Çirkin yüzleşmeler - 1: Balkondaki maymunun taze cevizli imtihanı


Yapıldığı ilk zamanlar saray yavrusundan biraz daha farklı olan bir gecekonduda gündüzleri yalnız başıma kalıyordum. Tıpkı bizimkine benzeyen başka evler de vardı etrafımızda, ve tabii ki o evleri içinde yaşayan türlü türlü insan da. Hatta bir tarafı bir süre bir genelev işlevi bile görmüştü.

Bizim evin bir tane de balkonu vardı. Büyükçe, kare ve etrafı tuğladan korkuluklarla çevrili. Gündüz vakti annem dışarı çıkmamı istemediğinden genellikle orada oynardım (çünkü sanırım üstüme kilitleyip giderdi) annemler gelene dek uslu uslu. 

Tipik şekilde yine oyunu sürdürürken yan komşular bahçelerindeki ağaçlarından cevizlerini toplamaya başladılar. Aktivite benim için o kadar eğlenceliydi ki, sefil yalnızlığımı giderdiğim Power Rangers yada Superman dizilerindeki mayoların içinden fışkıran penislerden çok daha fazla ilgimi çekmişti. En sonunda kara kuru tenli teyze ağaçtaki son cevizleri de şalvarının içine doldurup (karı tam bir malmış yalnız,
 sürdürülebilirlik denen şeyden uzakta yaşıyormuşuz o zamanlar) eve girince bende boynu bükük bir küheylan gibi korkuluklara dayadığımız sedire oturup bahçelerine bakmaya başladım. Kadının oğullarından birini yolladı ve...

Bahçenin tam ortasından bir tane ceviz fırlattı bana, balkona düştü ceviz. Ben de yerimden bir kırmızı götlü maymun gibi fırlayıp o cevizi aldım (tanrım, sonrasını hatırlamak bile istemiyorum):

Sedirin altına girip dişlemeye başladım. Geri zekalı bir makak gibi davranıyordum. Hiç mi ceviz görmemiştim, en önemlisi hiç mi başka bir şey görmemiştim? Yemek nasıl yenir yada yemek yeme adabından bir habermiş gibi davrandığımı annem bugün öğrense üstüme sıcak ütüyle çeşitli desenler çizer. Tanrı Kraliçeyi korusun ki öyle bir çocuğum olsa yetiştirme yurduna vermeyi düşünebilirim şu anda.

Dişledikçe ağzımın içi zehir gibi birşeyle doldu, çok acıydı. Girdiğim hızla sedirin altından çıkıp cevizi gerisin geriye çocuğun olduğu bahçeye doğru fırlattım. Bana gülüyorlardı anasıyla, nasıl gülmesinler, yan bahçelerinde insan görünümlü bir maymun yaşıyordu. Cevizi neredeyse havada kapıp sedirin altına girip orada kabuklarını dişiyle soymaya çalışan bir maymun. Cevizin zarı olurmuş o çıkarılınca asıl yenilecek yeri ortaya çıkarmış. 

O yazın sıcağını, yaprakların yeşilini, bahçenin ortasında gerilip bana cevizi fırlatışını hiç unutmamışım fakat artık unutmaya başlasam iyi olacak sanırım.Yetmezmiş gibi evin asıl sahibi akşam kapıya gelip bizimkilerin eline kocaman bir çuval taze cevizi tutuşturdu. Diyemedim ki gündüz de ben bunlardan birisini dişlemeye çalıştım ve bana güldüler...

Ps: Aynı bahçeye dair bir başka hikaye de şurada. Başrolünde bizim bahçenin erikleri var.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.