İlgiliye - 1: Sen iki sevgili arasındaki üçüncü aşık mısın?

Bu yazı dizisinin haberini şuradaki yazıda vermiştim. Üzerinden biraz zaman geçmiş olsa da, serinin ilk yazısını yazdım ve yayınlıyorum. Buyurunuz; afiyet olsun.

Öncelikli olarak, bu yazı ile ilgili olarak bana 'ay kim bu', 'ben miyim', 'o mu', 'bu mu', 'şu mu' diye yanıtı bir kişi zamiri olan sorular sormayınız. Metni okuduktan sonra o kişi zaten kendini biliyor olacak.

Teknik olarak baktığımızda aslında bu yazı, benim bir süredir içimde biriktirdiğim şeyleri olduğu gibi ortaya döküşüm; ilgili insanlar hakkındaki kişisel fikirlerim. Bu sebeple kimseye herhangi bir yanıt hakkı da doğurmuyor yada ilgili kişi bir özrü hak etmiyor.

Dolayısıyla bu biraz da kendi etrafınızdaki insanları gözden geçirip onlar hakkındaki gerçek kişisel düşüncelerinizi ortaya dökmeniz için 'gerçek' bir araç. Kimseye tahammül etmek zorunda değilsiniz, insanların kendileri hakkındaki gerçek düşüncelerinizi ise bilmeye gerçekten hakları var. Artısıyla-eksisiyle, varıyla yoğuyla onlarla kapalı yada açık şekilde yüzleşin.

Direk olarak;

İlgiliye,
Aralık 2013, Ankara

Yahu sen kimsin ki iktidarını kuramadığın çarpık ilişkilerinin içine bizi de katmaya çalışıyorsun? Kim yeni bir ilişkiye başlasa anında aralarındasın, bir bozgunculuk, bir arada üçüncü olma telaşı, çabası? Ayol kendi işin yok mu senin milletin ilişkisinin içinde limonsun? İnsanlar tanıyıp birbirlerine uygun olup olmadıklarını ölçüp biçiyor, sen bir gün birisiyle öteki gün ötekisiyle; kıskandırmalar, sürekli bir iletişim halleri, mesajlaşmalar, zarflar, müstehçen göndermeler, yatak muhabbetleri, whatsapp'laşmalar, fotoğraf paylaşmalar, sabahları günaydın-akşamları iyi geceler mesajları, Facebook'ta ne paylaşırsa paylaşsın beğenmecilikler? Sen iki sevgili arasındaki üçüncü aşık mısın da insanların akıllarını bulandırıyorsun?

Hayır, amacın ne? İnsanların birbirini sevmelerini mi çekemiyorsun yoksa kendi yalnızlığından mı korkuyorsun? Dışlanma ve yalnız kalma korkusu yaşıyorsun belli. Adam ol ki seni yalnız bırakmayalım yada dışlamayalım çevremizden. Etrafındaki insanların tam ortalarındaki kişi olmaya çalışmaktan sıkılmadın mı henüz? Bu durum seni sempatik birisi haline getirmiyor, tam aksine günden güne daha çok manevi olarak nefret edilen bir adama dönüşüyorsun. Olmayan organizasyon yeteneğinle, çekemediğin fotoğraflarınla neyin peşindesin ki? Yüzüne yansıyan içinin pisliği ile neden her şey çevrendeki bütün eşcinsel erkeklerle aynı yatağı bir kere paylaşmak? Her meyveden bir ısırık alabileceğini mi sanıyorsun?

Neden etrafında birlikte vakit geçirebileceğin insanların sayısı ve kalitesi sınırlı? Nerede ciğeri beş para etmeyen, siki daima dik, sikmeye gelmek için bile gidip almamızı talep eden, abaza, yalancı-dolancı, çıkarcı, sünepe, asalak adam varsa, senin etrafında. Hayvan bile yattığı yerden belli eder kendini, etrafındaki insanların biraz farkında ol. Ne edersen kendin bulursun, ölümlerden dönersin etrafında sana bakacak, halini hatırını soracak, bir şeye ihtiyacın var mı diye koşacak kimseyi bulamazsın. Ama para isteyen yada 'yer'e ihtiyacı olduğunda kapına gelen çok olur. Düşün yani, bendeki kredin neredeyse bitti, diğer insanlar senden ne kadar iğreniyor, tiksiniyor ve nefret ediyor.

Asıl seni kişisel olarak hayatımdan çıkarma sebebim, sevgilime attığın çeşit çeşit zarflar. İlişkilerimdeki tutumumu gayet açık ve net bilirsin. Ben senin arada bir yatağa attığın yada üç-beş kuruş çıkarın için birlikte olduğun ve 'seviyorum' dediğin diğer adamlara benzemem. O zarflar birikti ve sonunda sana iadesiz-taahhütlü bir posta olarak geri döndü. Umarım açık sözlülüğümden alınmışsındır.

Böyle değildin, değiştin. Herşey içine gireceğin bir delik yada içine alacağın kalın damarlı bir sik değil. Acil olarak kendine gel, toparlan.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.