Aktiflerin içindeki azılı pasifin çıktığı yer / bir erkeği erkek gibi sevmek

Bu yazıya "herkes kendi kaderini yaşar yağrim" başlıklı güzide şarkımız ile başlamayı uygun görüyorum; lütfen herkes yeni bir sekme açarak Youtube'a girsin ve bu şarkıyı bulsun.

"İçeri girince sol tarafta bulduğun yere otur tamam mı, birileri zaten gelip senin yanına oturacak, sonrası sana kalmış" dedi Ankara'nın bear eşrafından bir tanıdık ve ben de aynen dediği gibi yaptım.

Bir gece öncesinde Ankara'nın elit lokasyonlarından birisine akmış olmanın gerektirdiği klasik ve biraz da frapana kaçan kostüm detayım şu şekildeydi: Terkos pasajından edinilmiş ve defosu eteğinin ucundaki minik bir yırtıktan ibaret olan kırmızı bir Lacoste ile krem rengi  yumuşak bir pantolon; nisbi platform topuklu bordo rugandan çok şık bir makosen...

Kapıda verdiğim 10TL'nin ardından (ayol o parayı nereye vermiyoruz ki?) merdivenleri heyecan içinde indikten sonra karşıma yalnızca perde ile dışarıdan ayrılmış bir salon çıktı. Sihir Bakanlığı'nın alt katında yer alan ve içinden geçen Sirius Black'i öteki aleme postalayan kemerli sütun gibiydi; altından geçtiğimde de bambaşka bir aleme daldığımı fark ettim.

Artık gözüm nasıl bozulduysa, karanlığa alışmam biraz zaman aldı. Bu süre zarfını kapının kenarındaki kuytu köşede geçirmeye ve az sonra yaşayacaklarıma kendimi hazırlamaya karar verdim. Heyecanlıydım.

Yanıma öncelikli olarak oraların pek bir müdavimi gibi görünen tombik amcalardan birisi oturdu. Bana aşık olmuştu ve beni arzuluyordu, etc. En son aynaya baktığımda ben bile kendime aşık olabilirdim aslında ama neyse. Elleşip boyut kontrollerimizi yaptıktan sonra ön tarafa geçtik. Amca orada beni biraz eliyle ve ağzıyla uyandırdıktan sonra başlı başına sahnenin önünde olduğumuzdan rahatsız olarak arka tarafa geçtim.

Bu arada, siz siz olun, sakın sinemaya çapraz çanta ile gitmeyin. Hele bir de üzerinize beyaz tişört giymeyin.

İkinci talihlim çapraz çantalı ve elinde LCW poşeti olan orta yaşlı bir temizlik komplekslisiydi. Beni yine alıp ön tarafa götürdü ve ben sıcacık bir oral seks beklerken çantasından antibakteriyel ıslak mendilini çıkarıp bir tanesini bana verdi. Şaşkın gözlerle izlerken "temizsin değil mi, buradan daha önce biriyle birlikte oldun mu?" sorusuyla karşılaştım. Artık beni ne sandıysa. Baktım takıntıların bini bir para; eyvallahı çektim.

Fakat bir yandan da en sevdiğim erkek tiplerinden bir kısmı da oradaydı. Neyin ne olduğunu hiç dert etmeden sadece işine ve zevkine odaklananlardan birisi beni orada buldu. Yanıma geldi, benimle bir şeyler yaşamak istediğini söyledi ve biz üçüncü kez ön koltuklara doğru yollandık. Bu sefer sahnenin en önündeki koltukların karanlık bölmelerindeydik ve arkadaş yere çömelerek bana bu aralar yaşadığın en doygun orgazmlardan birisini hediye etti. Proteinini alarak teşekkür etti ve ayrıldık. İşte bu kadar.

Bu arada ben de boş durmadım tabii ki, ünlü bir TV spikerine benzeyen beyaz gömlekli herifin birine yarım posta dil attım. Herif arkaya kaykılıp keyfine bakarken adeta bir zevk fahişesi gibiydim. Hoşuma gitti mi, tabii ki de EVET.

Artık canım yavaştan sıkılmaya başlamışken etrafımda neler oluyor neler bitiyor diye bakma ihtiyacı hissettim. Çünkü gerçekten çok ilginç şeyler oluyordu ve bunları bir bir hafızama kazıyarak siz değerli (!) okuyucularım ile paylaşmam gerekiyordu. Tam önümde oturan adamın birisi - akademik personel miymiş neymiş - hiç çekinmeden karşısına geçen bir herife hoş dakikalar yaşattı. Aynı adamın eli, ben arkadaşına dil atarken benim bacaklarımın arasındaydı filan.  Böyle çirkin, ayıp ve son derece müstehçen şeyler işte. Daha önce böyle yüz kızartıcı bir şeyi pek az sefer gördüm. Yetti de arttı. (Kıskanmış olabilir miyim?)

Fakat, sona doğru yanıma cinsel uzvunu sıvazlatmak için oturan bir adamın hayallerine dair bir şeyler söylemeden geçemeyeceğim.

Yanına oturduğunda "sadece sikimi sıvazlatmak istiyordum" dese de, bir süre sonra işaret parmağım deliğinin derinliklerini keşfederken dudaklarından dökülen "bir erkek tarafından erkek gibi seviliyorum" sözü uzun süre kulaklarımdan gidecek gibi değil.

Bir de keşke tam boşalırken oturduğum koltuk kırılmasaydı iyiydi...

Bu arada, bu mekanı lütfen temsili olarak koyduğum fotoğraftaki gibi bir yer olarak hayal etmeyiniz. Kafanızda oluşan sinema imajını canlandırmak için aşağıdaki dörtlük sanırım işinizi görecektir;

Her yerde döl var
Yerlerde döller
Kimin bu döller
Bilemiyorum

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.