Bunu da başardın oğlum, tebrik ediyorum seni deyip ılıkla sıcak arasında bir yerde akan suyun altında omuz başımı öpmeden hemen önce, sıfır kilometreden bir tık daha çok kullanılmış, yerden yüksek ve nihayet koyu renkli bir otomobilin kapısını henüz kapatmış ve kapıları az önce minik bir törenle teslim aldığım uzaktan kumandalı anahtarıyla kilitleyip kendimi bir hışımla Kemeraltı'a atmıştım.
Her özel anın, gündüzün, gecenin ya da bitmek bilmeyen ucuz bahanelerle kutsanmış herhangi bir günün sıradan bir saatinde olduğu gibi, belimdeki peştemali azıcık yukardan, tam göbeğimin üstünden bağlamış ve umutsuz bir çabayla yürürken küçük frikikler vermeyi ihmal etmeyerek kendimi göbek taşına atmıştım.
Öte yandan, halen mesai saatleri içinde ofiste değil de Kemeraltı'nın dehlizlerinde olmayı matah bir şekilde, sisteme karşı kazanılmış bir zafer sayıyordum. Halbuki önünüdeki bir yıl boyunca kredi taksiti ödeyeceğim. Artık ne tür bir zaferse bu.
En son böyle bir şey yaptığımda Kemeraltı'nda devam ettiğim falcı halen fal bakmaya devam ediyor ve beni bölgede bir mülkümün olduğuna ikna etmeye çalışıyordu. Sonra düşüp kalçasını kırdı, piyasadan çekildi ve artık iflah olmadığına dair dedikodular duymaya başladık. Son haberlerse şehrin ileri gelenlerine pahalı fallar baktığıydı.
Max. pabucumun zaferi. Bir yıl içindeki tüm ayakkabı alışverişleri de donduruldu bu arada.
Bununla birlikte, arabanın noter satışını beklerken, artık sürdürmediğim WhatsApp yazışmalarını temizlerken, Cookie Monster'ın yeni profil fotoğrafını görmüş; onun o harap olmuş, ağzı burnu başka yana kaymış, gereğinden fazla yıpranmış ve oldukça yaşlanmış haline, muhtemelen artık kimsenin bakmayacağına kanaat getirip keyifli bir gülümsemeyle olan on - on beş satır konuşmayı da silmiştim.
Birileri onu çatır çatır sugar daddy yapmış da olabilirdi kendine. Bir an için ona hiç oral seks yaptırmadığımı hatırladım. Keşke bir kez dudaklarında ve damağında kayma imkanı yakalasaydım.
Konuya dönecek olursak, sarı sitede satmak istediği arabası için benden listeleme yapmamı istemiş, hemen öncesinde de yaklaşık yüz yıllık bir aranın ardından profil fotoğrafıma övgüler düzmüş, arada henüz bir dakika bile yokken sadede gelivermişti.
Halbuki bir zamanlar beni düzmesi için üstüne Londra'ya giden bir A380'den bir bileti almayı teklif etmek bile geçerdi aklımdan. Öyle bir beardım, neler görmüş neler yaşamıştım, anlatsamdı ya biraz.
Hayır demeyi başarmış ve muhabbeti kesmişim. İyi olmuş, ağlattıklarına sayacak o.
Hayatta çok az şey aşık olduğun adamın tükenişini görmek kadar haz verir bir adama.
Neyse.
Artık sizler ne kadar muhafazakâr ve konservatif birisi olduğumu biliyorsunuz, bu nedenle aklınıza gelebilecek herhangi bir boyutta kendimi övmeye ve çitilene çitilene anca kırk bir buçuk tas suyla doldurulmuş mermer bir hamam kurnasına batırılmış Hacı Şakir sabunuyla arındırılabilecek göstermelik sütten çıkmış ak kaşıklığımdan bahsetmeye gerek duymuyorum.
Yerden anca dört ya da beş basamak yüksekte konumlandırılmış mermer bir taşa oturduğumda o, karşımda kendi muhafazakâr bakış açısını muhtemelen başına vurmuş erkek tipi azgınlığı nedeniyle bir kenara bırakmış ve hayatının geri kalanını diğer erkeklerden biraz şefkat görmek ve onlardan kapsamlı bir şekilde medet ummak suretiyle peşin olarak cehenneme çevirmeye mecbur bırakmış bir başka erkeğin olanca açık sözlülüğü ile peştemalini cüretkar bir tavırla sıyırıp en fazla on yedi santim uzunluğundaki biçimli aletini sıvazlamaya başlamıştı.
Aynı yerden yüksek mermer taş, bir önceki ziyaretimde ecelim oluyordu, o başka bir yazının konusu.
Oynaşmaya geri dönüyorum, tam da sevdiğim gibiydi alet.
Hâlbuki biz, karşılıklı birer kahve içerken altın piyasasındaki gelişmeler ve bunu ekonomi üzerine olan etkilerini konuşmaktan epey uzaktaydık.
Gelsene yaptım elimle. Kolay mı, önce çekindi, karşısında 120 kiloluk kıllı ve bir Hagrid kadar olmasa da iri yarı bişey oturuyordu. Yerinden kalktı ve sabunu ideal bir kayganlaştırıcı sanarak matah bir şey gibi sıvadığı sertleşmiş aletini ağzıma yaklaştırdı.
Sabununu yıka dedim emir veren bir tonda. Her an aşık olabilme ihtimalimi göz ardı ediyor ve kollarımı iki yanımda sarkıtarak alacağım hazzın lezzetini yükseltmeyi arzu ediyordum.
Bir şlop sesiyle birlikte zevklenmiş ve zirveye çıkmasına ramak kalmış dik erkekliğini damağımda hissettiğimde bu ödülü hak ettiğimi ve başarılarımla daha çok övünmem gerektiğini düşünüyordum.
Bu adamı, serçe ve belirli bir işlevi konusunda hala tartışmalar olan dördüncü parmağına taktığı altın yüzüklerden başka özel kılan bir şey yoktu. Yalnızca bir erkek olarak bir başka erkeğin kendisine zevk vermesinden hırpani bir zevk duyuyordu.
Hangimiz duymuyorduk ki?
O sırada muhtemelen Avrupa'dan bir yerlerden bir uçak iniyor ve sesi hamamın karanlık kubbesinde belli belirsiz vınlıyordu.
Henüz zevke geldiğini hissetmediğim sert aletini ağzımdan çekti ve bana saatlerce gelen bir süre boyunca önüme, bacaklarının arasından, mermer zemine akan beyaz renkli dölün damlayışını izlettirdi. Bu kadar çabuk mu?
Domine mi ediliyordum yoksa saçma sapan bir şeyler dilediğim bir an, bir yerlerde bir dilek kapısı açık mı kalmıştı?
Bir kayanın üzerinde dimdik duran ve arkasından yükselen dalgalara meydan okuyup yıkılmamak için zar zor dengesini sağlayan fakat sonunda bir damla göz yaşı eşliğinde kapanış yaşayan Lady Gaga gibi olmasam bari.
Öte yandan bence bir önemi de yok çok fazla bir şeyin, yumuşamış yarağı dibinden tutup sanki aynı zevk dalgasıyla tekrar dolabilecek gibi yanaştırdı, gözlerimi kapattım ve ekşi döl tadı geldi dilime, sorun etmedim. Lütfen dedim keyifli bir homurtuyla, biraz daha.
O anda düşündüğüm tek şey, olan biten pek çok şeye rağmen hayatta kalmayı başarmak, bir şeyler için birikim yapmak ve bu birikimi nihai bir şeye dönüştürmeyi başarmaktı.
Dönüşü muhteşem olan ve görüşmeleri için Ataşehir'deki bir rezidansta kiralık tutmayı tercih eden influencerın sesini duyar gibi oluyorum; affferim sana. Hemde içinde yaklaşık 21 tane f harfi koyarak.
Hayattaki bir çok şeyin ve kişinin canı cehenneme; hatta görmüş geçirmiş bir edayla büktüğü dudağıyla kameraya düşmüş göz kapaklarının ardından bakan zavallı Cookie Monster ve onun kalktığında anca on üç santim olan yarağının da.
Oğlum sen bugün hayatında etrafındaki bir çok kişinin anca hayalini kurabildiği yepyeni bir devir açtın, bu sakso onun kutlaması...
0 Yorumlar