Chante Hier Pour Aujourd'hui


Kendisininde belirttiği üzere bazı şarkılar, şekilleri ve düzenlemeleri farklı insanlar tarafından farklı şekillerde yapılsa bile asıl anlatmak istediklerini hiç bir zaman kaybetmiyorlar.

Çok yoğun ve bir o kadarda, hem manevi hemde ruh olarak yorgun olduğum ve geçen günlerin pek farkına varmadığım günlerin bir tanesinde Ankara'nın Mithapaşa Caddesindeki Arkadaş Kitabevi'nden aldığım ve çok farklı bir yerde hala sakladığım değerli bir albümü hatırladım bu gün.

Fransızca şarkılar ile ilk kez onun vasıtası ile tanıştım. Anlamlarını bilmeden, ne dediği konusunda çok belirki kelimelerden öteye gitmeden kısa süre içinde kendimden izler yakalamayı başarabildim. Belediye otobüslerinde bu albümü dinlerken kafama koyduğum şeylerden bir tanesi bu şarkılarda neyi söylediğini ilk kulaktan duymam gerektiğiydi. Fransızca öğrenmeye işte böyle başladım. Çok ileri gidemedim tek başıma, ama Google Translate başta olmak üzere bir çok yardımcım var, vaktim yok.

Chante Hier Pour Aujourd'hui albümünde yer almayan ve bir şekilde canlı performanslar vasıtası ile tanıştığım Tu te reconnaitras - Göreceksin Kendini'yi Ilgaz Dağında bir yerlerde mırıldanırken adamın birisi yanıma yaklaşıp genç nesillerin bu şarkıları bilmesinin çok güzel birşey olduğunu söylemişti; içinden yine yalnızlık geçen bir metin yazmaya çalışırken hatırladım. Arada, Candan Erçetin'de chante Hier... albümü konseptinde bir kez Coachie-Doachie'de yer alacak, ama zamanı var.

Bu albüme dair hatırladığım en güzel şeylerden bir tanesi, sonradan tanışma fırsatı da yakaladığım bir söz yazarının çok sevdiğim bir şarkısının Fransızca'ya çevrilmiş ve bu albümde yer almış olmasıydı. Şimdi nerede ve ne zaman olduğunu hatırlamıyorum, şarkıyı ilk duyduğumda hiç yabancı olmadığımı farkettim. Belediye otobüsünde mi, yoksa yorgun argın geldiğim bir akşamın köründe, evde mi "Korkarım" bu dediğimi hatırlıyorum. İki hali ile de çok sevdiğim şarkıları arasına girmeyi becerdi.

Yabancı bir dili telaffuz etmek için ayrı bir yol olduğunu düşünüyorum şarkı dinlemenin. Sanatçının telaffuzuna yaklaşıyor ve etkisinde kalıyorsunuz ama en azından Türkçe'den çok farklı bir tınısı olan dillere kolayca adapte olabilmeyi sağlıyor...

Dünyaya farklı dillerle haykırabilmiş olan insanların anlattıklarını anlamaya çalışmak ise cabası. Benzer sesleri, benzer ifadeler ve dünyadaki en doğal mimiklerden yola çıkarak anlatmalarını ve belki anladığımı bilmelerinin sevincini birlikte yaşıyor olmalıyız.

İyi ki müzik diye birşey var.

0 yorum:

Yorum Gönder