Annenin gözyaşlarında yanacaksınız, hepiniz.

Ankara bu aralar gerçekten çok soğuk ve şok detaylarla gizli. Mesela, geceden donan nemli yollarda sabahları çok dikkatli yürümek zorundasınız...

14 Ocak sabahı, klasik şekilde 7.30'da evden çıktım ve metro istasyonuna doğru yürümeye başladım. Niyetim, hiç memnun olmadığım işime giderek işin içine yeni bir iş arama maratonunu katarak günü geçirmek tabii.

Bu gibi durumlarda, belediyelerden beklediğimiz şey, yaşam alanlarımızı daha rahat kullanabilme ihtiyacımızı karşılaması; örneğin yolları tuzlamak, kar küreme araçlarıyla yolların kullanımda kalmasını sağlamak.

Metro istasyonunun girişine kadar işimden Pom'la olan ilişkimize kadar pek çok şeyi düşündüm ağzımdan buharlar çıkarken ve nereden estiğini bilmediğim şekilde dudaklarımdan durmadan Avant de nous dire adieu dökülürken. Dikkatimi bir kadın çığlığı böldü. Klasikleşmiş olmasını kanıksadığımız şekilde birisinin düşmüş olduğunu fark ettim, kalkardı, iki söylenir giderdi. Kalkmadı. Yerde yatıyordu kadın. Aklımdan bin türlü felaket senaryosu geçti. Bir tarafını kırmış olabilirdi, kafasını çarpıp bayılmış olabilirdi en kötüsü de ölmüş olabilirdi. Birisi koşarak yardım etti kadına, kaldırdı ve merdivenlerin başına kadar koluna girdi.

İğrenç şekilde, bu gerçekten kabul ettiğimiz ve doğal karşıladığımız bir gerçek; şehir tasarım hatalarıyla dolu ve onlarla yaşamayı öğrendik. Bir şeyi olup olmadığını sorduk, yok dedi sesi titreyerek. Tamam, olabilir, insanlık hali, üzülmeyin derken o can yakıcı kelime dudaklarından döküldü gözünden o ateş gibi düşen göz yaşının eşliğinde:

Hamileyim, çocuğuma bir şey olur mu?

Yerin dibine girmek istedim üzerimde şehre dair herhangi bir sorumluluk yokken içinde yaşamaya mecbur kalmaktan başka. Görevini yerine getirmeyen insanlar, para hırsı, değersizleştirilmiş yaşamlar ve çok daha fazlası.

Bir annenin tek bir damla göz yaşında yanıp kavrulacak kadar lanetli olduğunuzu bilin artık. Hak etmediklerimizi yaşadığımız için, gördüğümüz kötülüklerin hesabını soramadığımız için lanetlenmediğiniz tek gün dahi yok.

Kadının çocuğuna bir şey olsa, hesabını sorabileceği kimsenin olmayışı ne acı; dava açsa alacağı yanıt "gaymayan ayakkapı giyeymiş" diyecek adamın teki...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.