Eve gidip sevişelim hadi dediğinde kıyıdaki pizzacıda güzel birer pizza yemiş ve sahile park ettiğim, camları koyu filmle kapatılmış, dört çeker arabanın içinde öpüşüyorduk, dışarıda hava hafifçe kapalı, arabanın ön camına bir - iki yağmur damlası düşüyordu. Kırklı yaşlarının sonunda - hatta ellilerinde bile olabilir, olgun, yaşına göre oldukça fit görünen, saçları dökülmüş fakat geriye kalanlar da cömertçe grileşmişti. Öpüştüğümüzde dudaklarımı gıdıklayan bir kaç saatlik bıyıklarıyla, tam da rüyalarımı süsleyen, hayal ettiğim gibi biriydi, nihayetinde olmuş muydu?
Sana kahve yapayım mı diye sordu eve girdiğimizde; gözüm camdan dışarı kaydı, şehrin ışıkları olduğu gibi içerdeydi. İkimiz de şehvetle yanıyor, henüz beyaz çarşafların serili olduğu çift kişilik yatağa geçmemiştik. Camdan giren serin deniz havasıyla karışık taze kış havasını içime çektim. İkimiz de kalkmış ve dimdik olmuş erkekliklerimizi saklama gereği duymadan bir koltuğun iki ucunda sessizce oturuyorduk kahve makinesinden küçük gurultular yükselirken; kedilerden biri oturduğu koltuktan atlayarak evin içinde bir yerlerde kayboldu. Gören de ilk kalkan maçı kaybedecek ve arkasını ilk o dönecek sanırdı.
Kahve kupaları
Kahve kupalarını mutfaktan alıp geldi ve az önce oturduğu yerden daha yakına kuruldu. Kahvenin bahane olduğunu ikimiz de biliyorduk. Kolunu koltuğun ardından omzuma sardı ve sanki yıllardır birbirimizi tanıyoruz; hatta aramızda bir tür sevgi ilişkisi var gibi kendine doğru çekti büyük bedenimi.
Kalın bilekleriyle kavradığı boynumu bir mengenenin içindeymiş gibi kolayca kendine doğru yaklaştırdı ve üstüme uzanıp dudaklarımdan öpmeye başladı ve dudaklarını boynuma doğru indirdi.
Hayatım boyunca boynumdan öpülmesini hep çok sevdim. Yumuşacık dudaklarının arasından çıkan sıcacık nefesi kulak memelerimde önce kor gibi bir ateş; ardından da serin bir buğu bırakırken boştaki eliyle bacaklarımın arasındaki sert kabarıklığı buldu. Avucunun içinde nabız gibi atan sert aletimi yukarı aşağı sıvazlayıp bir yükseltip bir bırakırken ılık nefesi kulaklarımı doldurdu: İçindeyken gözlerine bakmak istiyorum.
İçimde olmasını istiyordum, ta ki karşımda pizza yerken gülen gözlerine aşık olduğum andan itibaren.
Henüz bir lokma içtiğim acı fakat zihnimin tüm kıvrımlarını harekete geçiren kahveyi elimden alıp hemen yanı başındaki ahşap masanın üstüne bıraktı sessizce, karşıdaki tek kişilik koltukta oturan üç renkli kedi sarı gözleriyle yan yana duran iki bardağı takip ettikten sonra başını yeniden patilerinin üstüne yerleştirip gözlerini kapattı.
Yalnızca beş dakika sonra, sessiz ve büyük bir beklentiyle beyaz çarşaflı yatağın üstüne sırt üstü uzanmış ve karşımda, erkekliği dimdik olmuş ve zevkle zonklayan adamın, beyaz pamuklu ve ince kemerli kilodumu bacaklarımdan çıkarmasına yardımcı olmak için kalçalarımı havaya kaldırıyordum.
Ellerin keşfi
Beyaz çamaşırı bacağımın tekinden kurtardıktan sonra çabalamayı bıraktı ve külot olanca berraklığıyla bacağımın tekinden sarkarken baş ve işaret parmağını kalçalarımın arasına yerleştirerek pozisyonumu düzeltti.
Başımı yumuşak yastığa yerleştirip boynumu geriye doğru bastırdım, kıllı göğsüm ve göbeğim yatağın içinde yükseldi. İki parmağı halen bacaklarımın arasındaydı ve bedenimin en gizli yerlerini okşuyordu teklifsizce.
Bacaklarımın arasında iki dizinin üstüne yükseldi ve gözleriyle gözlerimi yakaladı. Elleri bacaklarımın iç yanındaydı, dikleşmiş erkekliğimi bir kaç kez kasarak hareket ettirdim, gözleriyle hareket eden pembe başlı aleti yakaladı, yüzünde memnun bir ifade belirdi.
Yatağın başındaki kayın ağacından, fazla dikkat çekmeyen küçük komodine uzandı. Bacaklarının arasındaki dik erkekliği kaslı bacaklarının içinde ufalıp kayboldu ve yalnızca mürdüm eriğine benzeyen başı dışarda kaldı. Kaslı bacaklarının arasında sıkışan aletinin ucundan bir damla, parlak renkli zevk sıvısı sızdı ve bacağının içindeki kılın üzerine damlayıp oraya yapıştı.
Gıcırdayan komodin
Komodinin gıcırdayarak açılan kapağının içinden, tıpkı az önce başı mor renkli aletinden sızan zevk suyuna benzeyen şeffaf, kırmızı bir ambalaja sarılmış fakat Zevk suyundan daha da yoğun ve ısındıkça teninin kokusunu güçlendiren afrodizyak temalı bir yağ çıkarıp avucunun içine döktü ve avuçlarını oluşturmaya başladı yavaş yavaş. Elindeki kayganlaştırıcının kokusu önce burun deliklerimi doldurdu, sonra genzimde hissettim o keskin kokuyu.
Gözleri gözlerimdeydi, ellerini ayırdı ve sol elinin orta parmağını alt tarafa dayarken öbür eliyle aletimi alttan kavrayıp toplarımla aletimi işaret ve baş parmağıyla oluşturduğu halkanın içinde sıkıştırdı. Sertlemiş aletim alttan bastıran iri ve zevkle şişmiş iki topun üzerinde dirençli bir şekilde sallandı, çenemi hafifçe yukarı kaldırıp zevkle inledim.
O kadar iyi ki. Ne kadar iyi hissettiriyor bu.
Aralanmış kıllı bacaklarımın açtığı yoldan gitmeye karar verdi ve iki parmağını teklifsizce içeri itekledi. Karşı koymadım, fakat daha fazla davetkar da davranmadım. Bu onu iyice kızıştırmış olacak ki halkanın içindeki aletimi ve toplarımı bırakıp teninin ısısıyla iyice kaygan hale gelmiş parlak sıvıyla kaplı eliyle aletimi sıvazlamaya başladı bir ileri bir geri.
Bir ileri bir geri.
Kasılmalarım kendi kontrolümden çıkmaya başlamıştı. Terleyen başımı yumuşak beyaz yastıktan kaldırıp ona doğru baktım. Gözlerindeki ışıltı muazzamdı, bileklerine kadar ıslanmış ellerinden birisiyle içimi keşfederken öteki eliyle erkeklik alametimin kontrolünü eline almış, ne zaman düşeceğimi kestirmeye çalışıyordu.
Ansızın boşalma hissiyle sarsıldı bedenim, bir saniyeliğine durup ne yaşadığımı anlamaya çalıştı, ardından dudaklarının arasından tek bir kelime döküldü; fısıldayarak, tahrik edici ve cesur bir cesaretle...
Güzel.
Sertleşmiş aletim kontrolüm dışında kasılıyor, gevşiyor ve daha dikleşiyordu. Terlemiştim ve göğsümdeki kıllarım terimle kaplanmıştı. Karşımdaki adam yerinde kıpırdandı ve elleriyle yaptığı işi bırakmadan dudaklarını ve dilini meme uçlarımda çevirmeye başladı ve küçük ısırıklar atmaya başladı. Artık kendimi tutamayacağıma karar verdim, fısıldayarak konuşmaya başladım;
Lütfen, dur artık, gelmek üzereyim.
Dilini meme uçlarımdan ayırmadan sağ eliyle kavradığı aletimi serbest bıraktı ve yatağın üstüne adeta yüz metre yüksekten sırt üstü düştüm, derin bir nefes alırken o diğer meme ucuma geçti, sol eliyle hala içimdeydi.
Paketin açılışı
Kafasını kaldırıp gözlerimi gözleriyle yakaladı tekrar, dudağından meme ucuma doğru bir parça salya uzanıyordu.
Açılmamışsın, güzel, darsın. Çölde vaha gibi. Hep dar severim.
Ne diyeceğimi bilemeden kendimi tekrar yatağın üzerine bıraktım. Beyaz çarşafların üstünde zevkten inliyor fakat yine de durmasını istemiyordum, hiç o geceki kadar yorulduğumu hatırlamıyorum.
Adam, camdan içeri serin bir rüzgar dolarken yerinden kalktı ve az önce kendi aletinden akan zevk sıvısına benzeyen kayganlaştırıcı jeli çıkardığı küçük, ahşap ve kahverengi komodinin aynı kapağını a açtı içinde bir kaç saniye arandıktan sonra dışı pembe jelatinle kaplı küçük, kare bir paket çıkardı. İşte beklediğim o an gelmişti.
Gözlerime bakarak paketi ağzıyla yırttı, paketin içinden çıkan pembe ve tırtıklı naylonu dimdik duran ve zevkten kıpkırmızı kesilmiş aletinin başına takıp geriye doğru kıvırıp tek hamlede taktı.
Kelepçe
Bundan sonrası yalnızca sessizlik ve zevkle doldu. Ellili yaşlarındaki ortalama bir adamınki kadar kalın sert ve uzun olan aleti yaklaşık yarım saattir usta işi bir masajla gevşettiği yere dayayıp yavaş yavaş, hissede hissede, benim de hissetmemi sağlayarak içeri itti. Tam manasıyla, gönül rızamla içime girmesine izin verdiğim ilk erkek olduğunu bilmesine imkan yoktu. Kıllı bacaklarımı önce omuzuna aldı, biraz esnetti ve ardından ellerini baldırlarıma indirip bacaklarımı iyice geriye itti ve pembe bir naylonun takılı olduğu, zevkten zonklayan, irileşmiş ve dibi terle ıslanmış aleti bir ileri bir geri kaydırmaya başladı.
Kelepçe gibi sıkıyorsun biliyor musun, bu gidişle hepsini sokmadan boşaltacaksın beni.
Bir yandan da derin nefes alıyor ve kendini dizginlemeye çalışıyordu. Dudaklarının kurumasından ve içimde gidip gelirken iyice irileşen aletin gerginliğinden kendini tutmakta ne kadar zorlandığını hissedebiliyordum.
Kollarımla başını yakaladım ve kendime doğru çekip kulağına yaklaştım, hepsini sok. Yüzümde çarpık bir gülümseme vardı, ardından kollarımı başımın altına aldım ve gözlerimi kapattım.
Bir anlığına vahşi bir şekilde yükselip dizginlenemez bir at gibi ileri geri gidip gelmeye başladı. Bir elimin işaret parmağıyla diğer kolumun altını okşamaya başladım, gözleri orada sabitlendi, avuç içleriyle bastırdığı baldırlarımı sıkmaya başladı, onu çıldırtan şeyin ne olduğunu keşfetmiştim.
Koltuk altımdaki kıllarla oynarken o da da belini daha hızlı hareket ettiriyor ve içimde olanca hızıyla gidip geliyordu. Birden yavaşladı ve üstüme eğilip koltuk altımı yalamaya başladı, bir yandan da ritmiş şekilde belini hareket ettiriyor, hırpani ve ilkel sesler çıkarıyor, keli camdan içeri yansıyan ışığın altında parlarken diliyle koltuk altımı yalıyor ve kolumla göğsümün birleştiği yeri öpüyordu.Y
Yatağın ucunda bir rüya kapanı asılıydı, dikkatimi ona verdim, vücudumun kasılması yavaşladı, güzel, böyle devam et.
İçimdeki hareketleri ritmik, düzenli ve sayılı. Tıpkı zirveye çıkan bir erkeğinki gibi kararlı, istikrarlı ve istikbale ermeye hazır. Nihayet içimde ve ritmik olarak kasılıyor.
Hissediyorum ve ben de kasılıyorum, ilk kez bir erkeğin erkekliğimi fethetmesine izin veriyor ve bundan pişman olmuyorum.
Terden sırılsıklam olmuş kafasını sol kulağıma yaklaştırıyor ve fısıldıyor; içine akıyorum.
---
Görseller Imagen 3 tarafından üretildi.
0 Yorumlar