu zaman.


Öteki taraftan, insanların takındığı bu yoğun ve meşgul yalnızlığa kattıkları mesafeleri de anlamaya çalışıyorum. Bakıyorsunuz ki, aslında sizinle konuşurken koyduğu mesafeyi kendisi dahi aşmak istiyor fakat dahil olduğu organizasyonun onun sırtına yüklediği ve kaldıramadığı ağırlık çizgiyi geçmesini engelliyor.

Şirketleri amatör ve başına buyruk başına buyrukluklarla terörize eden başarısız yöneticiler karşımıza çıkıyor işin arkasından bu sefer. Unutturmayın da bir ara konuşalım onları da.

Bahsettiğim şey plaza ağzında da var.

Herkes, etrafındaki herkese bir mesafe koyma, direktif verme halinde konuşurken yada yazarken. Zoraki yönlendirmeler, yapılması zorunlu görülen açıklamalar ve insanların birbiri üzerindeki üstünlük kurma çabası hayatın her yerinde; e-postalarda, iç yazışmalarda, web sitelerinde, kişisel bloglarda, forumlarda, spam mesajlarında. Herkes bir kurumsallaşma derdinde, başaran da başaramayan da. Bireysel iletişim ne zaman kurusal iletişime döndü? Yada kendinizi ne zamandan beri kurumsal sayacak kadar yeterli ve donanımlı hissediyorsunuz?

Bana, direk olarak birinci ağızdan ikinci kişiye karşı tasarlanan kelimelerle oluşturulmuş cümleler daha samimi geliyor. Örneğin, şu anda bir web sitesinin backlink inşaasını yapıyorum. Forumların birisinde fiziki olarak bir kişi tarafından kurulmuş cümlenin birisi şöyle:

Sitenizi veritabanımıza ekledikten sonra bize e-posta ile bilgi vermeniz, yaptığınız işlemde size zaman kazandıracaktır.

Kullanıcı adına bakıyorsun, FalCoN16_GS gibi abuk bir şey. Ne kadar ciddiye alırsın ki böyle bir şeyi?

Bu kişisel isyanım, iş yapılan boyuttaki kurumsal iletişim mekanizması için geçerli değil elbette ki, fakat kendi içimizde de mümkünse kurumsallaşmasak? Samimi olmak varken neden gerekli bu mesafeler, üstünlük çabaları ve daha fazlası?

Yorumlar

  1. Samimiyetten korkuyor olabilirler derim ben bu yazının sonunda.
    İçten ve samimi olmak aslında daha kolay ama duvar örmekle uğraşmak daha cazip geliyor herkese demek ki..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. her konuda kolaylık arayan insanlar sence neden duvar örmek gibi meşakkatli bir işle uğraşıyor olabilirler?

      Sil
    2. Varsayım: Fazla samimiyetten ötürü cıvıklaşmış hale gelen ilişkiler bunaltarak mesafe koymaya çalışabilirler.
      Varsayım2: Malum dediğin gibi mesafeli olunca, ulaşılmaz görününce ilgi çektiklerinden.
      Varsayım3: İçerik olarak pek fazla bir şeye sahip olmayıp, tek konu üzerinde yoğunlaşarak sığ kaldıklarından üstünlük kurmaya ve uzak kalarak da dikkat çekmek istediklerinden.
      Uzar gider bu işte böyle . Ben bilmediklerini düşünüyorum. Hani "Tanısan seversin " tabiriyle anlatılan :)

      Sil
    3. Ulaşılamama talebiyle sığlık bana daha destekli gerekçeler olarak göründü açıkçası.

      Sil
  2. Plazalar konusunda çok serzenişim ve dertlerim var biliyorsun :)

    YanıtlaSil
  3. Çok güzel bir konuya değinmişsiniz gerçekten. Üstünlük kompleksi bence toplumumuzun bugünki en önemli sorunlarından birisi.

    Öte yandan samimiyet gösteren de çoğu zaman çok acı ödüyor bedelini. Artık kimseye adımızı, yaptığımız işi bile söylemeye korkar olduk. Bu kadar perdeyle, maskeyle nasıl samimiyet kuralım bilemiyorum ki. Yine de gerçek dostlar oluyor neyse ki. Bu da bir umut. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen de kesinlikle enfes bir noktaya bastın. Korku. Samimiyetten uzaklaşıyoruz her gün ve bu bizi daha çok sarıyor her geçen dakika.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.