Batakhane hamamında, elim sikimde - Bölüm 2: kurna başı kıllı ayıları

Bir önceki yazının en başında söylediğim Serdar Ortaç şarkısı konusunda şaka yapmıyorum. Bir süredir günde iki kez falan Yaşar Gaga'nın çıkardığı Alakasız Şarkılar albümünü Zuhal Olcay'ın Küçük Bir Öykü Bu albümünün yerine dinliyorum ve şarkıların o saççmasapanlığına rağmen kıvraklığını ve hareketliliğini seviyorum. Özellikle Dilberay'ın tipine bakmadan çığlık çığlığa bağırdığı "adına da derler seks, seeeks seeeeeeks seeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeks" şarkısını günde iki kez duymazsam günümün iyi geçmeyeceğin adım gibi biliyorum.

Erimeye başlayan günün sok mavi pırıltıları altında yürürken kulağımda Dilberay, Serkan Kaya ve o garip yeni üslubuyla söylediği Hayatı Tesbih Yapmışım şarkısıyla Aşkın Nur Yengi var. Tıpkı rüyalarımdaki gibi; gece olmak üzere ve ben Kemeraltı sokaklarındayım. Girecek bir erkek bedeni arıyorum ve koştura koştura sokaklardan geçip gidiyorum. Rüyalarımda olmayan ve orada olmasını aslında hiç beklemediğim şey ise yalnızca Dilberay ve o özgürlüğümüzü elimize almamızın elindeki anahtarı haykıran sesi: Adına da derler seks, seeeks seeeeeeks seeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeks!

Evet, kasıklarım şişti ve artık "çıkması gerekiyor", evet mekanı biliyorum ama bir türlü bulamadım. Ayağımdaki ayakkabı da zaten topuğumu sikti, o sokak senin bu sokak benim derken birden Alaaddin'in altından sarayı gibi parıldayan paslı tabelasıyla karşıma yegane batakhane hamamım çıktı. Hazırdım ve azgındım, korksunlardı benden, kaçsınlardı şerrimden.


Terden sırılsıklam olmuş Sarar gömleğim muhtemelen hamamın ederinden daha fazlaydı. Onunla yarışacak kadar değerli, pahalı ve şık olan ayakkabılarım ise başta hamamcı olmak üzere içerdeki 3 personelin dikkatini çekecek kadar ışıltılı, şık ve aynı zamanda tapılasıydı. Bana bahşedilen odada üzerimi değiştirip belime sardığım iğrenç peştemalle bir hışımla içeri daldım. Loş karanlıkta kurna başlarında yıkanan çıplak ve kıllı ayılarla köşelerde şaklayan daşşak seslerinin hayaliyle çalkalanırken ruhum şakaklarım nabzımla birlikte bir iniyor bir şişiyordu. İki tane ucuz plasik kapı kraliçelerini selamlarcasına açıldı ve önce çişimi yapmak üzere tuvalete gittim, sonra hamama daldım.

Bir sürü hayalim vardı akşam üstüyle ilgili. Gizli saklı bir seks cennetine düşmeyi ve orada kucaktan kucağa alınmayı hayal ediyordum. Beni karşılayan şey ise karanlık bir mahzen, göbek taşında bir tellak ve onun önünde çırılçıplak yıkanan bir adamdı. Neredeydi o kurna başı kıllı ayıları; hamamın içini dolduran daşşak şaklamaları, zevk çığlıkları ve seminifer sıvının vücudu terk ederken erkek bedeninin derinliklerinden çıkarttığı inlemeler?

Zebaniler siksin inşallah beni.

Share:

0 yorum:

Yorum Gönder