Bunun adı kendimle yüzleşme olsun.

Daha önce şurada bir yazı yayınlamıştım,"Bunun adı şehir yalnızı olsun" başlığını taşıyan. Kendi kendime sorduğum soruları üzerinden zaman geçtikten sonra tekrar kendim yanıtlamak istedim. Şehir yalnızından sonra bu da kendimle yüzleşme olsun.

Yanıtlamadan önce, tığkı şehir yalnızında olduğu gibi oturup düşünmelisiniz, iyice; derinlere inerek. Yüzeysel değil derinlemesine yanıtlar okumak istiyorum blog aleminde.

Hazırsanız alın elinize bir kadeh kırmızı şarabı yada birayı; okuyun, okudukça kendi yanıtlarınızı oluşturup geçmişinize göz atın.

Bu mimde 5 tane soru yer alıyor. Umarım yanıtlarsınız ve yanıtlarken büyük keyif alırsınız! İyi eğlenceler! :)



Bir işe nasıl başlarsın?
Genellikle yapacağım iş hakkında daha önce neler yapılmış sorusuna yanıt ararım. Bu bağlamda en güvendiğim kaynaklar işi yapanlar tarafından üretilmiş blog kayıtları oluyor. Neler yapılmıştan sonra nasıl yapılmış ve neden yapılmış soruları geliyor.


Aşağılanma ile nasıl başa çıktın?
Aşağılama eylemini, bugün bir çeşit insan davranışı olarak görüyorum. İnsanın kendi eksiğini farklı taleplerle ve deneyimlerle örtmeye çalışması gibi mesela. Bir nevi mastürbasyon. Başıma geldiğinde, uzunca bir süre başıma gelen bu durumdan kaçmayı tercih ettim ve bu yönde eğilim gösterdim. Çünkü fiziki olarak karşı koyabilme durumum yada gücüm yoktu, kaldı ki halen de yok. Ama büyüyüp daha farklı bir etki mekanizması içinde yaşamayı öğrenince, karşımdakini yalnızca dinlemeyi öğrendim. Sonuçta sözlü olan haliyle aşağılama da bir ifade biçimi olarak kabul görebilir ve uzun zamandır sonu hakaretlere varan aşağılamalardan ruhsal olarak etkilenmemek üzerine kendi kendime bir öğreti uyguluyorum.

İlk kez ne zaman bir metin üzerinde enine boyuna çalıştın?
Elbette ki bu blogun arşiv menüsünü karışıtırıp ilk yazı tarihimi buraya yapıştırmayacağım. Kendimi, ilk kez uzun uzadıya bir metin üzerinde çalışırken düşündüğümde, karşıma lise birinci sınıfta Cumhuriyet üzerine yazdığım bir yazı çıkıyor. Öylesine fazla çalışmıştım ki üzerinde, günlerce belki. Fakat sonunda yine "3" gibi komik bir not almıştım. Öğretmenim beğenmemişti, fakat benim için o metin çok özeldi.

Ait olduğun yer neresi?
Uzunca bir süredir kendimi doğduğum şehre, yani Ankara'ya ait hissetmiyorum. Üç yıl kadardır beni Ankara'ya bağlayan şeyin Pom olduğunu sanıyordum fakat o bağ da koptu gibi. Kendimi bu aralar fazlasıyla İzmir'e ve kuzey Ege'ye ait hissediyorum. Sakin, yalnız ve sessiz bir deniz mavisi arzuluyor gözlerim.

Şehir dışına kısa bir yolculuk planlıyoruz, nereye gidelim?
Buna bugün vereceğim yanıt Zonguldak, Bartın yada Amasra olabilir. Hiç gitmedim oralara ve çok merak ediyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.