Kendi halinde sürüp giden, gereksiz gürültüden etrafta olmasına pek de gerek olmayan kişilerden mümkün olduğu kadar arındırılmış bir ömrün ortasında bir yerlerde olduğumu varsayarak karşıladım kırkıncı yaşımı.
Her seferinde başka topraklarda olmayı planlamama rağmen yine memlekette; Ankara'da, şehrin içinde olmaktan en çok keyif aldığım civarında, Kuğulupark'ın orada bir yerdeydim.
İtiraf etmek gerekirse eğer, çocukken kırk devasa bir yaştı.
Kırk yaşında adam / kadın denirdi insanlara; ne ara o kadar yıl, o kadar yol, o kadar şehir, o kadar şarkı o kadar insan geçti; bugünden baktığımda hiç bir şey anlamadan geçti gitti onca yıl.
Ben daha yedi yaşıma girdiğim günü hatırlıyorum oysa ki.
İlkokula devam ettiğim sırada, sınıfın kapısından çıkarken taşıdığım yedi yaş gururu halen sırtımda. Doğum günüm diye küme çalışmasında, kümedeki diğer çocuklara konuları dağıtma işi bana verilmişti. Çok şeyi başarmış gibi böbürlendiğim bir andı.
Eğer o gün kırk baksaydım gerçekten çok uzak görünürdü herhalde. Halbuki öyle değilmiş; önce otuz geldi, sonra otuz beş; otuz altı mıydım yedi mi; kırk değil daha otuz dokuz derken ...
Bugün çantamda ne kadar çok hikaye olduğuna ben bile şaşırıyorum. Bu hikayeleri yazmak kalbimi yaralayan öfkenin çoğunun gitmesine imkan verdi mesela, çok fazla kişiyle ve eşyayla da vedalaştım. Ama Santoni ve Doucal’s koleksiyonum duruyor.
Büyük hırsların yerini sabah sakinliğinde içilen çeşit çeşit kahveler aldı, dolayısıyla önce kendimle daha sonra etrafımdaki insanlarla kavgam azaldı. Artık insanların değişmesini arzu etmek yerine oldukları gibi kabul etmeye çalışıyor, yoluma devam ediyor ve kin tutmamaya çalışıyorum.
Gülüp geçtiğim çok oluyor olana bitene.Hem de bunu antidepresan kullanmadan başardım (eğiliyor ve kendi omuz başıma bir tebessüm konduruyorum).
Hayat beni öyle devasa şeylerle sınadı diyemeyiz pek. Ben de tabii herkes gibi küçük dalgalarda küreklere asıldım, belki çok fırtına geçirmedim ama geçirenlerden hep bişeyler kaptım, bunlar da benim kazancım oldu.
Yaşadıklarım doğru ve yanlışlarımla beni ben yaptı, hayatımın kesiştiği herkesin bende öyle ya da böyle bir parçası vardır.
Kırkla birlikte gözüm daha iyilerde. Bakalım kırk bana neler gösterecek.
0 Yorumlar