Fenerbahçe - Galasaray maçında nasıl tecavüze uğradım?

Yıl  galiba 2008, üniversitedeki işimde çalışırken gidip geldiğim İstanbul seyahatlerinden birisi. Turneye mi ne çıkacağız, onun öncesindeki birkaç gün.

Henüz Galatasaray Mecidiyeköy'deki staddan ayrılmamış. Çocuklar heves ettiler maça gidelim diye. Hayatımda yalnızca bir kez Ankara'da Şekerspor'un yükselme maçına gitmiş birisi için aslında pek de bişey ifade etmiyor Galatasarayla Fener'in maçı. Bana göre maçlar hala büyük kara paraların aklandığı organizasyonlar, yada yaklaşık 22 adamın bir topun peşinden koştuğu anlamsız durumlar...

O yıllarda Garanti'nin Bonus kartını kullanıyordum, tabii banka beklenildiği üzere takımların sponsoru. Aynı zamanda benim şirkette öyle. KDV ödememek için mal gibi para harcıyorlar, bir ara buna değinsem iyi olacak. Biz elimizdeki tüm imkanları kullanarak maç günü saat 5te bilet bulduk. Ben şirketten istedim 2 tane, 2 tane de Garanti ile aldık (50% indirimli), hem de VIP. Stada milletin Mercedes'lerle girdiği özel kapılardan girerek ulaştık. Yanımızda, sağımızda solumuzda ünlü isimler,sadece televizyonlarda gördüğüm yada lüks ciplerle Reina'dan filan çıkan tipler. Bende de maçla alakası olmayan bir organizasyonun saha kartı...

Futbolla aram hiçbir zaman olmadı benim. Küçükken mahalle arasındaki oyunlara bile almazlardı beni, kaldı ki okulda alsınlar. Millet futbol oynayıp geleceğin Ronaldo'şu olmaya çalışırken ben kızlarla çiçek toplamaya filan giderdim. Okulda kendi aralarında pandikleşmecilik oynarlarken ben de onlara katılırdım. Sanırım bu yüzden ailemi bir sefer okula çağırıp kızlarla arasında nefret problemi var bile demişlerdi. Neyse. Biz VIP tribünümüze yerleşmişken, bir taraftan Efes sponsorluğunda biralar gelip giderken ben maçla ilgilenmek yerine yan sıradaki adamın sivri ruganlarını ve balçını kesiyorum. Derken Fener bir gol atıyor ve herkes hüsranla yıkılırken ben 'goool' diye seviniyorum. Insanların yüzüme bakışkarını ve beni orada dograma isteklerini çok net seçebiliyorum. Aman ben ne bileyim canım Galatasaray tribününde oturduğumu? Bedava bilet bulup hava almaya diye gelmişim. Biraz da bira içip kafayı hoş bir hale getirmiştim... Tamam ya, biraz da kestiğim adamla hayallere dalmıştım. Stadta seks skandallarına imza atmayı kim istemez sonuçta?

Yalnız, hayatımda gördüğüm en kalabalık maçtı. Stat hıncahınç doluydu ve sahip olduğum biletler için bir kanalizasyon başında hunharca kurban edilebilirdim ve Mecidiyeköy'ün ortasında yaklaşık 2.000.000 kameranın önünde öldürülen çocuğun katili bulunamazken benimkini herhangi bir arkeolojik kazı çalışmasında tesadüfen lağımı kapatan rögar kapağına sıkışmış halde bulabilirlerdi.

Birlikte gittiğimiz arkadaşlarsa artık beni tanımıyorlar. Sanırım benden utandılar. Çok da umurumdaydı pislikler. Ben de o sinirle ve erişemediğim ciğere mundar hesabı ne bir gole sevindim ne de yenenlere üzüldüm. Bir daha da herhangi bir stadın yanından geçmedim.

Yorumlar

  1. hahaha o 22 kişi senin peşinden koşsun emi :D ben de başlığı okuyunca heh bi bu eksikti diyordum ki olay yarım kalmış -lol- hem balç (bulge) yazarken parantez içinde ne demek istediğini yaz ki kezban kızlarımız anlasınlar ahahahah :D

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.