İlknur Yenge'nin karşısında nasıl sandiviç yedim?

Yeni bir ev almıştık. Gecekondudan apartmana taşınacaktık ve kendimi statü atlamış gibi sarsak ve gereksiz bir kabarıklıkla ödüllendiriyordum. Sanki bir kez daha dönmeyecekmişiz gibi evin her yanından köşe bucak kaçıyordum günün her anında. Tiksintiyle izliyordum evin her bir zerresine, o zamana dek benim için hiç dert olmayan şeylerden sesli olarak serzenmeye başlamıştım fakat bir taraftan da evimizin köpeğinin ne olacağı konusunda ortam hala karanlıktı.

Neyse.

Annemin büyük kardeşi ve eşi İlknur Yenge bize akşam oturmasına geldiler. Camların üzerinde devasa miktarda büyük güllerle bezeli krem rengi perdeler vardı ve annem, kardeşiyle karısını üstü kahverengi kanepenin üzerine alarak sohbete başladı.

Ben mi...

Mutfaktan özene bezene hamburger ekmeğimi, marulumu, beyaz peynirimi, domatesimi, mayonezimi ve ketçabımı alarak dayım ve İlknur Yenge'nin önünde hazırlayarak afiyetle yedim. O sığ ve dalga geçen bakışları halen unutamıyorum. Bari içine adam gibi hamburger köftesi falan koysaymışım, beyaz peynir ne abi? Çizburger desen değil ekmek arası domates-peynir sandiviçi desen değil... Nasıl bir eziklikse bendeki, insanların karşısında hem gösteriş yapmaya çalışmışım hem de o gösteriş için yeteri kalıbı sağlayamamışım.

İyi ki geçmişte kalmış bütün bunlar ve umarım İlknur Yenge bu sahneyi unutmuştur.

1 yorum: