Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.



Belki de hayatta en çok nefret ettiğim şey, fiziki olarak aldatılmanın ötesinde manevi aldatma ile başbaşa kalmamdır. Bu durum beni ilk aldatma şeklinden daha çok yaralar, daha çok hırpalar ve kendimi daha çok sorgulamama neden olur.


Örneğin...
Herhangi bir ortamda tanıdığımız birileri vasıtasıyla tanıştığımız başka insanların varlığından her zaman söz edebiliriz. Vardır sizlerin de muhakkak böyle arkadaşları; bir yerlerde birşeyler içmiş olabilirsiniz, birlikte keyifli vakit geçirmiş olabilirsiniz filan.

Ben, insan ilişkilerimde her zaman çok zor iletişim kurabilen birisi olmuşumdur. Bazıları 'ay kanım kaynadı' ayağına yeni tanıştığı insanla sıkı fıkı olurken ben bir insanı önceleri uzaktan izlemeyi, onları kendi dünyalarında tanımayı, hal ve tavırlarını incelemeyi ve ardından onlarla kendime ait özel saydığım şeyleri paylaşmayı tercih ederim.

Konuşmak ve herhangi bir konu hakkında konuşmak bile benim için çok özel birşeydir. Kimileri aslında hoşlanmadığı, sevmediği, saymadığı veya yüzüne gülerken arkasından ileri geri konuştuğu insanlarla dahi çok samimi pozlar çizebilirken ben soğuk durmayı, çekingen kalmayı ve yeri geldiğinde uyumsuz gözükmeyi tercih edebiliyorum.

Olayın bir de iki konuşmayla, hoşa giden iki sözle veya benzer şekildeki bir hoşlanmayla 'dostluğa' giden bir tarafı var. İki bira içtik diye dost olduğumuz, aynı ortamda takıldık diye dost kalabildiğimiz yada benzer beğenilere sahip olduğumuz için dost sayıldığımız arkadaşlarım oldu benim. Tıpkı aşk gibi, dostluk kavramı da bana göre, içinde bulunduğumuz çarpık ilişki ağı içinde fazlaca içi boşaltılan, anlamsızlaştırılan ve yeri geldiğinde sömürülen bir kavram olarak karşımızda duruyor.

Aşk gibi tıpkı, dostluğun da kolay elde edilebilir bir şeyi temsil ettiğine inanmıyorum ben. Nasıl aslında 'ilk görüşte aşk'ın adı bir yerde cinsel çekimse dostluğun pek çok insan tarafından görülen yüzünün kesişen hayat çizgileri üstündeki ortak bir nokta olarak tanımlandığını varsayıyorum. Çünkü benim gördüğüm dostluk kavramı, geçmişi çok ama çok eskilere dayanan, zor zamanları kapsayan ve birlikten kuvvet doğar ilkesine dayanan gerçekleri kapsıyor.

Bay Sihirbaz vasıtası ile İstanbul Pride'ında tanıştığımız bir amca vardı. Sevimli, hoş-sohbet, girişken... Orada tanıştıktan sonra birbirimizi facebook listelerine filan da ekleyip telefonla filan görüşmeye başladık. Telefonlaşıyorduk, facebookta filan birbirimize sataşıp eğleniyorduk. Ta ki sivri dilimden nasibini alana kadar; bir fotoğrafını Azis'e benzettim ve o gün o 'sıkı dostluğumuz' yara aldı.

Sik üstünde saksağan, gel bize bağzı bağzı.

Bazılarınızın dostluk kavramı, sadece yalnız ve çoğu zaman da aşk acısı (!) çekerken ki süreci kapsıyor. Yediğiniz sikin tadını unutamayıp terk edildikten sonra kendinizi parmaklamak yerine gelip omzumuzda (telefonun ahizesinde olsanız da fark etmez) ağlarken en iyi dostunuz oluveriyoruz, yeni bir sikin üstünde engin gökyüzünde uçtuğunuzda ise birden biz 'dostlarınız' yavaş yavaş arkadaşlığa, sonunda da görmek istemediğiniz insanlara dönüşüveriyoruz.

Ben sana sevgilimin yanında yarım saatimi ayırabiliyorsam, sevgilimle geçirdiğim tatilimin ortasında yediğin sikin tadını bana anlatırken ben seni dinliyorsam eğer, sana değer veriyor ve seni önemsiyorum demektir. Bundan mütevellik samimiyetine dayanarak yaptığım yakıştırmalar veya laf sokuşlarıma da katlanmanı bekliyorum demektir. Çünkü 'dostum' dediğin bir insana her türlü kaprisi yaparken kendinden de birşeyler vermek zo-run-da-sın.

Öyle dostluk anlayışının tam ortasına bütün gün biriktirdiğim balgamımla tükürürüm ben. Sizinki karşılıklı keyifli menfaat ilişkisi değil alenen asalaklık, parazitlik, kan emiciliği.

'ay çok tatlısın, beline kuvvet, daşşağına bereket' diye egonuzu okşarken her şey yolunda ama.

Sivri dilim, bazı insanlar için daima bir eğlence kaynağı olsa da, bazılarını da son derece rahatsız etti. Söylediklerimden sonra facebook profillerini kapatıp rumuz değiştirenler, bloke koyup söylediklerimi kendilerinden uzak tutmaya çalışanlar oldu. Bu tavrım, çok temel insan ilişkilerine olan bakış açımı ve yaklaşımımı ifade etmem için kullanmaya devam edeceğim bir gerçek. Çünkü yapmacık ilişkiler, maddi veya manevi çıkar üstüne yükselen ilişkilerden son derece rahatsız oluyorum. Alan razı, satan razı olabilir fakat git gide yozlaşan bir toplumun parçası olmak istemiyorum. Hepsi bu.

0 yorum:

Yorum Gönder