'Arkadaşlarım sevgililerini artık benden uzak tutuyorlar' diye ağlamak ve ardından da samimi olmayan göz yaşları dökmek

Arkadaşlarım sevgililerini artık benden uzak tutuyorlar diyen bir adama bu lafından sonra ne sorulabilir sizce?

Neden mi, niçin mi, hangi gerekçe ile? mi sonuna devasa bir şaşkınlık ifadesi eklenerek...

Çoğu zaman, olayların sonuçlarına bakardım düz mantık, 'someone does something'in ardındaki gerekçeleri arardım şüphesizce. Doğruların, yanlışa ihtimal vermeyen durumların sebeplerinin daima zincirin başındaki kişinin bir önceki basamakta olduğunu düşünerek yorumlardım. Yani bu aslında şey gibi, bir zincirin ucunda beliren bir sorunun kaynağının yalnızca o kısım olduğunu düşünmek gibi.

Sonradan edindiğim yüksek mertebedeki deneyimler bana gösterdi ki, aslında sorunun kaynağının ilgili arkadaştan sevgilisini uzak tutanlardan değil, bizzat arkadaşın kendisi.

Yani, etrafındaki birinin tokmakçısı / tokmakladığı, siktiği / kendini siktirdiği, ağzına aldığı / verdiği yada pembe panjurlu bir dubleks eve yerleşip mutlu mesut ondan çocuk doğurmak / ona çocuk doğurtmak istediği kişi seninde cinsel cazibe sınırların içindeyse, bunu illa ki fiziksel bir aktivite ile adamı yatağa atana kadar ilerletmene yada o herifin bütün vücut detaylarını, penis boyunu, memesinin sıkılmasından zevk alıp almadığını, vücudundaki kıl oranını bilmene / öğrenmeye çalışmana gerek yok. Bazen insanların bir tarafı görünen uzuvlarla tanışıklığı sürdürmekten yana oluyor.

İnsanın bence önce arkadaşına, onun yeni tanıştığı ve belli ki bir aşamadan sonra adını koyduğu herife; bütün bunlardan önce ise kendine saygısı olması lazım. Ya ben bu konuda çok mu ketumum bilmiyorum ama, bir takım 4 harfli arkadaşım eğer benimle sevgilisini tanıştırmaktan kaçıyorsa oturur bir düşünürüm kendi kendime; çok mu ortadaki bardağım, ilişkilerine çok mu karışıyorum yada ikisinden birisini kıracak, üzecek, rahatsız edecek birşeyler mi yaptım diye. 

Kaldı ki bir de kalkıp onlarla yatacağım yada öyle ona benzer bir pozisyonun içine gireceğim (bir kendi kendime konuşma biçimi olarak). Ay utanç verici bir durum. Kişisel fikrim olarak insanların yüzüne bakamayacağım kadar iğrenç bir davranış; Uluhamam'da 41,5 tas su dökünsem temizlenmeyecek kadar yapışkan bir kir.

Yetmezmiş gibi bir de insanlar arsızca, fütursuzca, arkadaşlıklarını, "dost"luklarını, ahbaplıklarını, cesurca ve sonunda ne olur demeden böyle harcayıp bitiriveriyor, sonra da 'yalnız'lıktan şikayet ediyorlar. Uzun zamandır bu tür yakarışları samimiyetsiz buluyorum.

...

İnsanların mümkünse kendilerine biraz özelleri kalsın.

Ayol siz kendinize çeki düzen vermezseniz, iki insan arasındaki ilişkiye değersiz kılarsanız, özeline tecavüz ederseniz, savunduğunuz samimi olmayan fikirlerin ve gösterdiğiniz davranışların birilerini incittiğini, kızdırdığını ve mutsuzluk kaynağı haline geldiğini görmeyip kendi bildiğinizi sürekli doğru kabul ederseniz, insanlar size bırakın sevgililerini göstermeyi yüzünüze bakmazlar, yapayalnız kalıp bir zamanlar yüzüne dahi bakmadığınız ve arkasından tepe tepe sövdüğünüz insanların arasına dönmek zorunda kalırsınız. Kaybeden de arkadaşlarınız yada sözde 'dostlar'ın değil siz olursunuz.

Koca koca adamlara gelip ahlak dersi verecek ve ahlaki benliklerini yeniden oluşturacak da değilim kişisel olarak. Koskoca bir zaman kaybıyken, size harcayacak zamanım yok açıkçası. Ait olduğunuz yerde yaşayın ve mümkünse de azalarak bitin.

Şimdi diyaloğumuza dönelim.
- Arkadaşlarım sevgililerini artık benden uzak tutuyorlar.
- Ay canım sana öyle geliyodur. Kim ki onu yapan?
- Şu, o, bu, öteki, beriki , diğeri.
- Alla alla? Nie öle bişiy yapiolar ki? (Ahahahah. Yavşadın ve elinde patları değil mi? Beter ol ayol.)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.