Tavuklu dönerindeki soğanı da sen ayıklayıver, sürtük!

Özellikle iş yerlerindeki yemekleri seçme lüksüne sahip olan insanları, o yemek yedikleri metal tabldot tepsisi içinde boğmak istiyorum.

Belirgin şekilde, iki farklı deneyim yaşadım iş yerlerindeki yemeklerle ilgili. İlki ve en yenisi, Çankaya'da çalıştığım gayrimenkul firmasının yemek politikasıydı. Birlikte çalıştığım insanlar eleganlardı (kıçım bile onlardan daha elegandır), öğle yemekleri için Çankaya'daki iyi restoranlara gidip yerlerdi yada çoğunlukla ofis dışında oldukları için ofiste yemek yeme ihtiyacı hissetmezlerdi. Bense kendi cebimden - maaş olarak ödenen paranın içinden - ve ofisin içinde kısa bir süre içinde yemek yemek zorundaydım. Kazandığım paranın tamamı neredeyse yemeğe ve yola gidiyordu.


Diğeri ve daha eskisi, yine şimdikiyle benzer bir iş yaptığım yerdi. Hayatımda bir kez daha karşılaşmak istemediğim garip pırasa, kabak yada patates bulamaçları yapardı amcanın biri. Elinden gelmediğinden olmayabilir; işveren, işçisine onu uygun gördüğünden. O yemekleri yedikten sonra yürüyüş yapmak adına çıkıp ilk çöp kutusunun başında kendimi parmakladığımı da biliyorum.

Fakat, çalıştığım yaklaşık yirmi beş gün boyunca, hiç bir gün yemeği eleştirmedim çalıştığım yerde. Abi şükretmeyi bilceksiniz, ama tanrıya, ama İsa'ya, ama ineğe, ama neye inanıyorsan, ona.

Şimdi çalıştığım yerde de tam aksi bir durum var. Yemeğin neden soğanı var, neden kırmızı değil de yeşil mercimek pişirdin, tavuk dönerin içindeki turşuları yiyemiyorum... Evinizde ne yiyonuz la siz? diye soracağım bir gün birine. Bugün, aktif olarak çalışma hayatı içinde olan pek çok insan aktif olarak kendilerine bir öğle yemeği sağlanmadan çalışıyor yada cebinden yemek zorunda kalıyor, kendisine çalışması karşılığında ödenen paranın içinden. Ekonomik, ucuz ve sağlıklı / doyurucu bir yemek imkanı sağlanmadan. Biz ise, günde en az üç farklı çeşit yemeği dilediğimiz kadar tabağımıza alarak yiyebiliyoruz. Bunun içinde çoğunlukla etli yemeği de oluyor, sebze yemeği de.

Böylesi bir durum, iş çevreleri içinde gerçekten bulunmaz bir nimet. Adeta cennet diyorum, herkes bıyık altından gülüyor bana. Dışarıda neler olduğunu bir bilseler...

Şimdiyse yapmanız gerekeni söylüyorum iş-yerinde-yemek-seçen-elegan-kenar-mahalle-kızları-ve-dilberlerine:

Bir zahmet, tavuk dönerinizin içindeki soğanı ayıklayabiliyorsanız ayıklayın. Eliniz çok değerliyse çatalla (kaldı ki o elin ne kadar değerli olabilir ki; götünü de onunla siliyorsun). Turşunuzu çıkarabiliyorsanız aynı şeyin içinden, çıkarın; yine, elinizle yada çatalla; hiç bir bok bulamıyorsanız kürdanla, ataşla, toplu iğnenin başıyla. Beni delirtmeyin; kimse, çok fazla insanın çalıştığı bir yerde, sizin kişisel olarak tercih ettiğiniz yemeği size bulup getirmek için zaman harcamaz. Yok leş gibi soğan kokuyormuş, nasıl yiyecekmiş, turşu midesini bozuyormuş; siktir git lokantada istediğin yemeği ye derler o zaman sana; yüzüne olmasa bile arkandan. Bulduğuna şükret orospu. Soğan kokuyorsa ayıklarsın, turşu mideni bozuyorsa çıkarır atarsın. Nasıl yiyeceğine gelinceyse, tanrı iki tane el vermiş sana, kullanmasını bilmiyorsan otur masanın üzerinden ısırarak ye. Basit çözümleriniz varsa şikayet etmek yerine onları üretin. Uzun mesai saatleri altında adeta yaşamlarını ofiste sürdüren insanların çirkin ve şımarık, ucuz ve basit şikayetlerinize ayıracak vakitleri yok.

Bugün kendinize bir iyilik yapın ve ...

Ne bok yerseniz yiyin, yazarak olsaydı, dünyayı defalarca kurtarıp uzaya çıkmak için taksi çağırıyor olurduk.

Şimdi defol burdan.

Yorumlar

  1. Çok tatlı bir yazı olmuş, gülerek okudum. :) Sinir de oldum tabii bir yandan çünkü bu şımarıklardan piyasada çok var. Kendi hallerine bırakmak gerek bence.
    Bu arada, durdum durdum, ilk yorumumu da bu yazıya yaptım. İlginç. Demek içten içe ben de bayağı kıl kapıyormuşum bunlara. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sizi güldürebildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum :))))))))

      Sil
  2. Süpersin kii:)
    Onlarca insanın zevkine uygun yemek yapmak imkansızdan da imkansız.Herkes kendine göre çözümler üretip beğenmezse yemeyecek arkadaş. Ayrıca cidden şanslısınız bu konuda. İnsan daha ne ister ki.
    Pis sürtükler!! :D Zıkkımın kökünü yesinler.

    YanıtlaSil
  3. Şahane olmuş bu yazı :)) Bu konuda benim çözümüm net ve temiz, kendi yemeğimi evden getiriyorum ve onu yiyiyorum. Zaten bizde yemekhane olmadığı için ve malesef ki yaptığım işte öğle tatilim olmadığı için tek çözüm buydu ilk başta. Sonrasında ise öyle alıştım ki çok memnunun evden yemek yediğim için. Dip not: yemek kartındaki para da artıyor, sonra harca harca bitmiyor :P

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.