Elli satırda on paragraf

Bir kaç adam oldu hayatımda. Onlardan ayrılmayı ben seçtim, istedim ve yaptım. Sanırım iki tanesine haber bile vermedim, iki tanesinin de telefonlarına çıkmadım, olanı biteni kendi kendilerine anlayıp hazmetlerini bekledim, sonra kendi yollarını kendileri çizsinler istedim.

Böyle görüp böyle bilmekle alakası yok bu durumun, sadece iki tanesine olanı biteni olanca açıklığıyla anlattığım uzunca mesajlar yazmaya gücüm yetti. Birini hatırlıyorum, karlı bir Ankara akşamıydı, otobüs Ankara'dan gün batımında yola çıkmış, bütün gece yol alarak İzmir'e gelecekti.

O yılbaşında hiç olmadığım kadar yalnız hissetmiştim. Hayatımda ilk kez Ankara'da ev dışında, bir başka evdeki partide yeni yıla girmiş, yeni insanlar görmüş, birlikte kuzu kulağı kokteyli içmiş, kırmızı Hue'nun aydınlattığı bir salonda otururken ilk kez bir başkasının gözlerine bakmıştım.

Ardından hayal kırıklığım yükselmiş, hemen hemen herkes çiftken ben  yine yalnız kalmış ve gecenin ilerleyen saatlerinde en erken uyumaya giden olmuştum. Bu demek oluyor ki yeni değildi yalnızlıklarım; ne ilk ne de son...

İşte o gecenin ertesindeydi elli satırda on paragraf ayrılık konuşmam.

Cesaretim olmadıydı aramaya. AŞTİ'den çıkıyorduk, başladım yazmaya; Temelli'ye vardığımda hikaye çoktan bitmiş ve yaklaşık on geri arama reddedilmişti.

Nasıl, tanıdık geldi mi?

Neden yanımda değilsin diye hesap sormam lazımdı eğer telefon açsaydım. Ne kavga etmeyi istiyordum, ne münakaşaya gücüm...

Herkes çiftken, herkes yeni yıla yanında biriyle girerken ben ısınan şarap kadehime bakmıştım, bu da bana yetmişti.

Onun da yapabileceği şeyler kısıtlıydı, kendi yağında kavrulurken bir de bana bir kaşık fıstık vermeye mecali yoktu, biliyordum.

Hak vermekten başka çarem olmadı, gitmesine izin verdim, ben de gittim, sonra birbirimizden gidemedik, bir başka yılbaşında gittim yanına, oturduk konuştuk. Şimdi biriyle birlikte ve çok mutlu.

Sonrasında daha uzun cümleler kurmaya başladım yalnızlığımı bastırmak için. Her ne kadar artık burada çok kısa cümleler kuruyor olsam da düşündüm düşündüm düşündüm, yazdım, yazdım yazdım...

Kenarda köşede gözden düşüp unutulmaya yüz tutmuş bir kraliçeye yaraşır şekilde.

Ben de tabii tanıştım başkalarıyla. Bolca izin verdim kalbimi kırmalarına. Hatta aylar sonra ilk kez ağladım yeniden.

Cesaretim kırıldı sonra, boş verdim olan biten her şeyi ve herkesi. Eve döneceğim saatleri saymaya başladım, bazen onunla birlikte yattığımız, sevişmeden uyumadığımız mavi çarşaflı, ince yorganlı yatağımı hayal ettim.

Ve bütün bunları şu şarkıyı dinlerken hatırladım:

Daha ne kadar çok şey hak ediyorum da, bakma, hiç biri olmuyor. Belki de yeterince istemiyorum...

Yorum Gönder

0 Yorumlar