Karşındakine verecek yanıtın yoksa ona saldır: klasik bir anti-medeniyet yüzleşmesi

İnsanların birbirlerine karşı duydukları hoşgörünün sınırlarının giderek daraldığını hissediyorum. Artık birbirimize sorduğumuz soruların ardında ciddi art niyetler arar olduk, yada birisinden birşey istediğimizde talebin arkasında nelerin yattığını düşünür hale geldik.

Bir kaç saat önce bir tesisin müdürü ile konuştum. Sürekli kullanma niyetinde olduğum havuz, bayramdan bu yana bir şekilde bakımda ve artık faydalanmak istiyorum oradan. Tapılası göğüslerimi sere serpe sergilemeyi, minik slip mayomla mutaasıp amcalara tövbe ettirmeyi, komik bonemle çocukların ilgi odağı olmalıyım yine. Tesisin yetkilisini arayıp havuzun neden kapalı olduğunu sordum.

Benim niyetimin iyiliğini sorgulamaktan kendisinin bu iyi niyeti hissederek beni telefonla kabul ettiğine kadar pek çok alakasız şeyden bahsetti. Bir kaç kez lafını kesmek zorunda kaldım, sorumun asıl amacını hatırlatmak adına. Beni yüceltiyormuş telefonda; ayol gelip masamın altından ağzına alsan yücelecek halde değilim, teşhirim geldi, göstermem lazım. Beni yüceltmenize ihtiyacım yok, yalnızca sorduğum soruya yanıt istiyorum dedim. Havuz 700 ton su alıyormuş da, bunun belirli periyotlarda temizliğinin yapılması gerekiyormuş da, insanların pisi temizi varnış, suyun sürekli değişim maliyeti yüksekmiş, başka işletmeler olsa çoktan batarmış da, onlar kâr amacı gütmedikleri için yılda iki sefer değişim yapıyorlarmış da.

Ee, bütün bunlardan bana ne? Maksimum 1 saat kullandığım bir havuz için 15TL'yi almayı biliyorsunuz ama?

Kaldı ki 700 tonluk havuzun suyunun değişmesi, filtresinin temizlenmesi kaç gün sürebilir ki? Üç, bilemedin dört günde o su tankerlerle taşınır bir yerlerden, o arada da temizlenir neyi temizleniyorsa.

Kısacası, laf salatasından başka bir şey yok karşımda. Tıpkı yeni kraliçemizin yaptığı gibi. Karşındakine verecek yanıtın yoksa ona saldır, aşağıla, sorgula, hedef göster. Gerisi boş, palavra, ve zırvadan ibaret.

Tam bir anti-medeniyet yüzleşmesi, mağara devri civarlarından kalmış insanlar ve ellerine verilmiş olan kudret; bu kudretin sertleştirdiği minik, siyah ve çirkin erkeklik organları. Bedenlere büyük gelen takım elbiseleri saymıyorum bile. Hani şu ellerin üstüne kadar örten cinsten.

Bilmediği şey, karşısında tanrı tarafından kutsanmış gerçek bir kraliçenin olduğu ve en basit haliyle neden havuzdan faydalanmasının engellendiği.

Filtrelerin kiri, insanların kiri-pisliği-temizliği yada ötesi hikaye, önemli olan medeni insanlar olmayı becermek. Mağada devrinden bugünlere ve yarınlara ulaşacak yeteneğe, vizyona ve isteğe sahip olmak.

Daha doğrusu becerememek. Yoksa ben de biliyorum sahip olduğum sıfır vasfa rağmen birilerinin götünü yalayarak elde ettiğim koltuğun üzerinde kendimi parmaklamayı.

Bir kez daha yaşama imkanım varsa mümkünse Avrupa'nın bir taraflarında doğmak istiyorum.

Yorumlar

  1. Çok güzel bir konuya değinmişsin. Bir de başka bir boyutu var ki; gün geçtikçe daha çok karşılaşıyorum kendi eksikligini, ezilmisligini bağırıp çağırarak, yıkıp dökerek örtmeye çalışanlarla. Zamanla bağışıklık sistemi güçleniyor, daha kolay baş edebilir hale geliyoruz herhalde.

    Türkiye'den bir şeyler umut ediyorum ben hala, belki 2 kuşak ötemiz falan daha üst boyutlarda düşünür, yaşayabilirler.

    Teşhirine , slip mayona ve kalemine sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet. yetersizliğini başka yollarla kanıtlamaya çalışıyorlar. muhtemelen iktidarsız çoğu zaten :)

      bizlere kazandırdığı en iyi tarafı da bu, daha çok şeye daha kolay bağışıklık kazanıyoruz :)


      daha sık uğra.

      xoxo

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.