İsmin ne dedi söyleyiverdim: Feride, Feride


Anne tarafından büyük anne ve büyük babaların ailevi soy ağaçları biraz karmaşık. Anne de baba da en az birer kez daha evlenmiş ve özünden üveyine kadar annemin bir sürü teyzesiyle o sayıdan hiç geri kalmayan amcaları var.

Feride de bu amcalardan birisinin karısı, amca öz mü üvey mi, o konuda hiç bir fikrim yok.

Feride'yi en son dedemin öldüğü gün geldikleri başsağlığı etkinliğinde gördüm. Üzerinde zümrüt yeşili bir ceket- döpiyesle yakasında gümüşten bir karanfil vardı. Cenaze evine değil de sanki hazzetmediği komşusunun düğününe şöyle bir uğrayıvermişlerdi. Yanık çorabının iğrenç kokusu bile burnumda bugün hala...

Annanemlerin evinin salonunun genişleyen bir akordeon misali açılan oda kapılarını aralayarak salonu olduğundan daha büyük bir hale getirmiş ve uzun yemek masasını salonun ortasından odanın dibine kadar açmıştık. Gelen giden olur, yemek yenir denmişti. Apar topar kolu komşu patlıcan oturtmasından pilavına kadar herşeyi yapıp yollamıştı eve, cenaze evidir yemeksiz kalmaz diye.

Herkes işin bir ucundan tutup alel acele gelen misafirin yemeğini kaldırmaya çalışırken Feride'den kanımızı donduran bir tebessüm eşliğinde belli belirsiz bir mırıltı yükseldi. Gümûşi saçlarına verdiği dalgayla onu, Fransa Kraliçe'si Antonette'in soyundan gelen nüfuzlu bir Kraliçe bozuntusu sanabilirdiniz:

Bu tavuğun tuzu yok. (Annemin adını seslenerek) tuz getir güzelim.
Ekmek bulamıyosa pasta yesin demenin kırsalcasıydı bu.

Paçoz bir kenar mahalle dilberinin annemi üzmesine izin mi verecektim?
Hayır.

Kafasından aşağıya patlıcan oturtması tepsisini olduğu gibi dökmeyi düşündüm.
Ama yapmadım.

Çünkü bir Kraliçe, halktan sıradan biriyle direk olarak muhatap olmazdı. Gayriresmi de olsa İngiltere'nin gelecekteki Kraliçe'siydim ve şöhretimi tehlikeye atabilecek çirkef bir kadınla ağız dalaşına giremezdim.

Annem, hem ağlayıp hem babasının helvasını kararken ve göz yaşlarını o helvanın içine ister istemez karıştırırken bok yiyesice Feride'nin tuzunu da verdi, yediği yemeğin tabağını da topladı, bulaşığını da yıkadı.

Bense Feride'nin duyacağı şekilde yemek mi yemeye gelmiş sürtük! dedim; sonrasında annemin ağzımda patlayacak tokatını göze alarak. Anneme ay yapma çocuğa hihi dese de onun notunu o gün vermiştim: o artık bir sürtüktü ve ismini çağırmadan önce daima ismin ne dedi söyleyiverdim cümlesini hak edecekti.

0 yorum:

Yorum Gönder