Gözünüzü para bürüdüğünde: Condé Nast Traveller Hindu Edisyonu


Her ne kadar, işin aslında bir miktar karartılmış mizah hissi verilmeye çalışılsa da, kesilen pozlar, kullanılan materyaller, kollardaki aksesuarlar, dağınık saçlar, kara-sarıdan pembe-beyaza Photoshop mahareti ile çevrilmiş ten rengi ve bir o kadar da çirkin makyaj bizi üniversal birer gezgin olmaktan çok uzak bir noktaya adeta Fatih'in İstanbul'u alırken kullandığı mancınıklardan birisinin üzerine apar topar koyarak uzaklara fırlatıyor.

Refugee: sığınmacı
Immigrant: göçmen
Outsider: belirli bir tanımla adlandırılan grubun dışında kalan, dış kapının dış mandalı
Traveller: gezgin

O göğüsleri bir miktar daha dolgun ve heteroseksüel erkeklerin ilgisini çekmek adına askıları ekstra inceltilmiş beyaz tişörtün üzerinde yazanların tama yakın Türkçe mealleri bu şekilde, hem de üstleri çizilmiş halleriyle.

Altın renkli başlıklarla, yüksekçe binaların fon olarak kullanıldığı bir karenin  süslediği temanın konusu TRAVEL, yani SEYAHAT. Köşedeki minik Grand Hyatt Goa stickerı ise ferro-lüksleştirilmiş sıradan yaşamların içinde bir anlığına bulunabilme imkanını sağlar nitelikte; eğer derginin reklamını yeterince yaptığınıza kanaat getirilirse filan.

Win a stay at The Grand Hyatt Goa: Grand Hyatt Goa'da kalma kazanın.

Neden seyahat etmeliyiz, nerelere seyahat etmeliyiz, ne zaman seyahat etmeliyiz, gittiğimiz yerlerde ne tür geziler yapmalıyız, bunlar yaklaşık yetmiş milyon yüz yıl üzerinde tartışsak herhangi bir sonuca ulaşamayacağınız gereksiz ayrıntılar.

Fotoğrafın temasına bakacak olursak verilen mesaj NŞA aslında gayet açık; GEZGİNLİK.

Fakat işin ferro-trajik hale gelmiş bir başka boyutu daha var. Yakın coğrafyamızın bize her gün illallah ettirircesine yaşattığı sahnelerin içindeki hiç bir GEZGİN, kendini kocaman ve silikonla şişirilmiş memelerini yüksek bir binanın tepesinde heteroseksüel erkeklerin yüreklerini hoplatmak adına kullanabilecek durumda görünmüyor.

Yaşamak adına savaş veren ve büyük kayıplarla hemen hemen her gün mücadele etmeye çalışan insanlarla dalga geçercesine ahkamlar kesmek, dünyanın her bir yanında militarizme çanak tutmaktan farksız bir eylem.

Yok savaşa dikkat çekmek istiyoruz, yok savaşı istemiyoruz, savaştan etkilenenlerin yaralarını sarmak istiyoruz. Göçmenleri bağrınıza basıyormuş gibi yapmak onların hallerinden en pis şekilde yararlanmanın resmidir.

Geç bunları.

Yaptığınız şey fırsatçılık, günlük trendlerden faydalanarak ekmeğinize yağ sürmek, kadehinizi doldurmak ve bütün bunlardan maddi kazanç sağlamak.

Sonrasında pişman olacaksanız, yaptığınızdan utanacak ve suçluluk duygusu hissedecekseniz yapacaklarınızı hiç yapmayın.

İlahi adalet denilen şey bir yerde bir şekilde varsa ve karşılaşırsak, insanlar hesaplaşırken orada olmak ve düşüşlerini görmek istiyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.