Not defterinde kalanlar - 1

Bir kaç ay önce not aldığım ve yayınlamayı unuttuğum bir kaç paragraf...

Ay ışığı siyah kilodumun içindeki küçücük ufaklığa sanki yükte de ağırmış gibi değer katarken ben kafama bir Anamur muzunu dayayarak intihar psikolojisini test etmeye çalışıyorum amansız,  yapay ve olabildiğince gerçekçi hissederek.

Yapmam gereken yada yapmalıyım! diye kendime baskı kurduğum o kadar çok şey var ki, mesela kursu bırakıp iş mi bulsam diyorum ama bir taraftan da hafta içi saat 9 da kalkabilme lüksümden de vazgeçmek istemiyorum.

Yada artık bir arabam olsun istiyorum. Talebimde öyle az buz bişey değil,  Mercedes'ten aşağısı kurtarmıyor mesela.


Hayat böyle anlamsız akıp giderken bazı sorumlulukları üstümden atmak için yeni sorumluluklar almaya hazırlarken buluyorum nacizane amorfluktaki bedenimi.

Bir taraftan da sanırım artık 'bear' olmak da istemiyorum. Bunda verdiğim yaklaşık 10 kilonun etkisi de var, annem filan inanmıyor ama. Gerçi ben bile inanamıyorum daha.

541 numaralı otobüsten kalıcı olarak kurtulabilecek miyim, önümüzdeki günlerde göreceğiz.  Fakat Sinan'ın yakınından bile geçmediği halde Sincan Metrosu olarak pazarlanan sistemin kalitesinden ve içindeki havanın temizliğinden şüphelerim olacak. Ha, unutmadan bir de, Eryaman 3-4 istasyonu 5M Migros'un yanında, yani 5. Etap denilen yerin tam ortasında.
...
Damızlık yada tohuma kaçmış kızların KPSS sınıfındaki çabaları sürüyor. Alel acele sınıfa girmeler kollarında sahte marka çantalarla yada gelen telefonla dersin ortasında çıkıp gitmelerse beni benden alıyor. Üniversiteyi nasıl bitirdiniz lan siz bu kafayla? Hiç mi kulağınızı çekmedi sizin eEğitim bilimlerindeki pedagoji profesörünüz? Bi de genel olarak gözlemlediğim en büyük ayıp, soru sorduğumda, birşey söylemek için döndüğümde yada "Günaydın" dediğimde en sevimli halimle, neden surat asıp sanki kıyıda köşede sizi taciz etmişim gibi bakıyorsunuz suratıma? Lan kraliçe olan benim, farkında değilsiniz galiba? Anladık evlisiniz ve kocanız başka bir erkekle konuşmanıza bozuluyor da, yarın bir gün es kaza atandığınızda ne yapacaksınız siz? Kocanız bozuluyor diye insan ilişkilerini askıya mı alacaksınız?

Ayrıca hiç biriniz tipim değilsiniz. Çirkin şeyler. Koca kıçınıza geçirdiğiniz likralı kot görünümlü taytla ve üzerindeki dökümlü açık sütlü kahve rengindeki bluz ve sahte mücevher kombinasyonu ile mi etkileyeceksiniz erkekleri tanrı aşkına? Ayakkabılarınızın bile yüzüne bakılır bi tarafı yok. Sahte, plastik topuklu, süet görünümlü ve basit. Tanrı bilir ki su da alıyordur.

Bazen gülümseyerek bakıyorum ya size,  hoşlandığımdan değil,  acıdığımdan. Mesela şu arka sıradaki hanzo atı ele alalım. Bütün dersleri sıraya at gibi tüneyerek dinliyor ve  sınavlardan 80 alıyor. Benim ondan eksik olan tarafım yalnızca donanım farkım mı yoksa gerçekten bir yerlerde bir yazılımsal hata var mı? Karmaşık işler, çıkar çatışmaları ve amansız bir yarış.

Öleceğim günü daha bir iple çeker haldeyim bu aralar.

Yorumlar

  1. Evlenince ne oluyor allah aşkına... Kadınlar bir tuhaflaşıyor, adamlar bir tuhaflaşıyor... Hepi topu imza attın... Haller tavırlar bir başka, kocam şöyle istemez, böyle der, şöyle yapmamalıyım... Gerçekten de işlerinde ya da günlük hayatlarında nasıl iletişim kuruyor bu acayipler?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. küçük bi zümre haline geliyorlar bir süre sonra. yalnızca evli arkadaşlarıyla görüşüp başkasına selam bile vermeyen bir hale geliyorlar.

      Sil
  2. millet derse odaklanırken sen onlara odaklanmışsın işte o yüzden 80 alamıyorsun :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ay ders dinlenecek gibi değil. başlı başına bir zevaldi o süre. ayy.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.