N'oldu Orçun, niye ağlıyosn?

Hayatlarımızın ilk anına baktığımızda, hepimizde garip bir alışkanlık vardı, ilgiyi üzerine çekmek. Kimi okul sıralarında devamlı olarak salya sümük ağlardı, kimi bir türlü bitiremediği Pınar sütünü sınıfta çekilen her fotoğrafın tam ortasına koyardı, kimi de Ankara'da yanıp küle dönen Modern Çarşı'dan aldığı boya kalemleriyle sınıftaki herkesin gözüne soka soka bembeyaz, pırıl pırıl boyama kitabını boyardı.

Benimse dün gece aklıma gelen ve kahkahalarla uykudan uyanmama neden olan davranış ise, okula evden son derece ilgi çekici bir obje yada oyuncak getirip onu sınıftaki diğer çocukların gözüne sokmaktı. Bir pazartesi günü, Orçun'un cebinde haftasonu oynadığı oyuncağı kalmıştı. Sırf orada unuttuğunu söylemek için bile defalarca cebinden çıkarıp bize göstermişti onu. Yine bir seferinde de çantasının içinde kocaman bir Capitol oyuncağı unutuvermişti. İstisnasız her seferinde yine gücenmiş ve sınıfın ilgisi yüzünden son derece bunalmış bir ruh haline bürünerek bize göstermişti. Bu role kendini öylesine kaptırmıştı ki, annesi bile bazen bu role ortak olabiliyordu.

Nasıl da başlı başına yapay bir hareket aslında. Dikkatleri üzerine çekmeyi deli gibi istiyorsun ve ardından da ilgiden bunalmış gibi yanaklarını kızartıp gözlerini göz yaşlarıyla dolduruyorsun ki ilgiyi aslında katlayarak üzerine çek. Çok çaylak zamanlardı ve iyi ki geride kaldılar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.