İnsanların güzel yada çirkin olmasının, albenilerinin olmasının ya da itici olmalarının neye ve kime göre hangi kurallarla netleştiği konusundaki görünmez belirsizlikle dertlerim var.
Saygısızca, adeta röntgenler gibi değil de, kendi rızalarıyla bakış atmak istiyorum o hayatlara.
Filan.
Şu anda şehrin en popüler alışveriş merkezinde oturuyorum. Sonbaharın başında olduğumuz halde hava sıcak ve bahçede üzerimde yalnızca bedenimi komple saran bir tişörtle oturup kahvemi fırtlatıyorum büyük bir özlemle.
Gururla taşıdığım ve bir meşaleden ibaret bardağımsa tabii ki elimde.
Bazı insanlarla göz göze geliyoruz. Beğenmenin, beğenilmenin, yatmayı hayal etmenin, pantolonlarının içindekilerinin detaylarını, öpmenin yada onunla sevişmenin nasıl bir şey olduğunu merak etmekten çok öte bir bakışma bu.
Adeta hayatının içine girip orada kendime bir yer açma ihtiyacı. Evli barklı bearım, halen böyle zaaflarım var.
Acaba eve gittiğinde neler yapıyor?
Ayakkabılarını nasıl çıkarıyor, çorapları ne renk? Evinde kim varsa artık; ona sarılıyor mu, sarıldığı kişinin kokusu nasıl yada doğrudan banyoya gittiğinde ve aynaya baktığında düşündüğü ilk şey ne?
Kendine baktığında ne hissediyor? Nefret mi, keder mi, beğenme mi?
Filan.

0 Yorumlar