Geylerde özgüven patlaması: Beyaz Snoopy marka PC kulaklığı ile sokağa çıkmak

Son zamanlarda, dünyadan ne görürsek benzersiz şekilde kopyalama eğilimimiz kendini güzide sokaklarımızda fazlasıyla gösteriyor: İstiklal Caddesinde, Atatürk Bulvarında, Bahçeşehir'in arka tarafındaki herhangi bir ara sokakta yada Sincan'ın gözleriyle sizi yiyip bitiren meraklı teyzelerle dolu çıkmaz yokuşlarında.

Bunlardan birisi de üzgünüm ki devasa kulaklıklarla sokağa çıkma sapkınlığı. Bunun, Türkiye'de çoğunlukta olan haliyle, çirkin bir yoldan çıkmışlıktan farksız olduğunu iddia ediyorum, evet. Dilerseniz üzerimize rahat bir şeyler alıp bunu Kadıköy'deki daşşaklı boğa heykelinin önünde tartışabiliriz, belki Biseksüel'de gelir. Yüz görümlüğümüzü alırız.


Dünya çapındaki bu sansasyonel (olduğu kadar ucuz ve sıradan) akımın etkilerini başta YouTube uhrevi ve evrensel kanallarda yayınlanan ve seviyesi; herhangi bir anaokulunda günün yaklaşık on saati ikamet eden, pelteye dönmüş beyniyle çiziktirdiği bir kaç satırdan daha yukarıda bir yerlere konumlanamayan fakat ne hikmetse milyonlarca para bütçesi olan, her biri ucuz birer rezaletten farksız olan video kliplerden filan görüyoruz. Zaten başka bir yerden dünyaya açılmak gibi bir fırsatımızın da olduğu söylenemez; ne yani Ekin TV'de yayınlanan amatör kliplerle mi dünyaya açılacağız? Kaliteli ve iyi hoparlörle bezenmiş kulaklıklar, güzide zenci arkadaşların üzerinde olmak üzere tüm YouTube kanallarda baş köşede.

İyi güzel, belki yüzlerce lira verip iyi bir Schneider yada Beats Audio alırsam ben de böyle bir şeyi sokakta gururla takarım etrafıma gösteriş yapmak istediğimde (halbuki kulaklığa kadar başka neler var sırada) fakat...

Nasıl desem...

Daha fazla eleganlaşamayacağım, kusura da bakabilirsiniz.

Abi Snoopy markalı beyaz ve mikrofonlu PC kulaklığı ile sokağa çıkmak ve yetmezmiş gibi toplu ulaşım kullanmak da neyin nesi? Kablosunu da aşınmasın ve daha uzun dayansın diye selobantla iki kat sarmış, Rihanna, Şakira, Jenifır Lopez filan dinliyor gözlerini camdan dışarı daldırarak.

Anlıyorum, özeniyorsunuz hiç bir zaman ulaşamayacağınız refah seviyesindeki bireylere, fakat siz, üzgünüm ki o vücudu çeşitli esansiyel özlü yağlarla parlatılmış, kilolarca altını aksesuar olarak takan (senin gibi iki tane çeyrek altını, zar zor yatırım amacıyla almamış) kaslı ve iri, altına yatılıp at gibi uzun ve pembe başlı cinsel uzvu dört kez arka arkaya ara vermeden gevşetilesi ve adına erkek birey denilesi kişiler değilsiniz ki MSN'de veya daha modern haliyle Skype'ta yada Camfrog'da cam2cam yaptığınız üzeri atmıklı beyaz Snoopy markalı teki patlak, komik kulaklığınızla hoş görünün.

Bari biraz daha ver de Sony mony bişey al.

Size önerim, acil olarak o kulaklıkları daha mütevazı şeylerle değiştirmeniz olacaktır yoksa sizden sokakta karşılaştığımızda yüzümü kapatarak ve salyalarımı iki yanıma saçarak kahkaha atmama bozulmamanızı rica edicem.


Komiksiniz yani abi; tip desen tip yok, boy desen yerden azıcık yüksektesiniz, yüz desen yüzüne bakılamayacak özensiz ve bakımsız, kara-sarı sigaradan leş rengine dönmüş tenini gururla sergiliyor yetmezmiş gibi, çıkmayan bıyıklarıyla ve sakalıyla süslemiş etrafını. Hala kendini güzel mi sanıyor acaba yada pembe panjurlu evini birlikte inşa edeceği yakışıklı prensi o haliyle mi bulacak?

Bi de kulağuna beyazlı, fosforlu yeşilli - turunculu PC kulaklığı takmış haspam. Renkler de bambaşka bir olay zaten. Geylerde özgüven patlaması zirvede. Hadi anlarım, şu fotoğraftaki gibi yakışıklı ve kendine her bakımdan dikkat eden bir yakışıklı olursunuz, tolerans göstereyim.

Marsık gibisiniz ayol çoğunuz. Chirkinsiniz.

Böylelerini eskiden apar topar Bakırköy'e kaldırır günde  üç posta çamaşır sularıyla çitilerlerdi renkleri azıcık açılsın da insana benzesinler diye.

Bakımsızlık ne zaman doğallık oldu bi defa hem?

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamam, peştemalli ahlak bekçileri ve herşeye rağmen iş tutan lateks gaylar

İzmir'deki şer yuvası: Kemeraltı coğrafyası

Dostluk anlayışınızın içine tükürme zamanı.